BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Demokratik terbiye

Demokratik terbiye

Köftede dahi, lezzet için terbiye varken, siyasette olmaz mı?



Köftede dahi, lezzet için terbiye varken, siyasette olmaz mı? Demokratik terbiye rejimin teminatıdır. Baykuşların eleştirilerine rağmen, demokratik terbiye eğer varsa, MHP’nin iktidar olması gerekir diye düşünüyorum. MHP’yi iktidardan dışlayan zihniyet Türkiye’yi sıkıntıya sokar. MHP de, öte yandan, demokratik terbiye icabı DSP ile iktidarda buluşmalıdır. Ben Bahçeli’nin bu seciyenin sahibi olduğundan eminim. Dahası, yeni MHP ile Ecevit’in DSP’sinin maziyi aşıp, olgunlaştıklarına, hatta felsefeleri arasında da “örtüşmeler” olduğuna gönülden inanıyorum. Öncelikle devlet ciddiyeti, tevazu ve sistemi onarma konusunda paralellikleri halk sezmiş ve bu iki partiyi iktidara yakın bir çizgiye sokmuştur. Sosyal açıdan, ister Doğu ister Batı Anadolu’da taraftar kitleleri globalleşen kapitalizmin mağdurlarıdır. Yoksulluktan ve yolsuzluktan yaka silkenlerdir. Ekonomik programlarında her iki partide de “toplumculuk” bireyciliğin önünde yer alıyor. Hür teşebbüse evet, ama kamunun genel kolektif konumuna hassasiyet DSP ve MHP’nin ortak ilkeleri. Zaten, sosyal refah devletinin bireyci kapitalizm karşısında gerilemesiyle, toplumcu düşünce devlet sosyalizminde değil, sivil toplum kamusallığında teşekkül ediyor. Dış politikada, her iki parti de Amerika’ya karşı mesafeli (ama ipleri koparan cinsten değil). Batı’ya karşı duyarlı (ama teslimiyetçi değil), özellikle de Kıbrıs Meselesinde hayli milli. Demokratik terbiye, bu ulusal uzlaşma hükümetinin temel harcı olabilir. Demokratik terbiye, Batı’da bazı şeyleri zaruri kılar. Bu istifa müessesesine bakış tarzıdır. Başarısız olan bayrağı teslim eder, çekilir. O ülkelerde demokrasi “medeni”dir. Bizde istenmeyen maalesef “yasak”la gider. Çünkü, halkın kendilerini yasakladığını sandık sonuçlarından okuma özürlüdürler. Baykal, kalacağım diyordu. Hem de halkın sunduğu seçim sonuçlarından MHP çıktı diye tabloyu karalamaya çalışarak... Aynı feragat, sırası ile Kutan, Yılmaz ve Çiller için de geçerlidir. Kimsenin alındığı yok. Ama, nedense bu vurdumduymaz tavır, demokrasiye müdahaleleri nerede ise halkın gözünde meşru kılacak. Makamda kalma hırsları ile sadece kendilerini değil, partilerini de bitiriyorlar. Bu yöntemle ANAP ve DYP tüketildi, içi boşaltıldı. Açıkça yazayım. İster yeni pürüzsüz bir isim, ister birleşme ile DYP ve de ANAP’ın yeniden ihya olabileceklerini hiç sanmıyorum. Özal, farklı, olağanüstü bir ortamda ANAP’ı kurmuş ve başarmıştı. Ve aslında o Cumhurbaşkanlığına çıkınca ANAP bitti. DYP de Demirel’in Çankaya’ya çıkışıyla... Şimdi, 2000’de Demirel aktif siyasete girse ve merkez sağı tutkallamak üzere kolları sıvasa, yine olmaz, maya tutmaz. Büyük konuştuk sanılmasın. “Demokratik” nezaketsizlik yaptığımız sanılmasın. Nedenlerimizi bir başka yazıda açarız.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT