BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Yılmaz’dan SAVUNMA

Yılmaz’dan SAVUNMA

Başbakan Yardımcısı Mesut Yılmaz, Genelkurmay'ın 'Beyaz Enerji' operasyonuyla ilgili açıklamasına cevap verdi. Yılmaz, "Genelkurmay bir rahatsızlık duyuyorsa ve sorumluyu bulamadıysa ilgili gazetenin yöneticileri, yardımcı olmalıdır" dedi Yılmaz, Berlin'deki basın toplantısında, Genelkurmay Başkanlığı'nın açıklamasına ilişkin görüşünün sorulması üzerine, "Bir ordu mensubunun, sivil otoriteyi aşağılayan, devlet kurumlarına güveni azaltan kimi açıklamaları oldu" diye konuştu.



Başbakan Yardımcısı Mesut Yılmaz, Genelkurmay'ın 'Beyaz Enerji' operasyonuyla ilgili açıklamasına cevap verdi. Almanya'nın başkenti Berlin'de yapılmakta olan Avrupa Demokratik Birliği (EDU) konferansına katılan ANAP Genel Başkanı, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mesut Yılmaz, Genelkurmay Başkanlığı'nın açıklamasına ilişkin olarak, "Genelkurmay bir rahatsızlık duyuyorsa ve sorumluyu bulamadıysa ilgili gazetenin yöneticileri, Genelkurmay'a yardımcı olmalıdır. Bu tür sorumsuz beyanlar, yolsuzlukla mücadele çalışmalarına gölge düşürmektedir" dedi. Türkiye'nin Almanya Büyükelçiliğinde, beraberinde Turizm Bakanı Erkan Mumcu, Genel Başkan Yardımcıları Cavit Kavak, Bülent Akarcalı ve MYK üyesi Turgut Yılmaz ile bir basın toplantısı düzenleyen Mesut Yılmaz, Genelkurmay Başkanlığı'nın açıklamasına ilişkin görüşünün sorulması üzerine şunları söyledi: Medya dikkatli olmalı "Bir ordu mensubunun, sivil otoriteyi aşağılayan, devlet kurumlarına güveni azaltan kimi açıklamaları oldu. Aslında bütün bu olay Türkiye'de parlamenter demokratik sistemi kavramaktaki eksikliğimizi göstermektedir. Bir gazetede, bir askeri yetkiliye atfen sivil otoriteyi aşağılayan, kişileri suçlayan, devletin kurumları arasında güvensizlik oluşturan bazı sözlere yer verilmiştir. Bu kişinin kimliğine yer verilmemiştir. Kimliği de meçhuldür. Ama daha sonra gazetenin yöneticileri bu demecin doğru olduğunu, bu kişinin de kendilerince malum olduğunu ifade etmişlerdir. Dolayısı ile Genelkurmay Başkanlığı açıklaması ile ifade ettiği gibi bir rahatsızlık duyuyorsa ve arayıp da bu kişiyi bulamıyorsa, gazete yöneticileri ona yardımcı olmalıdır. Olay bundan ibarettir, başka yerlere saptırılması doğru değildir. Ama, bu tartışmalar içerisinde bir husus gözden kaçırılmıştır. Bu hükümet ve bu hükümet içerisinde İçişleri, Maliye, Gümrük gibi bakanlıklardan sorumluluk üstlenen ANAP, yolsuzluklarla mücadele konusunda büyük bir çalışma başlatmıştır. Bu çalışmanın kime uzanırsa uzansın her türlü yolsuzluğu kapsadığı, büyük bir gizlilik, ciddiyet ve tarafsızlık içinde yürütüldüğü kamuoyunun malumudur. Bu tür sorumsuz beyanlar bu mücadeleye gölge düşürmektedir. Medyanın bu konuda, eğer hakikaten yolsuzluklarla mücadeleye samimiyetle inanıyorlarsa,daha dikkatli olunması gerekir." AB'de çok kültürlülüğü sağlayacağız Yılmaz, Almanya'daki temaslarıyla ilgili olarak da bazı çevrelerin, Türkiye'nin