BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Anayasa ve laiklik

Anayasa ve laiklik

Yargıtay Başkanı 2000-2001 Adlî Yılın başlaması dolayısı ile yaptığı konuşmada, yıllar önce başlattığı modaya uyarak memleketimizde laiklik tanımının yapılmadığını ileri sürmüştü.



Yargıtay Başkanı 2000-2001 Adlî Yılın başlaması dolayısı ile yaptığı konuşmada, yıllar önce başlattığı modaya uyarak memleketimizde laiklik tanımının yapılmadığını ileri sürmüştü. Oysa daha önce de çeşitli vesilelerle bu sütunlarda vurguladığım üzere, Türkiye Cumhuriyeti'nde laiklik bir Anayasa ilkesi olup, herkesin dilediği yönde çekiştirmeyeceği, sınırları ve içeriği yine Anayasada belirlenmiş bir pozitif hukuk kavramıdır. Anayasada yer alan ve Atatürkçü düşünce sistemi ile Cumhuriyetin temel ilkesi olan laiklik anlayışının ilk unsuru; din ve vicdan hürriyetidir. Anayasaya göre herkes vicdan, dini inanç ve kanaat hürriyetine sahiptir. 14. madde hükümlerine aykırı olmamak şartı ile, ibadet, dini ayin ve törenler serbesttir. m. 24-11 Laikliğin ikinci unsuru; resmi bir devlet dininin bulunmamasıdır. Laik devlet, ne Marksist-Leninist devletler gibi dini zararlı bir afyon gören ve devlet aleyhinde propaganda yapan devlet olmadığı gibi, dine dayalı Teokratik Devlet de değildir. Laik Devlette din bir kişisel vicdan sorunudur. İlk defa 1787 ABD Anayasasında kabul edilen "Devletin resmi bir dini olmaması" ilkesinin sonucu olarak Anayasaya göre; "Kimse ibadete, dini ayin ve törenlere katılmaya, dini inanç ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz. Dini inanç ve kanaatlerinden dolayı kınanamaz ve suçlanamaz. (m. 24 III) Anayasa'daki laikliğin üçüncü unsuru; devletin, din ve mezhepleri ne olursa olsun, yurttaşlara, eşit işlem yapmasıdır. Anayasaya göre herkes din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayrım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir (m.10) Laikliğin dördüncü unsuru, devlet yönetiminin dinî kurallara göre değil, toplum ihtiyaçlarına, akla, bilime, hayatın gerçeklerine göre yürütülmesidir. Din ile devletin ayrılmasıdır. Anayasaya göre kimse devletin sosyal, ekonomik, siyasi veya hukuki temel düzenini, kısmen de olsa, din kurallarına dayandırma veya siyasi veya kişisel çıkar sağlama amacı ile, her ne surette olursa olsun, dini veya din duygularını yahut dince kutsal sayılan şeyleri istismar edemez ve kötüye kullanamaz. (m. 24 IV) Nihayet laikliğin beşinci unsuru olarak, eğitimin laik, akılcı ve çağdaş esaslara göre düzenlenmesini sayabiliriz. Laikliğin ayrılmaz bir parçası olan "Tevhid-i Tedrisat-Öğretim Birliği" ilkesi Anayasada, Atatürk'ün eserini ayakta tutmak için, korunması gereken temel yasalar arasında sayılmış (m. 174) ve yine Anayasa'da "Öğretim Birliği"nin dayanağı aşağıdaki şekilde ifade edilmiştir: "Eğitim ve öğretim Atatürk İlkeleri ve İnkılapları doğrultusunda, çağdaş bilim ve eğitim esaslarına göre, devletin gözetim ve denetimi altında yapılır. Bu esaslara aykırı eğitim ve öğretim yerleri açılamaz. (m. 42.III) İşte Anayasamızda da ifadesini bulan "Atatürkçü Laiklik" anlayışının hukuki nitelikleri bunlardır ve bu niteliklerin hiçbiri görmemezlikten gelinemez. Bizdeki laiklik tartışmalarında unutulan önemli gerçek şudur: Bir ülkenin tarihî ve sosyal şartları, ülkede yaygın olan dinin özellikleri o ülke için geçerli olan laiklik anlayışı ve uygulamasını da etkiler. Gerçekten, bazı ülkelerde laiklik sadece devletin iki mezhep arasında tarafsızlığını, din, vicdan ve ibadet özgürlüğünü sağlamak ihtiyacından doğmuştur. Türkiye gibi bazı ülkelerde ise sorun daha büyük ve derindir. Çağın şartlarına uygun akılcı bir devlet yapısına geçmek ihtiyacı doğmuş ve fakat Teokratik bir hükümdarın yetkilerini millete devretmek, millet egemenliğine dayalı Demokratik ve Çağdaş bir Cumhuriyet kurmak ve yaşatmak sorunu ile karşılaşılmıştır. İşte Türkiye'de laikleşme böylesine hayatî ihtiyaçtan doğmuştur. Memleketimizde laiklik tanımının yapılmadığını ileri sürenler genellikle Anayasamızın yukarıda özetlediğimiz düzenlenmesinden ya habersiz bulunmakta veya bu tanımdan duydukları rahatsızlıklarını gizlemeye çalışmaktadırlar. Anayasa Mahkememiz de laiklik ilkesinin, her ülkenin ve dinin özel koşullarına göre değişik düzenlemelere tâbi tutulabileceğini kabul etmiştir. Türkiye'ye özgü laiklik; din esaslarına karışmayan, sadece İslamda ruhban sınıfı olmadığı için, yönetim ve din eğitimi işlerini Devlete bırakan bir laikliktir.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 110589
    % 1.15
  • 3.834
    % -0.77
  • 4.5217
    % -0.62
  • 5.1257
    % -0.35
  • 155.245
    % -0.42
 
 
 
 
 
KAPAT