BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Asıl AB bizi istemiyor

Asıl AB bizi istemiyor

Orgeneral Nahit Şenoğul, "Katılımın 2010 sonrasına ertelenmesi, bizi aldatılmış duygusuna sevk etmektedir" derken, Tuğgeneral Halil Şimşek, KOB belgesi ile ülkenin bölünmek istendiğini vurguladı



Harp Akademileri Komutanı Orgeneral Nahit Şenoğul, gelecekteki güvenlik ortamının ülkelerin demokratikleşme ve ekonomik kalkınmalarını gerçekleştirmelerine bağlı olacağını vurguluyarak, bazı AB üyesi ülkelerin Türkiye'ye karşı önyargılı olduklarını ve her zaman Türkiye karşıtı hareketin içinde yer aldıklarını söyledi. Orgeneral Şenoğul, "Bu ülkeler aslında Türkiye'nin AB'ye üye olmasına sıcak bakmamaktadırlar. Bazı Avrupa ülkeleri ise Türkiye'yi AB'ye almak yerine AB ile Türkiye arasında yakın işbirliğini içeren bir statüde kalmasını istemektedirler" dedi. Harp Akademileri Komutanlığı'nda dün "Avrupa Güvenlik ve Savunma Kimliği, Avrupa Birliği ve NATO İlişkilerinin Geleceği, Türkiye'ye Etkileri" konulu bir sempozyum düzenlendi. Çakmak Salonu'nda gerçekleştirilen sempozyumda konuşan Şenoğul, 20. yüzyıl boyunca insanların kaderini etkileyen en önemli olayların Avrupa kıtasında meydana geldiğini ifade ederek, bu durumun 21. yüzyılda güvenlik ihtiyaçlarının karşılanmasına yönelik çabaların, yine bu kıtanın üzerinde yoğunlaşacağını göstereceğini vurguladı. Dengeler değişti Sovyetler Birliği'nin dağılmasıyla dünyadaki dengelerin değiştiğine dikkat çeken Şenoğul, şöyle konuştu: "Gelecekteki güvenlik ortamı, ülkelerin demokratikleşme ve ekonomik kalkınmalarını gerçekleştirmelerine bağlı olacaktır. Ülkeler bunları gerçekleştirdiği oranda dünyadaki barış trendinin devam edeceği, aksi takdirde yeniden güvensizlik ortamının doğabileceği kıymetlendirilmektedir. Avrupa'nın stratejisi Bugün için Avrupa'ya doğrudan yönelik nükleer tehdit hariç, herhangi bir tehdit kalmamıştır. Avrupa güvenlik politikası, sınırların korunmasına dayalı savunma anlayışını terk etmiştir. Bunun yerine sınırların ötesindeki menfaatlerin korunması, olumsuz gelişmelere imkan vermeden yerinde çözümleme esasına dayanan stratejik güvenlik anlayışına yönelmiştir. Avrupa'nın kısa ve orta vadede bu politikasını sürdürmesi ve öncelikle Balkanlar'daki gelişmelere müdahil olması beklenmelidir." NATO'nun etkinliği azalır AB'nin bağımsız bir güvenlik örgütü kurması çalışmalarının NATO'yu, Avrupa'da etkinliği azalan örgüt haline getireceğini belirten Şenoğul, NATO'nun, AGSK konusunu Nisan 1999'da Washington Zirvesi'nde ele aldığını ve zirve bildirisinde NATO-AB ilişkilerinin, NATO ile Batı Avrupa Birliği (BAB) arasındaki mevcut sistemler üzerine bina edileceğinin yer aldığını hatırlatarak şöyle devam etti: "AB, Nice Zirvesi'nde, genişleme süreci kapsamında yeniden yapılanmıştır. Türkiye, 27 devletten oluşacak AB'nin yeni yapılanmasında yer almamış, dışarıda bırakılmıştır. Ayrıca, güvenlik ve savunma politikasında AB üyesi olmayan NATO ülkelerinin BAB kapsamında elde ettiği kazanımlar dikkate alınmamıştır." Bu gelişmelerin Türkiye açısından iki önemli meseleyi ortaya çıkardığını ifade eden Şenoğul, "Birincisi, AB'nin bu girişimlerinin NATO'nun ve Trans-Atlantik bağının etkinliğini azaltması ve NATO'nun caydırıcılığını aşındırması. İkincisi de AB öncülüğündeki