BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > IMF'nin gündemi özelleştirme

IMF'nin gündemi özelleştirme

IMF'nin sıkı kontrolünde geçecek bir haftaya girdik. Uluslararası Para Fonu heyeti hem özelleştirme konusunda yoğun müzakerelerde bulunacak hem de Türk bankalarının aldığı kredilere getirileceği belirtilen garantiye son noktayı koyacak.



IMF'nin sıkı kontrolünde geçecek bir haftaya girdik. Uluslararası Para Fonu heyeti hem özelleştirme konusunda yoğun müzakerelerde bulunacak hem de Türk bankalarının aldığı kredilere getirileceği belirtilen garantiye son noktayı koyacak. Heyet, mali sektörle ilgili görüşmelerini Cuma günü teknik olarak başlattı. Özelleştirmeyi ise Çarşamba günü ele alacak. THY ve Telekom'un taliplileri ortaya teker teker çıkıyor. Özelleştirme İdaresi Başkanı Uğur Bayar gizlilik taahhütnamesi imzalayanların sayılarının arttığını açıkladı. Merkez Bankası ise yine IMF'ye verilen söz gereği Net İç Varlıklar hedefini Aralık'ta çıktığı 1.8 katrilyondan 281 trilyona düşürdü. İşin özü şu IMF'ye verdiğimiz 3. Ek Niyet Mektubu'nda belirtilen hedefler bu hafta Ankara'da tek tek masaya yatırılacak. Ve Cottarelli'ye çok açık bir şekilde hesap verilecek. Borsada haftanın kârı: %9.5 Yılın ilk haftasını yüzde 6'lık artışla tamamlayan borsada geçen hafta IMF'ye verilen takvimin meyydana getirdiği moral yüzde 9.57'lik artış getirdi. Yılbaşından bu yana görülen artış oranı ise tam yüzde 16.19.. Geçen hafta borsa özelleştirme süreci ile Fona devredilen bankalarla ilgili eylem planının işleyişi ile beklentilerle hareket etti. Ancak beyaz enerji operasyonunun ortaya çıkardığı tedirginlik çıkış hızını kesti. Ve haftanın son iki günü satışlarla geçti. Turizm ve bankacılık sektörü en fazla getiriyi sağlayan gruplar oldu. Spekülatörlere yasak SPK tarafından büyük spekülatörlere getirilen işlem yasağı borsada yaşanan kâr satışlarının artmasına yolaçtı. Ancak gecelik ve repo oranlarındaki düşüşün sağladığı olumlu hava piyasayı yeniden ısıtacak gibi görünüyor. Bize göre endeksin tutunacak destek noktası 10500 puan. Geçen hafta Bileşik Endeksin 10300-11200 bandında hareket edeceğini belirtmiştik. Nitekim bu verdiğimiz hedef tuttu. Hatta 11600'e kadar bile çıktı. Bu hafta ise beklentiler 11000 seviyesinde yatay seyir izleneceği yolunda. Yatırımcıların dikkat etmesi gereken nokta şu: Piyasaya para girişi devam ediyor mu, etmiyor mu? Bunu da anlamak için işlem hacmi yakın takibe alınmalı. Enerji özelleştirmeleri neden durdu? Şimdi bütün gözler Ankara'da IMF'nin yapacağı temaslara kilitlenmiş durumda. Şu anda en kritik konu enerji projelerindeki gecikme. Enerji özelleştirmelerinin yapılmayacağı yönünde büyük bir telaş var. 31 Aralık 2000'de gerçekleştirilmesi planlanan 29 yap işlet-devret projesi bir türlü tamamlanamadı. Hükümetin kriz sonrası çabalarına rağmen kanuni gerekçeler nedeniyle yaşanan gecikmeler piyasada satış baskısı meydana getirdi. Bankalar döviz satıyor, Merkez topluyor Döviz piyasasında bankaların Merkez Bankası'na yaptığı döviz satışları yağmur gibi devam ediyor. Geçen hafta boyunca 1.3 milyar dolarlık döviz satışı gerçekleştirildi. Bir önceki hafta 2.6 milyar dolar döviz alan Merkez Bankası'nın bu son satışlarla net döviz pozisyonu 7.1 milyara yükseldi.. Rezervlerde biriken para ise 26 milyar doları buldu. Kasım ayında yaşanan kriz sırasında Merkez'in döviz pozisyonu 1.7 milyar dolara kadar inmişti. Altın fiyatları ise geçen haftayı düşüşle tamamladı. Külçe altının satış fiyatı yüzde 1.4 oranında düşerek 5 milyon 635 bin liraya, Cumhuriyet altınının satış fiyatı da 38 milyona indi. Dolarda kan kaybı sürüyor Dövizde ise Isviçre Frangı dışındaki döviz birimleri küçük artışlar gösterdi. Doların TL karşısında haftalık artışı yüzde 0.3 olurken, Alman Markı yüzde 0.6 oranında değer kazandı. Yavaşlama sürecine giren ABD ekonomisinin baskısıyla Dolar özellikle Avrupa para birimleri karşısında küçülmesini bu hafta da sürdürecek. Euro başta olmak üzere Alman Mark'ı ise şu anda mevcut bulunan 