BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Seviye, entel, zonta...

Seviye, entel, zonta...

"Adam öyle güzel konuşuyordu ki, ben karşısında 'me'lemek zorunda kaldım... - Filhakika, mamafih, binaenaleyh... -Meee, meee...."



"Adam öyle güzel konuşuyordu ki, ben karşısında 'me'lemek zorunda kaldım... - Filhakika, mamafih, binaenaleyh... -Meee, meee...." Ve Cem Yılmaz, bu muhteşem sahnenin sonunda önemli bir tesbitini paylaşıyor: -Bazıları gerçekten öyle güzel konuşur ki, karşısındakine ıstırap verir... HHH Türkçe'nin katlediliş yakınmaları ne kadar haklıysa, Cem Yılmaz da o kadar haklı... Dengeyi, yani orta yolu bulamadan... Yani, farklı uçlardaki insanlar makul bir noktada buluşup tartışmadan... Sadece kendi siyah ve beyaz uçlardaki fildişi kulelerinden ahkam kesiyorlarsa, davalarına da ihanet ediyorlar veya o noktada davalarının rantını yiyorlar demektir... HHH Bir İstanbul beyefendisiyle, kenar mahalle delikanlısı kullandıkları lisan yüzünden birbirine yabancıysa... Veya iki insan birbirlerine "entel / zonta" ithamı ve önyargısıyla diyalogsuz ve tepkiliyse... İşte onlardan bahsediyorum... Onların kendilerine ve başkalarına hiçbir kazançlarının olmadığından... HHH Seviye izafi bir kavramdır... Ölçü birimlerini devreye sokarak, rakamsal değerler veremezsiniz... İki taraf da, sabah aynaya baktıklarında kendi suretlerine aşk mısraları terennüm edebilirler... Biri kravatını düzeltirken... Diğeri saçlarına jöle banyosu yaptırırken... HHH Seviye belki de, kaldırım ortasında gördüğümüz ekmek parçasını alıp bir kenara koymak için eğilirken gösterdiğimiz performansa bağlıdır... Veya seviye -hangi kelime veya ifade biçimini tercih edersek edelim- sabah birilerine selam verirken yaydığımız pozitif enerjide gizlidir... HHH Yani suretimiz, aynada bizim için değil, başkaları için kaç para ediyor?
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT