BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Ah şu komşularımız!..

Ah şu komşularımız!..

Yakın komşu uzaktaki hısım akrabadan önce gelir derler. Bu, milletler için de geçerlidir. Ama yazık ki, Türkiye konudan komşudan yana pek talihli sayılmaz.



Yakın komşu uzaktaki hısım akrabadan önce gelir derler. Bu, milletler için de geçerlidir. Ama yazık ki, Türkiye konudan komşudan yana pek talihli sayılmaz. Suriye bunlardan biridir. 1914-18 Birinci Dünya Savaşı sıralarına kadar Osmanlı İmparatorluğu'nun bir vilayeti idi. Daha savaş devam etmekte iken başta İngiliz ve Fransızlar olmak üzere Batı Dünyası'nda "Hasta Adam" diye tanımlanan Osmanlı İmparatorluğu'nun terekesi bölüşülmeye başlanmıştı. Askerler, diplomatlar, Ortadoğu uzmanı casuslar şurada burada toplanıp Osmanlı mülkünün aralarında nasıl paylaşılacağını kararlaştırıyorlardı. Bu toplantılar sonradan katılanların isimleri ile tanımlanır oldu. Suriye, Lübnan ve Irak'ın akıbeti de ünlü Sykes-Picot mutabakatı ile kararlaştırılmıştı. Birincisi bir İngiliz subayının, ikincisi bir Fransız diplomatın adı idi. Bu ikiliye ünlü casus Lawrence'in katılması ile melanet üçlüsü tamamlanmış oldu. Önceleri Suriye ve Lübnan İngilizler'in, Irak'da Fransızlar'ın payı olarak belirlenmişti. Sonradan yer değiştirdiler. İngilizler'in burnu oldum olasıya iyi koku alırdı. Musul petrollerinin kokusu üzerlerine sindi. "Hindistan yolunun üzerindedir, bizim için daha elzemdir!" dediler. Buraların işgal ve vesayeti konularında Fransızlar ile yer değiştirdiler. Sonunda bu eski Osmanlı vilayetleri iki başlı bir "Mandat" kuyruğu ile bağlandılar. Birinci Dünya Savaşı sonundan İkinci Dünya Savaşı sonlarına kadar ikili Mandat yönetimi altında kaldılar. İstiklallerine ancak 1947-48 yıllarında kavuşmuş oldular. *** Suriyeliler, Türkiye ile Fransa arasında aktedilen 1921 Ankara Antlaşması'nın bazı hükümlerine, özellikle İskenderun Sancağı'nın statüsü ile ilgili hükümlerine hep karşı çıkarlar ve bölgedeki Arap kökenli vatandaşlarımıza çeşitli yollar ile yardım ederek, sayılarının artmasını ve taşınmaz mal edinmelerini teşvik ederler. Bu eskiden beri bilinen bir husustur. Buna karşı kuşkusuz tarafımızdan alınabilecek ve alınması gerekebilecek tedbirler elbette vardır veya bulunabilir. Lakin bazı Basın organlarında gördüğümüz gibi eğer bu konu komşu ülkenin yeni başkanı Beşar Esad'ın Türkiye'yi ziyaretini erteletecek ölçülere varmış ise bunu zamansız ve hatalı gördüğümüzü ifade edelim. Zira Suriyeliler'in kendileri de pekala bilirler ki, konu artık tarihteki yerini almış ve dosya kapanmıştır. *** Suriye kuruluşundan bu yana kendine özgü "Militaro-Sosyalist Baas" rejimi ile yönetilir. Bir ara Sovyet Rusya'nın Ortadoğu'da fiilen tam teşkilatlı bir üs'sü haline gelmişti. Dolayısı ile soğuk savaşın en sıcak günlerinde rahmetli Başbakan Adnan Menderes'in kafası kızmış, "Bu adamlar Ruslarla bir olmuşlar üzerimizden çelik çomak oynuyorlar!" demişti. Tarafımızdan askeri bir müdahaleye ramak kalmıştı!.. *** Suriyeli yöneticiler arasında en uzun süre iktidarda kalanı ve bize de en çok düşman olanı hiç kuşkusuz şimdikinin babası, (Üzkürü Mevta küm bilhayır!) Hafız El Esad idi. Aslında bir hava subayı idi. Gerçekten çok zeki ve özellikle çok kurnazdı. Kendisinin Rommel veya "Ortadoğu'nun Tilkisi" diye anılmasından pek hoşlanırdı. Türkiye'yi taciz veya rahatsız edebilecek her hareketi sinsi sinsi desteklemekten hoşlanır ve fırsatı kaçırmazdı. PKK'yı yedirdi içirdi, donattı. Öcalan'ı yıllarca sakladı, besledi. Başbakan olarak ülkesine giden Sayın Süleyman Demirel'e Öcalan'ın nerede olduğunu bilmediğini ifade edecek kadar pişkin ve Demirel'in "İşte şu adres ve telefonda!" diyerek verdiği kağıdı hiç bakmadan cebine atacak kadar da fütursuzdu. Ülkesinde % 15'lerdeki Şii-Alevi topluluğa dayanarak % 80 sünni olan bir milleti yönetebilecek kadar kurnazdı. Öleceğini biliyordu önce öz kardeşini ve düşmanlarını bertaraf etti. Sağlığında oğlu Dr. Beşar Esad'ı önce Albay, sonra da Veliahd yaptı. Cumhuriyet rejiminden halefiyet usulü ile monarşik bir düzene geçişin tarihte ilk örneğini vermiş oldu. Sanırım ki bu örnek bölgede yaygınlaşacak, Saddam ve belki Mübarek de onu izleyecek!.. *** Öcalan yüzünden bizde bıçak kemiğe dayanınca Kara Kuvvetleri Komutanı sert bir çıkış yaptı. Hafız bu dilden daha iyi anlıyor olmalı idi. Adana Mutabakatı böyle sağlandı. Öcalan kaçtı Müttefiklerimiz (?!) Yunanistan ve İtalya himayesinde turistik bir Afrika Safari'sinde kıskıvrak yakalanarak İmralı'ya tıkıldı. Muhakeme sonucu idama mahkum oldu. Hafız'ın öldüğü sırada, Çankaya'da yeni ve henüz acemi sayılan bir Cumhurbaşkanımız vardı. Cenaze merasimine bizzat katılmasını, itiraf etmeliyim ki, ben bile yadırgamıştım. "Hiç olmazsa yanına Kara Kuvvetleri Komutanını da alsa!" diye düşünmüştüm. Fakat Sayın Sezer sere serpe tek başına gitti ve geldi. Hepimiz kabul ettik ki pek iyi etmiş. Nitekim hemen ardından Suriye'nin en güvenilir adamı Abdülhalim Haddam çıktı geldi. (Bk. 12 Kasım Tarihli Türkiye Gazetesi) arkasından Suriye'nin yeni Başkanı Dr. Beşar'ın bize resmi bir ziyaret yapacağı haberleri çıktı. Kim tarafından yapıldığını bir türlü anlayamadığım bir işgüzarlık veya deneyimsizlik yüzünden Suriye Cumhurbaşkanı'nın ülkemize yapacağı resmi ziyaretin ertelenmesi halinde gerçekten önemli bir fırsat kaçırılmış olacaktır. En acemi diplomat veya Devlet adamı da bilir ki Türkiye-Suriye ilişkilerinin bugünkü siyasi konjonktürde, en gerçekçi ve kısa yaklaşım yolu önce ekonomik ilişkilerden geçer. Arada bin km.'ye yakın dümdüz ortak bir sınır, bu sınırdaki dikenli tellerin iki yakasında birbirlerini ancak el sallayarak da olsa selamlayabilmek için dini bayram günlerini bekleyen akrabalar, eski dostlar ve komşular var iken, üstelik bu iki komşu ülkeden biri hem insan hem mekan bakımından öbürünün dört misli daha büyük ve güçlü iken yapılabilecek en kolay ve akıllı iş, herşeyi bir tarafa bırakarak ekonomik ilişkilerin güçlenmesini sağlamak olurdu. Umarız iki komşu ülke arasındaki ilişkiler akıl ve mantık istikametinde gelişir. Beşar Esad'ın Türkiye ziyareti gerçekleşmiş olur. Bu her iki ülke bakımından ve özellikle Suriye bakımından kaçırılmaması gereken tarihi bir fırsattır.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109156
    % 1.14
  • 3.8206
    % -0.38
  • 4.5076
    % 0.05
  • 5.1028
    % -0.67
  • 153.399
    % -0.43
 
 
 
 
 
KAPAT