2.05'lik çapraz kurdan 2.02'ye kadar yükselecek. Faizler düşüyor, durgunluk had safhada Bankalar ise yeniden mevduat ve kredi faiz oranlarında indirime gidiyor. Ama bu kredileri alacak müşteri bulmakta zorlanıyorlar. Sanayiciler bu yüzden resmen feryad ediyor. Hükümete çağrı yaparak bizim için de bir ek niyet mektubu verin diyor. TOBB, ASO ve İTO'dan yapılan açıklamalar iş adamının içinde bulunduğu kötü durumu açıkça gösteriyor. Korkulan o ki, Türkiye'de bugün mali sektörde yaşanan kriz reel sektöre yani gerçek mal ve hizmet alımı yapan sektörlere yansıdığı takdirde felaket geldim diyecek. Hükümetin bu konuda acil kararlar alarak hayata geçirmek zorunda. Aksini düşünmek bile istemiyoruz. Değişime direnenler Dünya sürekli değişim içinde. Değişim gelişimi, gelişim ise zenginliği getiriyor. Türk toplumu olarak bizler bu değişimi büyük bir gıpta ile seyrediyoruz. Biz bu değişime ayak uydurmaya çalışıyoruz ama tabir caizse kaçan treni arkadan yürüyerek izliyoruz. Yani pasif bir direniş içerisindeyiz. Köylülerimiz yılda 37 gün çalışıp 328 gün yatmak istiyor. Tarımda modernleşme istemiyor. Ürünümü devlete satayım yeter diyor. Zira yeni ürün, yeni teknoloji onun yaşam tarzını kökünden değiştirecek. İşçilerimiz direniyor. Verim artışı, tekonolik yenilikler istemiyor. Yeter ki ücret artışı sağlansın, çalışma süresi kısalsın, çalışma şartları hafiflesin ve her ay düzenli maaşını alsın onun için yeter.. memurlarımız direniyor. Devlet denilen gücün elinden kaçmasını istemiyor. Halkın hizmetinde değil, halk onun hizmetçisi olsun istiyor. Elindeki devlet imkanları onu farklı kılıyor. Devlet memurluğundan ilim adamlığına geçiş Politikacılarımız direniyor. KİT'leri elden çıkarmaya bir türlü razı olmuyor. Özelleştirme yani gerçek halk hakimiyeti gelince hiçbir etkisinin kalmayacağına inanıyor Esnaf direniyor. Serbest piyasa ekonomisinde öneminin kaybolacağını düşünerek değişim istemiyor. Üniversitelerimiz direniyor. Zira devletin üniversitesi olmak kolay. Halkın üniversitesi olmak zor. Devlet memurluğunden ilim adamlığına geçişin büyük bir külfeti var. Bazı basın organları direniyor. Eskiden beri basın-yayın organları toplumu etkileyen güçlerin arkasında olmuş. Önüne geçememiş. Halkla bütünleşememiş. Aydınlar-sanatçılar direniyor. Zira bu kesim Türkiye sınırlarında aydın ve sanatçı. Dıraşı açılamamış, halktan kopuk, düzen değişikliğinden bütün fonksiyonlarını kaybedecek. Çalışmadan, üretmeden yaşayanlar Demokrasi, hürriyet, insan hakları, kapitalist sistem, pazar ekonomisi, serbest rekabet, teknoloji, verimlilik, üretim artışı... Değişime direnenler bu temel kavramları bir zırh olarak kullanıyor. Bir kısmı bu temel kavramların anlamını dahi bilmiyor. Bir kısmı bildiği halde bunlara inanmıyor. Bir kısmı statükoyu bozacağını bildiklerinden bunlara inanır görünüp eski yoldan gidiyor. Sanki gençlerin eğitimini, bilgi sahibi olmasını istemiyorlar. Onları öğrenmeden diploma sahibi olmaya itiyorlar. Çalışmadan, üretmeden rahat yaşamak istiyorlar. Bedelini ödemeden çağdaş sanayi toplumundaki yaşam düzeyini Türkiye'de sürdürmeye çalışıyorlar. Dünyada artık yeni bir düzen ve ortak değer yargıları var. Türkiye, bu yeni düzene uymak, bu ortak değerlere göre saygı göstermek zorundadır. Biz değişmezsek, bizi değişmeye zorlayacaklardır. İşte Avrupa Birliği'ne geçiş sürecinde bizden istenilenler ortada.. Bizim pasif direncimiz birşeye yaramayacak, sonunda kaybeden yine biz olacağız.. İnsan hakları, demokrasi konularında onların çizgisine girmek zorundayız. Ekonominin tasarruf açığını, hükümetin bütçe açığını kapatmak için dış dünya Türkiye'ye sürekli borç para veremez. Kendimiz özkaynak üretmeye mecburuz. Bunları bilelim. Bunlar bizim gerçeklerimiz. Gerçeklerden kaçmayalım. Özü-sözü doğru olalım. Gelecek nesillere bırakacağımız miras bizi asla utandırmamalı.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 110589
    % 1.15
  • 3.834
    % -0.77
  • 4.5217
    % -0.62
  • 5.1257
    % -0.35
  • 155.245
    % -0.42
 
 
 
 
 
KAPAT