BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Pazar yazıları

Pazar yazıları

Bugünkü sohbetimizin konusu, yüce dinimizin direği olan namaz ibadetidir. Zira, namazı kılan insan, dinini doğrultmuş olur.



Bugünkü sohbetimizin konusu, yüce dinimizin direği olan namaz ibadetidir. Zira, namazı kılan insan, dinini doğrultmuş olur. Sevgili Peygamberimiz buyuruyor ki: 'Bir mü'min namaz kılmaya başlayınca, Cennet kapıları onun için açılır. Rabbi ile onun arasında bulunan perdeler kalkar. Cennet ehli onu karşılar; bu hal, namaz bitinceye kadar devam eder.' Bu, mühimler mühimi ibadetin ne olduğunu ve nasıl yapılacağını, Seyyid Abdülhakim Arvasi Efendi'nin, 'İkamet-i salat' risalesinden birlikte okuyalım. '... Tekbirde taharrüm: Namaza duhuldür (giriş). Elleri kaldırmak 'her şeyden beriyim' demektir. Allahü teala namazımıza lüzum ve ihtiyaçtan münezzeh ve müberradır. 'Allahü ekber' demek farzdır. Çünki, namaza dahil olunduğu zaman, ihtiyaç ve lüzum-ı tevehhüm zamanıdır. (Tevehhüm: zann, hatırlama ve korku manalarında..) Diğer tekbirler sünnettir. KIYAM (ayakta durmak): Nihayet-i zillet ve tevazudur. Beş duyunun bütün belirtilerini tatil etmiş, azasını hareketten düşürmüş; haşi, hadi, zelil bir vaziyyette bulunmuş olarak Allah'ı ta'zim ve tevkir (ululama) etmiş avamın 'ben O'na layık ibadette bulundum!' diye zihninde bir şey gelir. 'Allahü ekber' deyip rüku'a gidince, hatırayı ref' ediyor (zihnine gelenleri siliyor). Cenab-ı Hakk'a layık huzurı yapamamak, O'nu tenkis (noksanlık) değil, kusuru kendisine isnad edip Cenab-ı Hakk'ı kusurdan münezzeh (uzak) bilmektir. İlk evvel huzura dahil olunca; 'Sübhaneke' diyecektir ki, 'benim bu kıldığım namazın liyakatinden sen münezzehsin, sana layık bir ibadet değildir. Fakat; me'murum yapacağım' demektir. Bu hitab-ı istilzaz içindir. Hitapta bir lezzet vardır. Sübhane: Ben tenzih ediyorum. (Ke): seni. Tesbih: Allahü tealayı tenkisten tenzihdir. (noksan sıfatlardan uzak bilmektir) Allahümme: İsti'taf (yardım ve merhamet dilemek) içindir ki, benim Allah'ım sensin, ben kimseye müracaat etmem, bu tesbihe de, ben kendim muktedir değilim. Bi-hamdike: Senin yardımın ile, bununla muvaffak ettiğinden seni tenzih ediyorum. Tebarekesmük: Senin ismin çok yüksektir Te'ala ceddük: Senin azametin pek yüksektir. İnsan idrakinin haricindedir. Celle ve senaüke: Seni övebilmek haddimin fevkindedir. Lailahe gayrük: Senden gayrı ilah yoktur. Namaza dahil olan kimse, 'sübhaneke'yi söylerken gafil olmasın! Çünkü burada gaflet, edebe aykırıdır. Zira, ilk huzura girmektir. Kıra'etde (okuyuşta), mütekellim-i hakiki olan Cenab-ı Hakk'ın namına olarak kıra'et eder (okur). Bu vakitte nefsin ve şeytanın vesvese ve iğvasından, tamamiyle beri olmak iktiza eder (gerekir). Halbuki bu onun kuvvet ve kudretinin fevkindedir. Bir şey ki, insanın kuvvetinin fevkinde (üstünde) oldu, kuvveti dahilinde olan bir kimseyi tevkil eder (vekil) ve der ki: 'E'üzübillahi mineşşeytanirracim' Yani; 'Ya Rabbi! Şeytanın şerrinden beni sen muhafaza edeceksin. (Muhafaza et demektir.) Sen de vekaletinde doğrusun; bununla beraber ben mazurum; şu halde: 'Bismillahirrahmanirrahim' deyip, (Maliki yevmiddin)e kadar hisse-i ilahiyyedir. Ondan sonraki 'İyyake na'büdü... ihdinassıratelmüstekim' kulun hissesidir. Namaz, kul ile Allah arasında müşterek bir ibadettir (Muhyyiddin-i Arabi böyle buyuruyor). İmam 'amin' deyince, akabinde melaike de 'amin' der ve cemaat de hep bir anda 'amin' der. Beraber olan melaikenin 'amin'i reddolunmaz. Bizim çürük 'amin'lerimiz, onların makbul 'amin'leri yanında şayan-ı kabul olur. Çünkü Cenab-ı Hakk kerimdir. 'Amin' kabul et demektir. Namaza girince, Kıyam'da: Ya Rabbi! Ben her emrini ifaya kaimim! Her varidatını kabule hazır ve amadeyim! Fakat; varidat-ı ilahiyye o kadar ağır ki, kaldıramam. Rüku': Tevazudur. Rüku' edenler aciz vaziyyettedirler. Ellerini dizlerine dayar, ol vakitte rüku' Kıyam'dan daha ziyade zıllet, meskenet, havf ve haşyete delalet ettiğinden; nefsin Allah'a layık bir ibedette bulundum yolundaki vehimlerini izale için; 'Sübhane' der. Yani; münezzehdir, münezzehdir, münezzehdir... Rabbi: Benim Rabbim! Bu rüku' sana layık bir rüku' değildir. Seni, her türlü noksan sıfatlardan uzak bilirim. Tekrarı da, bu hususu te'kid (kuvvetlendirmek) içindir. Rüku'dan doğrulurken 'Allahü ekber' demek sünnet değildir; 'semi'allahü limen hamide' denir. Semi': İşitsin, kabul etsin demektir. Ya Rabbi! Senin varedatına karşı ben tahammül edemedim; bir daha doğruldum! Bununla daha büyük bir varedat vürud ediyor! Bunun üzerine birdenbire ayaklara kapanır gibi, 'Allahü ekber' diyerek secdeye gider. Bu kıyama liyakatinden seni tenzih ederim, ya Rabbi! Secde: Bundan daha ileri bir beşer sıfatı kabil olmadığından, iki şeyle rüku'dan tefrik edildi. 1 -A'la demekle.. A'la, azimden daha ziyade mübalağalıdır. Rüku'a azim, secdeye a'la tahsis edildi. 2- Secdenin ihtimamına binaen, secdeden evvel ve sonra 'Allahü ekber' denir. Rüku'da böyle değildir. Secdenin idamesinde bir nevi hilaf-ı edep düşünülerek, başını çabuk kaldırır! Bir daha secdeye gider. İkinci secdeden dehşetle ve süratle kalkar ve oturur. Allahü telaya hamd ve sena eder. Ettehiyyatü lillahi: Ta'zim ve tevkirin (ululuğun) her nevi ancak Allah'a mahsustur. Esselamü aleyke: Ey Allah'ın Resulü! Senin huzurunda bulunuyorum ve seni şahit tutuyorum! Esselamü aleyna ve ala ibadillahissalihin: Kendisini de mahrum etmek istemediğinden, 'esselamü aleyna' der. Her ne kadar, salih kullarından değilsem de... Mü'min her nerede namaz kılsa, Peygamberlerin ruhları, melekler ve cin mutlaka beraber bulunurlar.' Cenab-ı Hakk, bu şuurda namaz kılabilmeyi cümlemize nasip ve müyesser eylesin. Amin!
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109330
    % -0.31
  • 3.867
    % -0.62
  • 4.5554
    % -0.6
  • 5.158
    % -1.19
  • 156.209
    % -0.25
 
 
 
 
 
KAPAT