BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Yabancının gözü Fazilet'te

Yabancının gözü Fazilet'te

Hazine, hükümetin yaptığı harcamalar için para bulmakla yükümlüdür. Hükümetin bütçesi denk ise bu para halktan alınan vergilerden sağlanır.



Hazine, hükümetin yaptığı harcamalar için para bulmakla yükümlüdür. Hükümetin bütçesi denk ise bu para halktan alınan vergilerden sağlanır. Ama bütçe açık veriyorsa (-ki veriyor) ya borç almak veya para basmak zorunda kalınır. Bütçe açıklarını başka türlü kapatmanın yolu yoktur. Yani borçlanmayı Hazine yapar. Çağdaş ekonomilerde Hazine ve Merkez Bankası ilişkileri mümkün olduğunca birbirinden uzak tutulmuştur. Merkez Bankası'nın esas görevi o ülkenin parasının değerini korumaktır. Merkez Bankası kamu harcamaları için para bulmaz. Bütçe açıklarını kapamada hiç sorumlu değildir. Bugün bu iki kurum görevlerini eksik bir şekilde yerine getiriyor. Dış borçlanma kapısı açılmalı Önümüzdeki haftalarda piyasaların gündemini Hazine ile bankalar arasındaki faiz mücadelesi belirleyecek. Hazine yıllık bileşik faizleri yüzde 60 seviyesinde tutmakta ısrarlı görünüyor. Bankalar ise bu getiriyi çok az buluyorlar. Zira son likidite krizi sırasında elinde bono bulunan bankalar bunları düşük fiyattan sattı ve Merkez Bankası'ndan yüzde 1000-2000 faizle gecelik borçlanarak büyük zarara uğradı. Nitekim Demirbank bu yüzden battı. Hazine düşük faizde ısrar ederse bankalar kağıt almadan beklemeyi sürdürebilirler mi? Borçlanamayan Hazine artık avans da kullanamayacak. Zira son alınan karar gereği 2001 yılı için ancak 50 trilyon lira civarında bir avans hakkı kaldı. Bu takdirde Hazine dış piyasalara açılmak zorunda kalacak. Türkiye'nin kredibilitesi dışardan rahat borç bulmaya müsait değil. Zira Moody's tahminlerin aksine kredi notumuzu yükseltmedi, yerinde saydırdı. Hassas dengeye dikkat! İç borçlanmadan başka yol yok gibi.. Ya Hazine pes edip faizlerin yükselmesine izin verecek ve bütün istikrar programı altüst olacak ya da bankalar yola gelip düşük faizi kabul edecek. Burada hassas bir denge var. Türkiye'deki bütçe açığı şu anda nakit para basılarak karşılanmıyor. Hazine tarafından satılan tahvillerle bu işte büyük rol oynuyor. Bu arada bankaların disponibilite zorunluluğu azaltılarak tahvil almaları kolaylaştırılıyor. Diponibilite oranları yüzde 6'dan yüzde 4'e indirilerek bankalara yaklaşık 500 trilyonluk bir avantaj sağlandı. Yani piyasalara doğrudan müdahale edilmiyor. Faiz inişi için iyi bir zemin hazırlanıyor. Hazine ilk sınavdan başarıyla çıktı 2000 yılı sonunda yaşadığımız krizden sonra Hazine tarafından geçen hafta Cuma günü iki kritik ihale gerçekleştirildi. Bankalar bundan 6 aylık ihalede yüzde 67.5 faizi bulamayacaklarını anlayınca 2.3 katrilyonluk bir teklif verdiler. Hazinede bunun 1.140 trilyonluk kısmını karşıladı. 14 aylık ihalede de yüzde 65 faizle 250 trilyonluk bono satışında bulundu. Yani toplam 1.4 katrilyonluk satışı büyük bir başarıyla gerçekleştirdi. İhale sonrasında özellikle 20 Haziran vadeli kağıtlarda başlayan satış hareketi daha da hızlandı. Ve bu kağıdın bileşik faizi yüzde 70 seviyesine kadar yükseldi. İhale faizinin beklenenden daha iyi olması ve satışın büyük kısmının 6 ay vadeli kağıtta yapılmasının ihaleden kağıt alanların bir miktar revizyona gitmesine yolaçtı. Bu satış hareketi sonrası bize göre bu hafta beklenen TL faizleri düşüşe geçerek yüzde 60 seviyelerine kadar inecek. Faizlerdeki gerileme sürecek Bu hafta TL faizlerindeki düşüşle birlikte ihale kağıtları prim yapacaktır. Nitekim Cuma günü disponibilite doyayısıyla TL talep eden bankaların piyasadan çekilmesi TL faizlerini yüzde 30 seviyelerine kadar indirdi. İşte bu gelişme, TL faizlerinin bu hafta içinde düşüşe geçeceğinin en önemli göstergesidir. Hazine istediğini elde etti. Piyasa yapıcısı bankalarla Hazine yetkililerinin kritik iki ihale öncesi yaptıkları toplantıda "uzlaşmaya" varıldığını açıkça gösterdi. 2000 enflasyonu sevindirdi ama... Hazine yılın ilk 3 ayında ödeyeceği 14 milyar dolarlık iç borcun 2.1 milyar dolarlık kısmını karşıladı. Geriye 11.9 milyar dolar kaldı. Yani normalleşme için ilk adım atıldı. Açıklanan enflasyon rakamları revize edilmesine rağmen hedefi aştı. Ancak bir yıl öncesine göre yarı yarıya bir düşüş var. Herkes buna seviniyor. Ama hükümet işi sıkı tutmazsa bu oranlar birdenbire tersyüz olur. Bu da yeni bir kriz demektir. Ekonomide çok hassas bir denge var. Herşeyin zamanında yapılması lazım. Artık IMF bastırdı diye bir gecede Telekom ihalesini geçirmenin devri kapandı. Bu satış bir an önce gerçekleştirilmelidir. THY satışı da keza aynen. İhale sonuçlarından borsa ve bono piyasası olumlu etkilendi. Borsa 9000 puan endeksteyken faizler yüzde 74-75 seviyesinde bulunuyordu. Faiz oranlarında genelde bir gevşeme yaşandı. Bu duruma yatırımcıların olumlu tepki verecekleri kesin. Bu hafta endeksin 10300 puan seviyesinin üzerine çıkacağını belirtiyoruz. Bileşik faizler yüzde 65-70 bandında kaldığı sürece endeks 10300-11200 bandında dalgalı bir seyir izleyecektir. Bu hafta döviz satışlarının azalması ile gecelik faizler de yüzde 50-60 bandına kadar gerileyecektir. Ocak ayı beklentilerinden sadece Fazilet Partisi davası kaldı. 20 Ocak tarihinden itibaren görüşülmeye başlanacak. Diğer taraftan Meclis'te Anayasanın, parti kapatmayı zorlaştırmak amacıyla 69. maddesinin değiştirilmesinin ağırlıklı olarak ele alındığı toplantıda, nihai kararın gelecek haftaya kadar verilmesi konusunda görüş birliğine varıldı. Yani bu konuda bu hafta içinde bir karar alınacak. Bize göre parti kapatma zorlaşacak. Ve başta yabancı yatırımcılar olmak üzere yeniden borsaya para girişi başlayacak. Borsanın ivme kazanması çok önemli bir gelişme. Zira bütün şirketler bu merkezden elde ettikleri faizsiz krediyle ayakta duruyorlar. Euro rekora koşuyor, petrol düşüyor Geçen hafta Türkiye için 3 güzel gelişme oldu. Dolar düştü, Euro yükseldi, petrol fiyatları inişe geçti. ABD'de işsizlik oranı Aralık ayında yüzde 4'de durdu, işsizlerin sayısında azalma, yeni istihdam imkanlarında artış kaydedilmediğinin açıklanması üzerine ABD Doları, Japon Yeni ve Kanada Doları dışında değer kaybederken, euro New York'ta geçen altı ayın rekorunu kırdı. ABD Çalışma Bakanlığı'nın açıklamasına göre, otomotiv sanayi ve diğer sektörlerdeki fabrikaların binlerce çalışanın işine son verdikleri ortamda, yeni istihdam imkanları yaratma kapasitesi geçen ay son sekiz yılın en düşük düzeyine indi. Amerikan ekonomisinde sert iniş, daha çok sayıda olumsuz ekonomik gösterge ve gelecekte daha çok çalışanın işini kaybetmesini beklediklerinden, dolar değer düşüşe geçti. Wall Street'teki düşüşler de, doların gerilemesine neden oldu. Dolar çapraz kurlarda 2.06 Mark'a indi. New York döviz borsasının Cuma günkü kapanışında euro 94.92 sentten 95.82 sente çıktı, euro, en düşük düzeyine, 82.26 sente indiği 29 Ekim tarihindeki düzeyine kıyasla, yaklaşık 14 sent (yüzde 16.5 oranında) değer kazandı. Doların değer kaybetmesi, petrolü de vurdu. Petrol üreten ülkelerin üretimi kısma kararına rağmen, Dolardaki gerileme dolayısıyla petrolün varili 24 dolar seviyesine düştü.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT