BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > No iğne, hep çuvaldız!

No iğne, hep çuvaldız!

Şu haberciler az değil. Allah ellerine düşürmesin. Bürokrat soruşturmaya alınıyor. Basın evinde. Sanki kendi tapulu meskeni gibi içeri giriyor, geziyor, programa görüntü alıyor.



Şu haberciler az değil. Allah ellerine düşürmesin. Bürokrat soruşturmaya alınıyor. Basın evinde. Sanki kendi tapulu meskeni gibi içeri giriyor, geziyor, programa görüntü alıyor. Bürokrat, zanlı olabilir; suçlu da çıkabilir. Ama, onun da mahremiyeti yok mu! Nerede savcı, nerede ikametgâhın masuniyeti! Kameralar fink atıyor evde. Tamam, polis alınan izin ile girsin; ama aynı izin bu evlerin, mahremiyetin gazetecilere verilmesini de mi ihtiva etmektedir? Girmese, yaygarayı koparacak. Bacadan girmeye çalışıp, karşısında bekçiyi bulsa, "Bana saldırdı" diyecek! Çünkü, medya hukuktan azadedir. O "derin medya"dır. Sonra, haydi doğruyu yansıtsa! Efendim, bu çiftlik diye başlıyor. Bakıyorsunuz, köyün içinde adetâ gecekondu bölgesinde bir baraka! Öğreniyoruz, babasından kalmış. Ama, onarmış! Milyarlar dökmüş!.. Söz ile görüntü arasında öyle fark var ki! Binaya onarım yapılmış; ama öyle villa-milla da olmamış. Benim gibi mütevazı insan bile gidip, kalmaz o evde!.. Havuz diyorlar, aslında çamurlu çukur. Üstelik, 10.000 dolara harika bir havuz yaptırırsınız! Haberci bunu yapıyor. Anchorman okuyor. Anchormanın evini ise anlatılanı yüz katla çarp. Havuzu, villayı onda gör. Bordrosunu bir Defterdarlık istese!.. Vergisini biz de bilsek. Ya onların patronları? Onların villaları? Havuzları? Bari "Home" kitaplarında görsek. Yurt dışındaki ikinci evlerini bilsek! Bunlar unutulup, nasıl popülizm yapılıyor, anlamak mümkün değil. Yolsuzluklar, temiz toplum içinde ayıklanır. Ama samimiyet gerek! Herkes kendine sorsun: "Nereden buldum" diye. Zaten, Türkiye'de fakirlik edebiyatı yapılarak zengin olunur. Kimileri utanmasın diye ad, ad yazmayalım. Filmler, romanlar, ideolojik bağlantılar... Haydi bastır!.. Bizim zamanımızda yarışmalarda sadece soru sorulurdu. Cevabı da belli saniyeler içinde istenirdi. Şimdi, öyle mi? Soru ile birlikte, cevabı da seçenekler arasında veriliyor. Ve bekleniyor. Adam/Kadın seçsin diye! "Emin misiniz?", "Kararlı mısınız?" vs. diye bir sorunun cevabı 10-15 dakikada zor alınıyor. Nişanlısına soruluyor, joker tutulup, uzman telefonla aranıyor. Hani bu yarışmalarda ödül, ağırlığınca altın olmasına rağmen, millet dökülüyor. Fırsat bu fırsat diye ekrana dökülenleri gördükçe hafakanlar basıyor. Millet olarak bilgi düzeyimizin ne kadar düştüğünü görmemize yeterli. Şıklı vermesek cevabı verecek babayiğit kalmayacak herhalde!..
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT