BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Fişi çekelim mi?

Fişi çekelim mi?

Cumartesi gecesinin geç saatleriydi. Koyu karanlık çoktan etrafı sarmış, kuşlar uçmak ve ötmek için ertesi gün doğacak güneşi beklemek üzere ağaç dallarına sığınmışlardı.



Cumartesi gecesinin geç saatleriydi. Koyu karanlık çoktan etrafı sarmış, kuşlar uçmak ve ötmek için ertesi gün doğacak güneşi beklemek üzere ağaç dallarına sığınmışlardı. Yeşilköy'ün işlek bir caddesinde oturmamıza rağmen sokaktan pek az sayıda otomobil geçiyordu. Yine Cumartesi gecesi olmasına rağmen ahali evde gibiydi. Aşağı yukarı bütün evlerin ışıkları yanıyordu. Halbuki eskiden böyle mi olurdu? İnsanlar gezmek, eğlenmek için kendilerini sokağa atarlardı. Evde kalanlar yalnızca torunlarına bakmaktan zevk alan anneanneler olurdu. Lokantalar, eğlence yerleri dolar taşar, oralarda bulunanlar kalpten kopan kahkahalar atarlardı. Eskiden... Cumartesi gecesi, kızım anneannesinin yanına gittiği için ben bir kız arkadaşımla başbaşaydım. Bizim arkadaşlığımız eğlencelidir. Bu dünyada birbirine bu kadar çok benzeyen iki insan bulmak meseledir herhalde. Tiplerimizin akla kara kadar farklı oluşuna karşılık huylarımız ikiz kardeşlerden bile daha iddialı biçimde benzerlik arz eder. Biz güleriz. Kendi huysuzluğumuza, kendi yanlışlarımıza güleriz. Kendi gerçeklerimizden kaçmayız hiç. Pek matah kadınlar olmadığımızı biliriz. Ama buna karşılık muhataplarımızı da acımadan analiz ederiz. Tıpkı kendimize acımadığımız gibi. Birlikte çok şey yaşadık bugüne kadar. Çok paylaştık. O gece yine paylaşmak zorundaydık çünkü tek başımıza taşıyamaz olmuştuk yüklerimizi. Ellerimizde asla vazgeçemediğimiz Türk kahvelerimiz, birer kanepeye yayılmış birbirimize bakıyorduk. Benim maddi sorunlarım boğulma noktamı bile geçmiş olduğundan gülecek halim yoktu pek. Kafamın içinde hiç durmadan dönen tilkiler, iddiaların aksine bazen kuyruk noktalarından çarpışıyorlardı. Durmadan aynı soru ile burun buruna geliyorum. "Ne yapacağım?" Cevap bulamadığınız sorular kadar sinir bir şey olamaz. Cevabı bilmediğinizi bildiğiniz halde kendinizi tutamaz sorarsınız. Sonra da ankisiyeteniz artar daha panik olursunuz. Bari sormasanız. Ama elde değil ki. Siz sormasanız en kısa zamanda bankalar soracak. Serbest piyasa ekonomisini bunca yıldır benimsemiş olan güzel yurdum birkaç gün içinde fikir değiştirdi ve hepimiz alabora olduk. Yıllardır kredi vermek için kapımızı aşındıran bankalar bir gece içinde manastır gizemine bürünüp ulaşılmaz oldular. Bu konulardaki reklamlarını bile tarihin tozlu sayfalarına gömdüler. Ortaya çıkan tablo hazin. Geliriniz bıçak gibi kesilmiş, gideriniz aynı kalmış hatta sinsice artmış. İlk birkaç ayı kredi kartları maharetiyle atlatmışsınız ama onun da sonu gelmiş. Şimdiki zaman formunda kredi kartlarının asıl sahibi konumunda bulunan bankalar "hadi ama" diyorlar. Hadi ama! Söylemesi kolay. Hadi de ne hadisi? Yeni kaynak bulmak bugünlerde imkansız. Yazarken bile ateş bastı işte. Kendimi yıllardır ilk defa çaresiz hissediyorum. Ben bu ruh durumundayım, arkadaşımın elinden bir şey gelmiyor, üzülüyor. Onun da kendine göre birçok derin derdi var zaten. Ben de ona çare bulamıyorum. Bazen sinirimiz bozuluyor, halimize gülüyoruz. Bazen ağzımızı bıçak açmıyor. Saatler gece yarısını çoktan geçmiş. Birden telefon çalıyor. Arayan arkadaşımın kocası. "Hastanedeyiz hepimiz" diyor. Ne hastanesi? Kime ne oldu? Anlaşılıyor ki başka bir arkadaşlarının hikayesi noktalanmak üzere. Bütün hayatı boyunca deliler gibi bebek istemiş 75 doğumlu bir bayan. Çokça uğraşmadan sonra bebek sahibi oluyor. Ve on gün sonra kansere yakalandığı anlaşılıyor. Her tarafını sarmış. Doktorlar bir an önce vücudunun yarısını kesmek zorunda olduklarını söylüyorlar ama böyle bir karar nasıl verilir? Veremiyorlar. Amerika da dahil olmak üzere mümkün olan her yerde çare arıyorlar. Ama yok işte! Derken bebek bir yaşına girmeden, Cuma gecesi apar topar hastaneye kaldırıyorlar. Solunum zorluğu yüzünden yaşam makinesine bağlanıyor. Kalp ritmi 60 ve kıpırdamıyor. Beyin ölmüş, diğer iç organlar doğal olmayan oksijen sebebiyle çürümek üzere. Doktorlar soruyor, "Fişi çekelim mi?" Tam bu aşamada arkadaşıma telefon geliyor. Hemen gitti tabii ve sonra ne olduğunu sormaya cesaret edemedim doğrusu. Ama boğazıma bir yumru oturdu. Ne kadar basit geliyor bazılarına "fişi çekelim mi" demek.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109330
    % -0.31
  • 3.867
    % -0.62
  • 4.5554
    % -0.6
  • 5.158
    % -1.19
  • 156.209
    % -0.25
 
 
 
 
 
KAPAT