BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Yansımalar

Yansımalar

Popülist anlayışla hareket ediliyor. Böylece bir yozlaşma yaşanıyor. Bu iş kesinlikle halkın bilinçlenmesi ile ilgili... Televizyon ekranlarında, gazete sayfalarında yapılan tartışmalar benim problemim değil ki!



'Kirve Memi' havası O'nu önce "Oğlum"la tanıdı herkes. Popüler türküsü ise "Yaz Demedim, Kış Demedim" oldu. Yaklaşık üç yıldır birçok sanatçının seslendirdiği türkünün sahibi Esat Kabaklı, şimdi de Folk Müzik Center'den çıkan "Kirve Memi" albümü ile gündemde. Sultanahmet Türkistan Aşevi'ndeki "Türkü Muhabbeti", Kanal 7 televizyonundaki "Memleket Havası" ile oldukça başarılı bir grafik çizen Kabaklı, Türkiye'deki sanat ortamının yozlaşmasından, sanatçıların dejenerasyonundan dert yanıyor. Türkülerin her zaman var olduğunu ve halkımız sayesinde sonsuza kadar da yaşayacağının altını çizen sanatçı, aynı işi yapan birçok arkadaşının bu işten ekmeğini çıkarmasına rağmen, türkülerin ruhuna ihanet ettiğini de söylüyor. Yozlaşmaya hayır O'na göre, "Aslını bozmadan yapılan her şeye eyvallah"... Aşık Daimi'nin, "Ne Ağlarsın?" deyişini bozarak söyleyen Sezen Aksu'nun, tapşırma kıtasının sözlerini değiştirdiğini anlatıyor. Tasavvufî bir söylemi olan Daimî'nin "Gerçek aşık olan erer onura/ Yusuf sabır ile vardı Mısır'a" gibi sözlerini "Koyun oldum ağladım ardı sıra" gibi mısralarla değiştiren Aksu'nun söyleyişinin daha çok akıllarda kaldığını hatırlatıyor. Buna benzer birçok popüler örnek de veriyor Esat Kabaklı... İnsanların yaptığı işe saygıyı ön planda tutmadığını da belirtiyor. Herkesin kendi doğrularına göre hareket ettiği için bu kadar kötü ve utanç verici bir manzara oluştuğunu söylüyor. Kendinin, yıllarca Elazığ'da hiç kimsenin yardımı olmadan bu işi başarmaya çalıştığını, yirmi yıl önce İstanbul'a geldiğinde aldığı terbiye ve istekli tavrı sayesinde ustalarla çalışma imkanı bulduğunu, "Benim hiç hocam olmadı Elazığ'da, ama hep TRT'yi dinledim, onun repertuarını hıfzettim. Bana kimse yol göstermedi. O günkü bilgimle, iyiyi kötüyü ayırdedebiliyordum. Arabesk diye, yapılan plaklarda saz çalmadım. İstanbul'a geldiğimde ise Nida Tüfekçi, Sadi Yaver Ataman gibi ustalardan eğitim aldım" sözleriyle özetliyor. Popülist anlayış Popüler bombardımana dikkat çekiyor Kabaklı: "Popülist anlayışla hareket ediliyor. Böylece bir yozlaşma yaşanıyor. Bu iş kesinlikle halkın bilinçlenmesi ile ilgili... Televizyon ekranlarında, gazete sayfalarında yapılan tartışmalar benim problemim değil ki! Gerçek halk müziğinin problemleri işlenmiyor. Bu konuyu sadece TRT ciddiye aldı ve bir okul olarak çizgisini koruyor. İnsanlar, türkü dinleyebilmek için neden gazinoya gitsin benim ülkemde?.." Esat Kabaklı, TRT'nin meydanı başkalarına bırakmaması gerektiğini söylüyor. Başarılı sanatçılarının önünü açması gerektiğini, piyasayı dolduran bir takım garip insanlara fırsat vermemesi gerektiğini de ilave ederek... Sözlerini şöyle tamamlıyor sanatçı: "Ben 1980 yılından bu yana varım ama TRT'de bulunduğum yıllarda kendimi tanıtamadım. Bir sanatçı için en onur verici şey, yaptığı işi iyi icra etmek ve bunun karşısında da halkıyla buluşmak. Ancak üç yıldır bunu yapabiliyorum. Para hiç önemli değil, önemli olan halkla buluşabilmek. Yoksa 35 yıllık birikimim ziyan olup giderdi..." YORDAM Bir imzanın içine nelerin sığdığını sahibinden başka kim bilebilir? Oysa her imza bir anlam denizidir, bir "tarihçe-i hayat"tır. Ve çoğu insan için yaşamının yegâne şiiridir. Ne denli anlamsız ve basit olursa olsun, özgünlüğünden kimsenin kuşku duymayacağı tek şiir. Her fâni, farkında olsa da olmasa da 'küçük' fakat taklit edilemez bir eser bırakıp gider. Yeryüzünde nefes tüketmiş olmanın hatırası olarak yetmez mi geride kalan imza?... ALKIŞ 'Mavi Işıklar' yandı Dile kolay, tam 36 yıl... 1964'te kurulan ve "Helvacı Helva" ile girdikleri "Altın Mikrofon Yarışması"nda Yıldırım Gürses'in ardından (Gürses, 1985 oyla birinci), 1407 oyla ikinci olmuş; üçüncülüğü ise 1188 oy alan Silüetler almıştır. Henüz birkaç aylık bir gruptur "Mavi Işıklar"... İngilizce ve Türkçe söylemektedirler. Halk tarafından o kadar çok beğenilir ki, konserler arka arkaya gelir. "Kanamam/Helvacı Helva" İtalya'da hazırlanır ve rekor satışa ulaşır. Bu arada "Şeker Gibi Kızlar" filminde de oynarlar. Bir yıl sonra İstanbul'a gelen ABD'li sanatçı Bruce Robinson'u da kadrolarına alırlar. Cihat, Zamir, Çetin ve Metin arkadaşlar oldukça mutludur çünkü bir yıl sonra yılın grubu seçilirler. Konserler, radyo programları, yurtdışı turneleri boyunca klasik halk müziği formlarını çağdaş bir versiyonla sunarlar. Sayan'la birlikte birçok başarıya imza atarlar. "Kız Sen Geldin Çerkeşten", "Yar Saçların Lüle Lüle" türkülerini İngilizce olarak söylerler ve yurtdışında "Blue Lights" adıyla sahne alırlar... Ardından "Giresun Kayıkları", "Ağla Çocuk", "Büyük Babam Der ki", "Gitme Kal" duyulmaya başlar... Müzik piyasasında Fikret Kızılok, Cem Karaca, Barış Manço, Erkin Koray ve Moğollar dönemi başlamıştır ve bir süre sonra "Mavi Işıklar" çalışmalarına son noktayı koymuştur. Yıllar sonra... Metin ve Çetin Yavuzdoğan kardeşler, Cihat Günaydın, Atilla Şimşek ve Nejat Teksoy yeniden biraraya geldiler. Geçen temmuz ayında verdikleri "ilk" konserle ayakta alkışlanan grup, çalışmalarını sürdürüyor. Bu arada, 1968 tarihli ilk albümleri Almanya'da yeniden piyasaya çıkarıldı. 60'lı yılların ikinci yarısında Türk popunun altını üstüne getiren grubun yeni albümü ise Ada Müzik tarafından hazırlanıyor. İlgililere duyurulur...
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109156
    % 1.14
  • 3.8206
    % -0.38
  • 4.5076
    % 0.05
  • 5.1028
    % -0.67
  • 153.399
    % -0.43
 
 
 
 
 
KAPAT