BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Korkmaya başlamıştı geleceğinden...

Korkmaya başlamıştı geleceğinden...

Kızıl saçlı, şişman yüzlü komisyoncu, Yakup'u kapının önünde görünce bir gün önceki gibi fırladı ayağa:



Kızıl saçlı, şişman yüzlü komisyoncu, Yakup'u kapının önünde görünce bir gün önceki gibi fırladı ayağa: -Vay, hoş geldin hemşehrim, hah, hah, hah... karar verdin değil mi? Sana söylemiştim, en uygun ev bu. Hüsamettin'i görünce durakladı: - Ağabeyimiz yakının mı? Yakup gülümsedi, heyecanla başını salladı: "Ağam sayılır." Diye böbürlendi. - Hoş geldin ağabey... Gelin, girin, bir çayımı için. Dışarıya uzattı başını: - Oğlum, üç çay getir, sallama sakın, adam gibi... Misafirim hatırlıdır. Yerine geçip oturdu. Şişman yüzü kızarmıştı bağırmaktan. Küçük ama zekice parlayan gözlerini kısarak baktı karşısındaki iki adama: - Eh, anlatın bakalım, karar verdin değil mi hemşehrim.. Yanılmıyorum ya? Yakup başını iki yana salladı: - Halit ağabey, karar verdik. Hanımla da konuştuk, ağama da sordum. Uyar bize dediğin yer. Gidip görsek diyorduk. - O kolay, arabam var, götürürüm sizi. Peşinata falan itiraz yok değil mi? Yutkundu Yakup, yardım ister gibi baktı Hüsamettin'e. O ise umursamaz bir tavırla etrafı inceliyordu. - Biraz kolaylık yapsan iyi olurdu ağabey. Halimizi anlattık dün biliyorsun. Adam düşünür gibi yaptı. Parmakları etliydi. Şakağına dayadı işaret parmağını, dudaklarını komik bir şekilde büzdü: - Eh, bak seni sevdim, beş aylık peşin ver haydi. Bir ay müsaade sana. Yalnız kiranı vaktinde ödeyeceksin. Bu evin sahibi Almanya'da... Vekaleti bende. Her ay muntazaman ister parasını. Başını salladı Yakup heyecanla: - Tamam ağabey, bizim borcumuz namusumuzdur. Hiç meraklanma. Sevinmişti bir ay az peşin ödeyeceğine. Hiç olmazsa o parayla ev için eşya alırdı. Korkmaya başlamıştı geleceğinden. Çayları içtikten sonra komisyoncunun arabasına binip Hüsamettin'lerin oturduğu yokuşu tırmandılar yeniden. Daha da yukarıya çıktılar bu sefer. Çevre mezbelelik bir görüntü içindeydi. Etrafta yarı kalmış inşaatlar, sıvasız evler ve bir gecede kondurulduğu belli olan gece kondular vardı. Bunlardan birine doğru yürüdü komisyoncu. Altı kırık tahta kapının üzerindeki asma kilidi açtı, gıcırdayarak açıldı kapı. İçeri girdiler. Korkunç bir rutubet kokusu yaktı genizlerini. Adam atıldı: - Uzun zamandır kapalı ya... Havasız kalmış içerisi. Duvarları içine çivit katılmış kireç badana ile boyanmıştı. Bir oturma odası, bir mutfak bir de küçücük bir odadan ibaretti. Tuvalet bahçedeydi. Bir kuyu kazılmış, etrafı dört tahta levhayla çevrilmiş, tepesine de tenekeden bir dam yapılmıştı. Hayal kırıklığı ile baktı Hüsamettin'e Yakup: - Ne dersin ağabey, pek virane değil mi? Hüsamettin alaylı bir şekilde güldü: - Ne bekliyordun oğlum, villa bulacak değildin karşında herhalde. Şükret bunu buldun... talihlisin yine. Komisyoncu hemen tasdik etti onun sözlerini. Kendisine bir destek bulduğu için memnundu: - Sen de çok şey istiyorsun oğlum, hem oğlan olsun, hem de tosun olsun diyorsun, nerede görülmüş bu... Ağabeyin dediği doğru, villa olacak hali yoktu bu paraya... Beğenmezsen sen bilirsin. -Telaşla itiraz etti Yakup: - Yok Halit bey, beğendim, tamam.. Tutalım... Adam keyifle gülümseyerek anahtarı uzattı. Yakup korkarak aldı iki asma kilit anahtarını. Dikkatle yerleştirdi cebine... ¥ DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT