BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Suç kimde?

Suç kimde?

Futbol Federasyonu Başkanı Haluk Ulusoy'un talimatı üzerine MHK, bu yılki Kuşadası seminerine "duayenleri" de davet etti.



Futbol Federasyonu Başkanı Haluk Ulusoy'un talimatı üzerine MHK, bu yılki Kuşadası seminerine "duayenleri" de davet etti. Bu, son derece memnuniyet verici bir uygulamaydı. Yıllarca Türk hakemliğine her kademede hizmet veren camianın "büyükleri", hoş bir jestle mutlu edildi. 4 gün boyunca genç hakemlere bilgi, birikim, tecrübe ve görgülerini aktaran Hilmi Ok, Ertuğrul Dilek, Sadık Deda, Tuluğ Gürkan ve Halil Atalık gibi "eski tüfeklerin", kafa şişiren ders saatlerine "renk" katması amaçlanmış, en azından verdikleri "amatörce" hizmetlere karşılık bir "vefa" borcu ödenmek istenmişti! Ancak, hakem camiası bu. Her zaman olduğu gibi, "iyi niyetle" yapılan uygulamaya, sıcak bakmayanlar da çıktı tabii ki. Dışarıda kalanlar, kendilerini çağırmayanlara öfke saçarken, bazı hakemler de, "Eski ağabeylerimiz geç saatlere kadar anılarını anlattığı için sabah 06.30'da başlayan antrenmanlara dinlenerek çıkamadık" şikâyetinde bulunuyordu. Espriyle karışık da olsa "esir" alındıklarından yakınıyorlardı!.. Bir kısım eski hakem ise bu durumu "Bülent Yavuz, tüm tehlikeli rakiplerini Kuşadası'na davet ederek, herkese mavi boncuk dağıtmayı sürdürdü" diye değerlendirirken, seminerin "Bülent Yavuz şov'a" dönüştüğünü iddia etti. Hatta aynı şekilde davet edilen Sadık Deda'nın bile "Burada ne işi var bu yaşlıların" dediği öne sürülüyordu. Anlayacağınız kimse kimseye yaranamadı! Her fırsatta "hatırlanmıyoruz" diye şikâyet edenler, "hatırlananları" kıskanıyor, gençler de bir gün "yaşlanacaklarını" akıllarına getirmiyordu. Neden bu çekememezlik, anlamak mümkün değil. Güzel bir düşünce uygulamaya geçirilince gürültü-patırtı ayyuka çıkıyor. Herkes diğerinin "bir adım" öne çıkmasından rahatsız!.. İnsanın aklına "Acaba, hakem camiasının sürekli içine kapanık kalmasının sebebi bu iç çekişmeler mi?" sorusu geliyor. Öyle ya, kendi içinde "bütünlüğü sağlayamayan" bir camia dışarıya karşı nasıl kenetlenir? "Hakemler sahipsiz" diye yakınanların bir kez daha bunu düşünmesinde yarar var galiba!.. Ne dersiniz? Tatlı sıkıntı!.. Kısa sürede hazırlanmasına rağmen bu sene düzenlenen seminer, ufak tefek aksaklıklar dışında amacına ulaştı. Hakemler, bu kısa süreli "kampta" ilk yarının yorgunluğunu atarken, moral ve motivasyon depoladı. Ancak her yıl olduğu gibi bu sefer de hakemleri en çok kızdıran olay; videolu "ilk yarı görüntüleri" oldu! Medyanın alınmadığı toplantıda, hakemlerin ilk yarıda yönettikleri maçlarda yaptıkları hatalar ortaya döküldü. "Fırça" yiyenler, "bir karış" suratla gezerken, Erol Ersoy ve Mustafa Çulcu'yu da "derbi" yönettiğine pişman ettiler!.. Hemen hemen bütün hakemler; "eleştiriden" nasibini aldı! "Sıkıntı" artınca, "Üst düzey hakemler mahcup olmasın" diye MHK, genç hakemleri salon dışına çıkarmak zorunda kaldı. Bu durum; eski bir tartışmayı da yeniden gündeme getirdi. Camianın bir kısmı bu tip uygulamaları yanlış buluyor, "Ligi bu hakemlerle götüreceğiz. Onları rencide etmenin manası yok. Hatalar, başka türlü de anlatılır" diyor. Diğer taraftan ise "Her işin bir rizikosu vardır. Böylesine yüksek ücret alan hakemlere de kendilerine çeki düzen vermeleri adına bazı yaptırımlar gerekir. Kimse bundan gocunmasın" deniyor ve "Patronundan fırça yiyen bir eleman çalışıp çalışmama özgürlüğüne sahiptir. Beğenmiyorsa hakemliği bıraksın" görüşü öne sürülüyor. Her iki tarafın da haklı tarafları var. Fakat, "Hakemliği bıraksın" demek de çözüme götürür mü, bu tartışılır! Yıllarca emek verip, "vitrine" çıkardığın bir "değeri" harcamak, camiaya zarar vermez mi? Tabii ki, eleştiri de mutlaka olacak. Kimse "dokunulmaz" değil! Onun yerine bu tip eleştirilerin daha "yumuşak" bir üslûpla, kapalı kapılar ardında ve hakemlerin sevdiği kişiler tarafından yapılması bize daha uygun olur gibi geliyor. Böylelikle, herkesin gönlü olur. Ne şiş yanar ne de kebap!.. KISA... KISA... *Geçen yıl hakemliği bırakmaya "mecbur" edildiği için sessiz sedasız ortadan kaybolan İbrahim Aksoy'a Bülent Yavuz ve arkadaşları 6 aylık bir gecikmeyle "vefa" borcunu ödedi! Verdiği hizmetlerin karşılığında beklemediği bir "sonla" yolcu edilen İbrahim hocanın davet edildiği Kuşadası'ndaki seminerde oldukça "üzgün" olduğu gözlerden kaçmadı. *Hakemliğe veda eden Oğuz Sarvan'ın yerinde bir kararla MHK'nın eğitimden sorumlu alt komisyonuna alınmasının, komitenin İzmirli üyeleri Mevlüt Güzel ve Necdet Erdilek'i rahatsız ettiği konuşuluyor. İddialara göre Güzel ve Erdilek, Sarvan'ın öne çıkmasından çekiniyormuş. *Yardımcı hakem "sendromuna" son vermeyi amaçlayan MHK'nın uzun bir aradan sonra seminere "bayrak" hakemlerini de davet etmesi sevindirici bir gelişmeydi. Ancak "Gençleri çağırdık" açıklamasına rağmen, hiç bir kritere uymayan 10'a yakın yardımcı hakemin Kuşadası'na neden götürüldüğü merak konusu oldu.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT