BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bu da mı Semra gibi olacak?

Bu da mı Semra gibi olacak?

Bu haberi okuyunca içim cız etti. O genç kızın yaşanacak olan hayatı gözlerimin önünden geçti gitti. İçimden "Ah dedim, bu da Semra gibi mi olacak şimdi?" Yıllar bir film gibi canlandı... Komşumuzu hatırladım. Gözyaşlarımı tutamadım. Biliyorum merak ediyorsunuz. Anlatacağım zaten...



Öyle bir toplumda yaşıyoruz ki, cahillik kelimesinin çevrelediği sınırların çok ötesindeyiz. Bu kadar iptidai hayat tarzı düşünülemez. Bu kadar bağnaz, eskilerin deyimiyle bu kadar "Şuyuu vukuundan beter" yani dedi kodusu gerçekleşmesinden daha beter hayat tarzı görülemez. Bir insanın hayatı bu kadar ucuz harcanamaz. Harcanırsa ancak bu ülkede harcanır. Bilmem yanlış mı düşünüyorum! Yaşanan ve anlatılan konu ailece mahrem kabul edildiği için isim ve şehir belirtmeden veriyoruz. Zaten okuyucumuz, "Böyle bir olay düşmanımın başına bile gelmesin" diyerek başlıyor hatıraya... "Bu anlatacağım olay, bütün anne babalara, bütün ailelere ibret olsun. Ders alanlar aynı hataya aynı cahilliğe düşmesinler. Hele hele kız çocuklarının geleceğiyle ilgili böylesi bir konuda mutlaka uyanık olsunlar... Geçenlerde gazetede bir haber okudum. Cezaevinde yatmakta olan bir genç kız, iddialar üzerine "Bakire mi değil mi?" diyerek doktora muayene ettirilir. Kızı muayene eden doktor da, belki cahilliğinden, belki bilemediğimiz bir sebeple kız hakkında roporunu verir: -Bu kız bakire değildir. Genç kız da bunun üzerine doktoru dava eder. Davanın sebebi, bakire olduğum halde bana yanlış rapor verdi. Bu haberi okuyunca içim cızz etti. O genç kızın yaşanacak olan hayatı gözlerimin önünden geçti gitti. İçimden "Ah dedim, bu da Semra gibi mi olacak şimdi?" Yıllar bir film gibi canlandı... Komşumuzu hatırladım. Gözyaşlarımı tutamadım. Biliyorum merak ediyorsunuz. Anlatacağım zaten... Semra ile Mustafa Karadenizli bir ailenin kardeş çocuklarıydı. Bizim de komşularımızın çocukları... Köyden İstanbul'a ekmek parası uğruna göç eden bu aile, o zamanın şartlarında bir ev alıyorlar. Üst katta ağabey kalıyor. Alt katta ise küçük kardeşi... Semra altı yaşında. Mustafa ise beş yaşında. Yaramaz mı yaramaz, meraklı mı meraklı bir çocuk Mustafa... Öyle şimdilerdeki gibi, magazin programı yapıyoruz diyerek mankenlerin şarkıcıların meslekleri hariç her şeylerini ortaya döken televole programları yok ama, çocuk biraz meraklı... İki amca çocuğu oynarken, birbirlerinin vücutlarını merak ederler. Ya da büyüklerce merak kabul edilmesine karşın aslında çocukça duygularla oynarlar. Bir gün Semra eve geldiğinde annesine o gün yaptığı oyunu olanca saflığıyla anlatır: -Anne, bugün ne oldu biliyor musun? -Ne oldu kızım? -Mustafa bana böyle böyle yaptı. -Sen ne diyorsun kız? Semra da korkar annesinin tepkisine ama annesinin niçin öfkelendiğini bilemez bile. Fakat annesi tutuşmuştur. Akşamı zor eder kadın. İşten dönen kocasına, dünya başına yıkılmışcasına anlatır kızından dinlediklerini... Adamın kan beynine sıçrar. Ne yapacaklarını bilemezler. Konu aile içi bir konudur. Ama sonuç ne olacaktır? Karar verir aile. Semra'yı aldıkları gibi bir kadın doğum doktoruna götürürler. -Doktor hanım, kızımızın başından böyle böyle bir olay geçmiş. Amcasının beş yaşındaki çocuğuyla böyle böyle yapmışlar. Acaba kızımız bakire mi? Doktor hanım, olanca teslimiyetle kendilerine gelen hastalarına soru sormadan, teselli bile etmeye gerek duymadan altı yaşındaki çocuğu alıp muayene eder. Merakla bekleyen anne babaya, odadan çıktığında da kararı açıklar: -Bu kız çocuğu bakire değil. Ana baba oracığa yığılıp kalırlar. Şimdi ne olacaktır? Devamı yarın
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 110248
    % 0.84
  • 3.8277
    % -0.93
  • 4.5278
    % -0.49
  • 5.1355
    % -0.16
  • 155.463
    % -0.28
 
 
 
 
 
KAPAT