BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Paris; hayranlıktan nefrete

Paris; hayranlıktan nefrete

İlk gençliğimiz bir duvarın üstünden aşağılara akıp kalmış solgun kan izlerini seyretmek ve bunlarla alakalı hayaller kurmakla geçti. Hakkında ne çok şey işitmiştik.



İlk gençliğimiz bir duvarın üstünden aşağılara akıp kalmış solgun kan izlerini seyretmek ve bunlarla alakalı hayaller kurmakla geçti. Hakkında ne çok şey işitmiştik. O günkü Adana'nın ortasında Bebekli Kilise diye bir kilise vardı. Ermeniler, bu kilisede Müslüman halkı boğazlamışlardı. Doğuda camilere doldurup diri diri yaktıkları gibi. Duvardan akan kan, o kara günlerden kalmaydı. Adana; Halep, Şam, Antep, Hatay gibi vilayetlerimizle birlikte Fransız işgali yaşamıştı. Ruslar, doğuda, Fransızlar Güney'de Ermenileri arkalayıp şımartmışlardı. İzmir'de, İstanbul'da da İngilizler aynısını yapmış; onlar da Rumları üstümüze salmışlardı. Duvarı her görüşümüzde bebek, kilise, boğazlama, düşman, işgal ve kan kelimeleri zihnimizde ürpertici çağrışımlar yapardı. Her görüşümüzde derken öyle onbeşte bir görmekten söz etmiyoruz. Devrin Adana'sı küçüktü, misk kokulu portakal bahçeleri bile mahalle aralarındaydı. Bu sebeple duvarı kanla lekelenmiş Bebekli Kilise ile hep karşı karşıyaydık. Adana'yı bırakıp üniversiteye geldiğimizde bir başka resim önümüze çıktı. Kürsüdeki Hocalar, derslerinde fırsatını düşürerek "ben Paris'te iken... "diye konuşmalarına devam ediyorlardı. Onlar için, dünya, dünyayı görmek Paris'e ayak basmak demekti. Bu yüzden konuşmalarında, makale ve ders kitaplarında sık sık Fransızca kelimeler kullanırlardı. Hatta bugün bazı müzik kanalı sunucularının yaptığı gibi o günde onlar Fransız aksanı ile Türkçe konuşurlardı. Sadece profesörler değil, nerede ise bütün münevverler aynı hastalıkla malûldü. Hayranlık iliklere işlemişti. Osmanlının son üç çeyreği ile Cumhuriyetin ilk iki çeyreği sanki Fransız'dır. Yeme, içme, giyim, kuşam, mobilya, moda, düğünlere kadar aklınıza gelen ne varsa Fransız stili hakimdir... Hayatla tanışırken işgalci Fransız'ın izleriyle karşılaşmıştık. Üniversite yıllarındaysa imrenilecek bir Fransız medeniyeti sunuluyordu bize. Romanlar zaten Paris'in tâ kendisiydi. Sosyal, edebi, kültürel tesirlerini takat getirebildiğimiz kadar yaşayan. Bunu yıllarca sürdüren bir millet olmamıza rağmen. Sanki kendimizi gönüllü sömürge yaptığımız halde. Böyle bir zihniyeti rejim değişikliğinde dahi terk etmememize karşılık her ne sebepse Fransızlar bizi hiçbir zaman sevmediler. Türkler kendilerine hayranken onlar Türkiye'yi işgal etti. Şimdi bu tarihi hakîkati hangi Fransız ve hangi Fransız hayranı Türk izah edebilir. Edemez çünkü Fransa yolundan dönmedi. Bakınız Ermeni soykırım iddialarına dair Ermeni talepleri Fransız Parlamentosunun Dışişleri Komisyonundan geçti. Genel kurulun kabulüne de kesin gözü ile bakılıyor. Soykırım yalanını resmen tanıyorlar. Fransız hükûmeti destek vermese Ermeniler bu oyunu oynayamazlar. Onlar bugün de tıpkı I. Dünya Harbinde olduğu gibi Ermenilerle can ciğerler. Türk Hükûmeti, TBMM cesur davranmalıdır. Bugün hudutlarımız dahilinde olsun olmasın Fransızların bizzat veya Ermenileri kullanarak köy, kasaba ve vilayetlerimizde sivil halka yaptıkları mezalimi gözler önüne sererek bütün dünyaya ilân etmelidir. Yetti artık!.. Bıçak kemiğe dayandı. Böyle dost olmaz. Böyle dost düşman başına. Sabıkalı milletlerin bize hesap sormaya hakkı yoktur.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109330
    % -0.31
  • 3.867
    % -0.62
  • 4.5554
    % -0.6
  • 5.158
    % -1.19
  • 156.209
    % -0.25
 
 
 
 
 
KAPAT