Avrupa Birliği kriterlerini yerine getiremeyeceğine inandığını ancak bunun doğru olmadığını söyledi. Çok kültürlülüğün sağlanmasında en önemli faktörün Türkiye'nin AB'ye katılımının olacağını kaydeden Yılmaz, "Müslüman bir ülke olarak Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne girmesi çok kültürlülüğün ve çok dinliliğin gelişmesini sağlayacaktır" diye konuştu. ANAP tam siper ANAP Grup Başkanvekili Beyhan Aslan da Genelkurmay Başkanlığı'nın isim vermeden Yılmaz'ı hedef alan açıklamasını "Yılmaz, hiçbir zeminde, hiçbir zamanda (Asker AB'ye karşıdır) dememiştir" şeklinde değerlendirdi. Aslan, TBMM'de düzenlediği basın toplantısında, İçişleri Bakanlığı'nın, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı bünyesinde yürüttüğü operasyonların yasal süreç içinde devam ettiğini belirterek, "Soruşturmalar, nereye ve kime kadar giderse gitsin sonuna kadar yürütülecektir" dedi. Aslan, bir gazetecinin "Genelkurmay Başkanlığı'nın Mesut Yılmaz'a yönelik açıklamalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?" şeklindeki sorusunu cevaplarken de şöyle konuştu: "Kapalı bir toplantıda yapılan konuşmayı, olmayan konuşmaları varmış gibi basın intikal ettirirse yine Genelkurmay'da olmamış bir konuşmayı olmuş gibi naklederse, bu tartışmaları başlatıp da kenara çekilirseniz, elbette o zaman biz bu konunun bir disipline bağlanması hususunda ciddi bir yasama çalışması yapmak düşüncesinde oluruz. Türk basının da buna ihtiyacı var." Saddam rejimini kastetti "Tartışma konusu olay neden çıktı?" diye soran Aslan'a bir gazeteci, "Açıklamada yer verilen konular, Yılmaz'ın kapalı bölümde değil, açık bölümde yaptığı konuşmalar..." diyerek karşılık verdi. Beyhan Aslan, konuyla ilgili sözlerini şöyle sürdürdü: "Orada o olay niçin söylenmiştir. O olay, demokrasinin açık ve şeffaf bir olay olduğunu, olayların herkesin gözü önünde cereyan ettiğini, ama totaliter ve otoriter rejimlerin, yani kapalı rejimlerin açık olmadığını, şeffaf olmadığını ve oradaki yolsuzlukların hiç açığa çıkmayacağını söylemiştir. Yoksa Sayın Yılmaz'ın, 27 Mayıs veya 12 Eylül'ü kastederek (bu dönemde şu kadar yolsuzluk oldu) şeklinde beyanı olmadı. Askeri yönetimlerden kasıt sadece bizim ülkemizdeki yönetimler değil, bütün askeri yönetimler kastedilmiştir. Yani demokrasi dışı yönetimler, Saddam rejimi de kast edilmiştir. Demokratik olmayan rejimler şeffaflıktan uzaktır, açıklıktan uzaktır, karanlık rejimlerdir. Bu rejimlerde olan yolsuzlukların ortaya çıkması daha zordur. Bu nedenle, eğer sivillere yapılan saldırılar yolsuzluk bazında ise bu nedenle birtakım çağrışımlar yaptırıyorsa eğer birtakım çevreler, (bunu yapmayın, eğer o günler gelirse yolsuzluklar karanlıkta kalır) demek istemiştir. Yoksa belli bir dönemi kastederek, (siz yolsuzluk yaptınız), (asker çok yapar, sivil az yapar) şeklinde bir beyan değildir. Bir metni bütünüyle değerlendirmek gerekir. Bir paragrafta askeri över, diğerinde söver mi?"
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT