BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Ermeni terörü ve gerçekler

Ermeni terörü ve gerçekler

Gaybı elbette sadece ve sadece Allahü Teâlâ bilir. Fakat tahminde bulunmak caizdir. Afganistan, Körfez Savaşı, Bosna-Hersek, Kosova ve Çeçenistan ile ilgili tahminlerim doğru çıktı.



Gaybı elbette sadece ve sadece Allahü Teâlâ bilir. Fakat tahminde bulunmak caizdir. Afganistan, Körfez Savaşı, Bosna-Hersek, Kosova ve Çeçenistan ile ilgili tahminlerim doğru çıktı. Osmanlıyı yıkmak isteyen Hıristiyan Batı geçmişte Ermenileri kullanmıştır. Bugün de güçlü Türkiye görmek istemeyen Hıristiyan Batı, PKK'nın Suriye'den sonra yeni üssünü Ermenistan'a taşıyarak Türk Devletini yıkmak ve münhasıran Türk Milletini bölmek için açıkça Sevr özlemi içinde bulunmaktadır ve böylelikle Türkiye'ye ilân edilmemiş bir savaş açmışlardır. Son günlerde Ermeni Meselesine geniş yer vermem ise sebepsiz değildir. AB, Kıbrıs ile Türkiye'yi kuşatma ve de Ermeni-Kürt meselesi ile Türk milletini bölmek için yeni bir stratejiyi tespit etmiştir. Fakat bu işi AB üyeliği maskesi altında çok kurnazca yapmaktadır. Maalesef politikacı ve bürokratların çoğu Türkiye üzerine bir çığ gibi yaklaşan bu tehlikeyi görememektedir. Halkın bu konuda şuuru, duyarlılığı kendini idare edenlerin çoğundan fersah fersah ilerdedir. Yazarın vazifesi ise kamuoyunu bilgilendirmektir. Osmanlı İmparatorluğunun en sadık bir tebaası iken; Osmanlı Devletini yıkmak isteyen Batılı devletlerin (Rusya dahil) "Şark Meselesi" çerçevesinde bağımsızlık ve toprak vaadi ile kandırılan Ermeniler; devlet kurma ve Büyük Ermenistan hayalleri ile Osmanlıdan koparıldılar. 1830'dan itibaren misyoner faaliyetleri ile Ermeniler teşkilatlandırıldılar. 1856 yılında Batılı ülkelerin baskısı üzerine birçok haklara sahip oldular. Verilen bu hakları Osmanlıyı yıkmak için kullandılar. Ve siyasi teşkilatlanmaya başladılar. 1890 yılında kurulan Hınçak ve Taşnak çeteleri Ermeni davasının öncülüğünü üstlendiler. Batılı devletlerden aldıkları siyasi, para ve silah desteği ile teröre başladılar. Kırsal bölgelerde isyan çıkardılar. Kentlerde ise cinayet, banka soygunu ve suikastler çığ gibi arttı. Ve Birinci Dünya Harbinde Ermeni terörü zirveye ulaştı. 1915 yılında Ermenilerin bir kısmının tehciri bu gerekçelerle icra edildi. Birinci Dünya Savaşında Ermeni çeteleri yalnız sivil halka soykırım yapmakla kalmadı. Bunun yanında Osmanlı ordusunu da arkadan vurdu. Ermeni çetecileri düzenli askeri birlikler halinde başta Fransa olmak üzere, İngiltere ve Rusya orduları bünyesinde yer alarak Osmanlıyla savaştılar. Savaş sonunda kendilerine vaad edilen toprakların verileceğini hayal ettiler. Sevr Antlaşmasında Ermenilere topraklarımız peşkeş çekilmiştir. Oysa ki, Sevr Antlaşması hukuk lisanına göre "ölü doğan anlaşmadır." Bu anlaşmayı Batılı (müttefikler) zorla dikte ettirmişler. Yunanistan hariç, Batılı ülkeler bile bu anlaşmayı tasdik etmemişlerdir. Osmanlı Meclisi ve bilhassa Osmanlı Sultanı bu anlaşmayı imzalamamış ve reddetmiştir. Birinci Dünya Savaşından sonra Sevr'e karşı İstiklâl Harbi başlamış ve Türkiye'nin zaferi ile neticelenmiştir. Yıkılan Osmanlı Devletinin mirasından pay kapma mücadelesi yapan Ermeniler hüsrana uğramışlardır. Ermenileri cepheye sürerek Türklerle savaştıran Batılı devletler, Lozan Antlaşmasında Ermenileri yüzüstü bırakmışlardır. Büyük Ermenistan hayali peşinde koşmadan önce, en az 400 yıl barış, huzur ve son derece refah içinde yaşayan Ermeniler, yaşadıkları toprakları terk ederek dünyanın dört yanına dağılmışlardır. Osmanlıya ihanetin faturasını çok pahalı ödemişlerdir. Bugün, çoğu İstanbul'da olmak üzere ülkemizdeki sayıları 35-40 bin civarındadır. (Cumhuriyet döneminde devlete karşı hiçbir eylemleri olmamıştır.) Şayet Batılı devletlerin oyununa gelmeselerdi Türkiye'de 3-4 milyona yakın ve en zengin kişiler olarak yer alacaklardı...
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT