BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Yaşar Kemal

Yaşar Kemal

Geçen gün bizim Şifa Eczanesinde Yaşar Kemal'i gördüm.



Geçen gün bizim Şifa Eczanesinde Yaşar Kemal'i gördüm. "Bizim" dediysem resmen değil tabii. Ama gayrı resmi olarak hem benim hem de bütün Yeşilköy halkının sayılır. Yıllarca aynı caddenin üzerinde, köşede hizmet vermiş olan Şifa, birkaç yıl önce yeni ve modern mağazasına taşındı. Eski köşeden biraz yukarıda şimdi. Sahibi Kubilay Yalçınkaya ve eşi Serap hanım aynı zamanda bizim bir alt katımızda oturuyorlar. Daha doğrusu biz onların bir üst katına taşındık bir yıl kadar önce. Biz dediğim, küçük kızım ve ben. Doğma büyüme Yeşilköy'lüler ve onları tanımayan yok. Yaşar Kemal gibi. Yaşar Kemal'in izini sürüyorum çok uzun müddettir. Aynı semtte yaşayıp hiç karşılaşmamak bir tür başarı (!). Fener'e balık yemeye gidiyorum, "Yaşar bey de dün gece buradaydı" diyorlar. Hatta bazen sabahtan oraya gidiyor, sayısız çay içiyor ve yanında getirdiği kalem kağıdıyla bir şeyler yazıyormuş. Bilgisayar kullanmaktan hazzetmeyeceğini tahmin ediyorum zaten. O kuşağın yazarları küçücük kalana kadar emekliye ayırmadıkları kurşun kalemlerinden vazgeçemezler. Bu dalda en büyük başarı Aziz Nesin'e ait. Kalemlerini son ana kadar kullanabilmek için diplerine uzatıcı takardı. Bundan on iki yıl önce tanışmıştım Yaşar Kemal'le. Biz TRT için bir dizi çekiyorduk. Salih Güney, Deniz Gökçer ve ben başrolleri paylaşıyorduk. Dizideki rolüm gereği bir Fransız'ı canlandırıyordum. Bu sebeple filmin önemli bir bölümü Paris'te çekilmişti. Zaten büyük ustayla Paris yolunda tanışma fırsatı bulmuştum. Air France'ın uçağında bir de bakmıştık ki koltuklardan birisinde oturuyor. Hemen yanına gitmiştik. Elbette filmin yönetmeniyle falan tanışıyordu. Bu vesileyle ben de tanışmış oldum. Çok heyecanlanmıştım. Kolay değil, bu ülkede yetişmiş en önemli yazarlardan birisi ve benim tek hayalim yazar olmak. Artistlik umurumda bile değil. Dakikalar ilerledikçe heyecanım geçti. Çok konuşkan, rahat bir yapısı olduğunu fark edince işler kolaylaştı. Hep birlikte yemek yedik, sohbet ettik, gülüştük. Laf aralarında ustanın çok da çapkın olduğunu öğrendim. Pek konduramadım ama kimbilir? Derken yol bitti, uçak indi. Fransızlar Kemal'i hemen VİP salonuna aldılar. Onların onur madalyasını taşıdığı için müthiş bir saygı ve ilgi görüyordu. Sonraki yıllarda birkaç kez daha rastlaştık ama uzaktan. Taa ki Şifa Eczanesindeki tesadüfe kadar. Kapı açıldı ve o içeri girdi. Biz sustuk. Kubilay beyin kızı Gamze hemen yanına gidip ilgilendi. Ben uzaktan seyre koyuldum. Çok yaşlanmış. Omuzları çökmüş sanki. Ve huysuz. Yüzü pek gülmeye meyilli değil. Bunun için pek çok sebebi olduğunu tahmin etmek zor değil. Beni tanımadı. Tanımasını beklemiyordum zaten. İyi de oldu. Böylece onu daha rahat inceledim. Dışarıya çıktığımda yılları düşündüm. Yılların insanlara neler yaptığını, insanların yıllara neler yaptığını... Yaşar Kemal de olsanız Vehbi Koç da; sonuçta değişen nedir? Bitmeye mahkûm bir ömür, solmaya mahkûm tensel güzellikler...
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109330
    % -0.31
  • 3.8592
    % -0.82
  • 4.5417
    % -0.9
  • 5.1428
    % -0.02
  • 155.771
    % -0.08
 
 
 
 
 
KAPAT