BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > "İnsanın kendi evi gibisi var mı?"

"İnsanın kendi evi gibisi var mı?"

Zehra hiç oyalanmadan denklerini açtı. İçindeki iki ince şilteyi oturma odası gibi kullanacağı yere koydu.



Zehra hiç oyalanmadan denklerini açtı. İçindeki iki ince şilteyi oturma odası gibi kullanacağı yere koydu. Çocuklar Yakup'un aldığı çek-yatların üzerinde zıplıyorlardı sevinçlerinden. Küçük Emine ise hayretle ağabeylerine ve ablasına bakıyor, onların neşeli cıvıltılarından ailecek mutlu bir şey yaşandığını sanki anlıyor gibiydi. Yakup dudaklarında huzurlu bir tebessümle baktı evlatlarına. O sırada içeri giren Zehra tam kızacaktı ki küçük yaramazlara Yakup kolunu tuttu karısının: - Dur hele Zehra'm, ses etme. Bak şunların sevincine. Ne de güzel oynuyorlar. - İyi de yataklar kırılacak Yakup! - Kırılmaz Zehra'm, kırılmaz. Meraklanma, elleme sevinsinler. Çok şükür ki başımızı sokacak kendimize ait bir yerimiz oldu. Zehra içini çekti. Kocasının sözünü dinleyip ses etmemişti yaramazlara. Mırıldandı düşünceli bir tavırla: - Burada nasıl yaşayacağız be Yakup, korktum ben. Baksana, şu eve bin lira para... Burasının kümesten farkı yok ki. İnsaf kalmamış bu insanlarda. Yazıktır, günahtır. Kaşları çatıldı adamın. Kalın, nasırlı elleriyle saçlarını sıvazladı geriye doğru: - Kolay değil tabii. Yoksa beğenmedin mi evi Zehra? Sesi kırgın gibiydi. Telaşla kaldırdı kaşlarını genç kadın: - Öyle demedim Yakup, bizim olsun da çamurdan olsun. İnsanın kendi evi gibisi var mı? Ben kiranın pahalılığını söyledim. Yoksa çok şükür halimize. Ses çıkartmadı adam. Hep bir elden evi yerleştirdiler. Zaten iki saat içinde bitmişti işleri. Asiye, Zehra'nın eteğine yapıştı: - Ben acıktım anne... Kadın yan gözle kocasına baktı, mırıldandı: - Köyden getirdiğimiz her şeyimizi de Döndü ablalara bıraktık. Bulgurumuz, neyimiz kalmadı. Yakup sert bir sesle cevap verdi başını kaldırmadan: - Bırak, kalsın! Ben gider ekmek, peynir alırım, idare ederiz bugün. Yarına Allah kerim. Zaten istemeseler, geri verseler bile almayacaktım ben. Gittik diye nasıl tafralandı görmedin mi? İlk defa konuşuyordu bu şekilde. Hayretle gözleri açıldı Zehra'nın: - He ya! İstemedi bizim geldiğimizi sanki. Evinde istemedi gibi. Çok şükür, çıktık artık. Yutkundu: - Hakkını da yememek lazım. Bak bana işi buluverdi hemen. Yakup'un yüzü kararıverdi bir anda: - O iş de canımı sıkıyor amma... Zehra irkildi. Siyah gözleri hayretle açıldı. Bir süre baktı kocasına bir şey demeden. Yakup hiç döndürmüyordu kafasını ondan tarafa. Sonunda dayanamadı kadın: - Neden sıkıyor canını? - El alemin evinde, kimdir nedir bilmeden, kadın kısmının yabancı yerde çalışması ağırıma gidiyor Zehra! Telaşla bağırdı kadın: - Yok be Yakup! Saadet hanımı görsen, öyle iyi ki. Büyük kadın hem, okumuş, görgüsü, bilgisi var. Modern... - İşte korkum da o ya! Sana bize uymayan şeyler öğretir, aklını çeler. Biz şehirliye benzemeyiz, töremiz, adetimiz, geleneğimiz vardır. Onlar başka yaşar, biz başka. Tutturursan ben de şehirli gibi olacağım diye? Bak Döndü ablaya, eskiden köy yerinde hiç bu kadar sesi çıkar mıydı Hüsamettin ağabeye karşı? Buraya gelince bir haller olmuş... Zehra dudak büktü. Gözleri buğulanmıştı. Kırgın, sitem dolu bir sesle mırıldandı: - Aşk olsun Yakup, ben öyle yapar mıyım hiç? Bilmezmişsin gibi... * DEVAMI YARIN
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 110248
    % 0.84
  • 3.8277
    % -0.93
  • 4.5278
    % -0.49
  • 5.1355
    % -0.16
  • 155.463
    % -0.28
 
 
 
 
 
KAPAT