operasyonların ve diğer faaliyetlerin Türkiye'nin güvenliğini olumsuz yönde etkileyebilecek şekilde gelişmesidir" dedi.Türkiye'nin dünyanın en hassas siyasi, ekonomik, askeri ve jeostratejik fay hattı üzerinde bulunduğunu hatırlatan Şenoğul, şunları kaydetti:"Önümüzdeki yıllarda Avrupa'nın karşılaşacağı muhtemel krizlerin Türkiye'nin civarında ortaya çıkacağı uzmanlarca kabul edilen gerçek olduğu dikkate alındığında, AB önderliğindeki kriz önleme operasyonlarının şu veya bu şekilde Türkiye'nin siyasi, ekonomik ve askeri çıkarlarını etkileme ihtimali vardır. AB'nin krizlere müdahale etmesinin söz konusu olacağı durumlarda Türkiye'nin ilgili karar mekanizmalarında yer alması hayati önem arz etmektedir." Önyargılı davranıyorlar İki asırdır özlemi çekilen çağdaşlaşma idealinin gerçekleşmesi açısından AB adaylığından mutlu olunduğunu, çünkü bu sayede Türkiye'nin demokratik-çağdaş uygarlık seviyesine hızla yükseltileceğine inandıklarını kaydeden Şenoğul, "Ancak AB üyesi ülkelerin bizim gibi mutlu olduklarını söylemek mümkün değildir" diye konuştu. Bazı AB üyesi ülkelerin Türkiye'ye karşı önyargılı olduklarını ve her zaman Türkiye karşıtı hareketin içinde yer aldıklarını savunan Şenoğul, "Bu ülkeler aslında Türkiye'nin AB'ye üye olmasına sıcak bakmamaktadırlar. Bazı Avrupa ülkeleri ise Türkiye'yi AB'ye almak yerine AB ile Türkiye arasında yakın işbirliğini içeren bir statüde kalmasını istemektedirler" görüşünü savundu. Kerhen destekliyorlar Şenoğul, bu görüşün sözcülüğünü Fransa eski Cumhurbaşkanı Valery Giscard D'estaing ile Federal Almanya eski Başbakanı Helmut Schmit'in yaptığını da belirterek, kalan Avrupa ülkelerinin de Türkiye'nin AB'ye üyeliğini "kerhen desteklediğini" iddia etti. "Türkiye'nin AB üyeliğini içtenlikle destekleyen AB'ye üye olan bir ülke söylemek mümkün değildir" diyen Şenoğul, bu ülkelerin "neden Türkiye'yi AB'ye aday ülke olarak kabul ettiği" sorusunun akla geldiğini belirterek, şöyle devam etti: "Nice Zirvesi'nde Türkiye'nin, AGSK karar organlarının dışında tutulması, AB'nin yeniden yapılanmasında Türkiye'nin dikkate alınmaması ve Türkiye'nin AB'ye katılımının 2010'dan sonrasına ertelenmesi, KOB'a göre Kıbrıs ve Ege sorunlarında tek taraflı olarak taviz vermemizi ve ulus devletimizden fedakarlık yapmamızı istemeleri, AB'nin ülkemize karşı haksız ve vefasız tutum ve davranışları olarak algılanmakta, Türkiye'yi aldatılmış duygusuna sevk etmektedir." Halk affetmez Avrupa Parlamentosu'nun büyük çoğunlukla onayladığı sözde Ermeni soykırım tasarısının Türk halkını rencide ettiğine de dikkat çeken Şenoğul, sözlerini şöyle noktaladı: "Türk halkı bu haksız kararlara asla hoşgörüyle bakmayacak ve bu vefasızlığı içine sindiremeyecektir. Türkiye yeni politikalar ve stratejiler belirlemek durumundadır. Eğer Türkiye bulunduğu coğrafyadaki tarihi, kültürel, siyasi, ekonomik ve askeri birikimi ve gücünden kaynaklanan potansiyeliyle proaktif davranarak yeni politikalar ve çözümler üretemediği takdirde başkaları tarafından üretilmiş olan çözümleri ve hareket tarzlarını küçük pazarlık marjlarıyla kabul etmek zorunda kalacaktır."
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109330
    % -0.31
  • 3.867
    % -0.62
  • 4.5554
    % -0.6
  • 5.158
    % -1.19
  • 156.209
    % -0.25
 
 
 
 
 
KAPAT