BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Yarına hazır olmak

Yarına hazır olmak

"Sevgili Peygamberimiz, bugün gerçekleştirilmesi gereken bir işi, yarının yüklü programları arasına katmanın ve manasız bir ertelemeyle işleri savsaklamanın perişanlık ve hüsran sebebi olduğunu ciddiyetle vurgulamıştır."



Kur'an-ı Kerim'de "Her insan yarın için ne hazırladığına bir baksın" (Bkz: El Haşr, 18) buyurulmuştur. Yarın veya gelecek, hayatımızın geri kalan kısmıyla, ölümden sonraki sonsuzluğa uzanan çok geniş kapsamlı bir kavramdır. Ve geleceğe hazırlanmaktan söz ederken; hem bu günden itibaren hayatımızın noktalanacağı ana kadar geçecek zaman içerisindeki bütün amel ve davranışlarımızı, hem de bunların kesin karşılıklarının alınacağı âhiret hesaplaşması gerçeğini gözönünde bulundurmak mecbûriyeti vardır. İnsan, ister dünyada olsun, ister ahirette olsun bugünden yarına uzanan düşünce ve teşebbüslerinde gelecekte yüz ağartan bir sonuçla karşılaşabilmek için niyet ve aksiyonlarını mutlak surette bir düzen ve disiplin içine koymak zorundadır. Yarına hazırlanmak, planlı, programlı olmayı gerektirir. Derbeder, sorumsuz ve ölçüsüz insanların gelecek endişesi içinde olduğunu iddia etmek mümkün değildir. Yarının kaygıları içindeki insanlar, bugün ellerinde bulunan maddî ve ma'nevî fırsat ve imkânları hoyratça harcamazlar. Yüce Peygamberimizin, dünya hayatı için olduğu kadar ebedî hayat için de değişmez bir düstur olarak kabul edilecek emir ve tavsiyeleri özellikle ona sadakatla gönül vermiş müminler için bulunmaz bir ni'mettir. Bugünün işini yarına bırakma Sevgili Peygamberimiz, bugün gerçekleştirilmesi gereken bir işi, yarının yüklü programları arasına katmanın ve manasız bir ertelemeyle işleri savsaklamanın perişanlık ve hüsran sebebi olduğunu ciddiyetle vurgular mahiyette: "Heleke'l-Müsevvifûn" yani: "İşleri sürekli sonraya erteleyenler mahvoldular" buyurmuşlardır. Bir de Yüce Peygamberin yolundan gitme azminde olanlar O'nun: "İki günü birbirine denk olan aldanmıştır" uyarı ve öğüdüne kulak vererek bugününü dünden; yarınını bu gününden daha kazançlı ve başarılı hale getirmenin ciddî atılım ve teşebbüsleri içinde olacaktır. Bütün bu hayati prensiplerin bizi manevî yaşayışımız noktasında terbiye ederken, aslında bilim, teknik, teknoloji ve uygarlık alanında önemli ilerlemeler kaydeden fert ve toplumların başarıya ulaşma ilkeleriyle ne kadar bire-bir örtüştüğünü de gözardı etmemeliyiz. Yazının baştarafında söz konusu ettiğimiz âyet-i kerîmede bir takdimden, yani sunuştan söz edilmektedir. Aslında bu sunuş, ahirette ilâhi huzûra sunulacak işlerin takdimidir. İnsan, bir hayat boyu ister âmir-memur münasebeti içerisinde olsun, ister öğretmen-öğrenci ilişkisi çerçevesinde olsun üzerine vazife olan hazırlık ve işlerin sonuçlandırılmış halini sunarken bütün benliğini saran bir heyecan hisseder. Bazen bu heyecan, beğenilmeme veya reddedilme korkusuyla, bazan da takdir edilme ümîdi ile insan ruhunda farklı akisler meydana getirir. Bütün bu duygular ve yaşanılan halet-i rûhîye bir bakıma belki de insanı ilâhi huzurdaki sunuşa daha şuurlu ve temkinli bir hazırlığa yöneltir. İlâhi rızaya ermek için... Ölümden sonraki ebedi hayata imanı olan bir insan, dünyada yaşadıklarının bütün detaylarıyla ortaya döküleceği (bkz. El Kehf, 49) gün huzûr-u Hakk'a ne ölçüde ciddi ve önemli bir şeyler takdim etmesi gerektiğini daha bu dünyada iken düşünmeli ve bunun hummalı hazırlığı içine girmelidir. Aksi takdirde âhiretteki onulmaz pişmanlıklar, âh-u figanlar hiçbir yarar sağlamayacaktır. Ebedî hayatın gerçek saadetine ermek isteyenler bu mutluluğun vazgeçilmez şartının sunduklarımızla ilâhi rıza ve hoşnutluğa ermek olduğunu unutmamalıdır.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109330
    % -0.31
  • 3.867
    % -0.62
  • 4.5554
    % -0.6
  • 5.158
    % -1.19
  • 156.209
    % -0.25
 
 
 
 
 
KAPAT