BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Avrupa Birliği'nin cemaziyülevveli!..

Avrupa Birliği'nin cemaziyülevveli!..

Eskiler birilerinin veya herhangi bir olayın herkes tarafından bilinmediği var sayılan veya bilinmesinde fayda görmedikleri ayrıntılarını anlatabilmek için "Biz onun Cemaziyülevvelini de biliriz!" diye söze başlarlar kötülemekle uyarı arası ayrıntılara girerlerdi.



Eskiler birilerinin veya herhangi bir olayın herkes tarafından bilinmediği var sayılan veya bilinmesinde fayda görmedikleri ayrıntılarını anlatabilmek için "Biz onun Cemaziyülevvelini de biliriz!" diye söze başlarlar kötülemekle uyarı arası ayrıntılara girerlerdi. Şimdilerde en moda ve yaygın konu AB'dir. Herkes heryerde onu konuşuyor. Biz de hasbelkader, içinde bulunduğumuz ve aslında üstelik içtenlikle taraftarı bulunduğumuz bu konunun Cemaziyül-evvelini şöyle bir özetlemeye çalışalım dedik! Geçen haftaki yazımızda söz vermiştik.  Efendim, Eski Yunan ve Çin kendi başlarına bir dünya oluşturduklarına inanır ve kendilerinden olmayanları Barbar sayarlardı. Ama ne Delphina'nın muhterem ve muhteşem göbeği, ne de Çin imparatorunun altın tekerlekli Pus pus'unun toprakta bıraktığı izler gerçek dünyanın sınırını çizmeye yeterli değildi. Kendi sosyal ve siyasal sistemi içerisinde, başkalarınınkini de kabul ve karıştırabilen ilk Devlet Roma olmuştu. Avrupa'nın sınırları Marathon'dan Salamis'den başlar sanılırdı... İstanbul'un yarısından ötesine gidilmezdi. Hazreti İsa'nın yeryüzündeki vekili, Roma da ikamete başladıktan sonra Dünyanın vahdeti birleşmesi ve bütünleşmesi fikri Hıristiyanlıkla özdeşleşmeye başlandı. Onlara göre dünyada sadece Hıristiyanlık vardı. Bunun dışındakiler barbar sayılırdı. Dikkate değer olan husus, İslam ile ilk karşılaştıklarında bunlara Arap, Türk vs. diye değil, hepsine birden "Kafir-İnfidels (sadakatsiz-inançsız) denilir oldu. Sanki dünyada birlik-bütünleşme sadece kendileri tarafından temsil edilir gibi bir inanca sahip oldular. "İde'e Eurpeenne Avrupalılık fikri böyle doğdu. Kralların imparatorların tacını Papa giydirir oldu. Avrupa sanki Papaz elbiseleri içinde tek iman tek medeniyet anlayışının sadece Hıristiyanlık içinde yaşayabileceğine inanmaya hayal etmeye başladı. Ama bu çok uzun sürmedi. Hıristiyanlık içinden bölünmeye, farklılaşmaya başladı. Ayrı ayrı mezhepler ortaya çıktı. İşin en ilginç tarafı bu bölünme İslamın ve Türk'ün ortaya çıkmaya başladığı tarihlere rastladı. Bohemya'dan İngiltere'ye, İspanya'dan Hollanda'ya kadar Avrupa yer yer çalkalandı. Askerler siviller, krallar, papalar, imparatorlar, şairler, yazarlar çizerler ayaklandılar. Hıristiyanlığın namusunu, vahdetini koruyabilmek için çareler aramaya başladılar. Din, yani Avrupalılık elden gidiyor diye telaşlandılar.  Bu bağlamda ve bugünkü anlamda ilk Avrupa Birliği fikri 1306 yılında Dante Alighieri tarafından ortaya atıldı. Comedie Divine "İlahi Komedya'da Dante sadece Enfer-"Cehennemi" yazabildi. Cenneti yazmaya ömrü vefa etmedi. Dante'ye göre Roma Barışı ve vahdeti kaybolduktan sonra, Avrupa çok başlı bir ejderhaya dönüşmüştür. Bu kafaların hepsi kesilerek yerine bir tek "Krallar Kralı" veya İmparator bırakılmalıdır. Bu aynı zamanda hem hakim ve hem hakem olacak, Devletler arasındaki anlaşmazlıkları hal edecek, halkların özelliklerine saygı gösterebilecektir. Bundan anlaşılacağı gibi Dante, bugünkü anlamı ile bir Federalist idi.  Hıristiyanlık âlemindeki anlaşmazlıklara, tartışmalara son verebilmek için İslama karşı mukavemet edebilmek için tarihte ilk defa olarak bugünküne benzer bir "Avrupa Parlamentosu" önerisi Bohemya Kralı Podiebred'den geldi. (1429-1471) Dikkate şayan olanı Parlamento için bugünkünün çok yakınındaki "Bâle" şehri telkin ediliyordu... Masraflar kilise gelirlerinden kesilecek % 10'lardan sağlanacaktı. Burada kıyamet koptu. Papa başta bütün papazlar ayaklandı. Papazın herşeyine dokunulabilir ama parasına asla! Teklif red olundu.  Aradan asırlar geçti Avrupa Birliği için raflar, kütüphaneler dolusu planlar yapıldı. Bilenler bilmeyenler hep birşeyler söylediler. Avrupa'nın İslam'dan Türk'ten korunması için kafalar kazındı. 18'inci asır başlarına gelince, Avrupa'da artık Türk-İslam korkusu kalmadı. AB'de Saint Pierre çıktı. Lahey'de bir Avrupa Kongresi toplanmasını önerdi (Şu kaderin ve tesadüfün işine bakın bu öneri ve randevu aynı yerde ikiyüz sene sonra ikinci dünya savaşı sonrasında gerçekleşebildi.) Bu bir garip tesadüf sayılabilir, ama daha da garibi hemen aynı tarihlerde Goudet adında maceracı bir işadamı çıktı yıkılmakta olduğunu hissettiği Osmanlı İmparatorluğu'nun harabeleri üzerinde Avrupa Barışını tesis edebilmek üzere bir "Avrupa Ordusu" kurulmasını önerdi. Şimdilerde Brüksel'de Türkler'in dışlandığı bir "AB politik ve savunma kimliği ve Ordusu" tartışılmakta iken tarihteki bu örneği anımsamakta sanırım hepimiz için pekçok faydalar vardır. Ernest Renan "Tarih bir resim galerisi gibidir. İçindeki tabloların pekçoğu kopyedir" dememiş mi idi? Ne ise, daha sonraları Alberoni adında bir İtalyan Kardinali çıktı Papa'yı aradan çıkardı, "bu bir dünya işidir!" dedi. Papazların işi sivillere kaldı. Polonya kralı Stanislas Leczimski çıktı "Union des Republiques" Avrupa Cumhuriyetleri Birliği" kurulsun başına da Fransa Kralı geçsin dedi. Daha sonraları bir Napolyon çıktı Avrupa'yı kendi üslubuna göre birleştirmek istedi. Bu macerayı biliriz... Yeniden anlatmaya gerek yok! Katılım Ortaklığı, Ulusal Plan, Yol Haritası, program gibi yeni kavramların tartışıldığı bir ortamda AB'nin Cemaziyül Evveli'ni hatırlatmakta fayda gördük.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109156
    % 1.14
  • 3.8206
    % -0.38
  • 4.5076
    % 0.05
  • 5.1028
    % -0.67
  • 153.399
    % -0.43
 
 
 
 
 
KAPAT