BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Ana haber bültenleri

Ana haber bültenleri

Amerika'dan hemen her şeyi hiç vakit kaybetmeden ülkemize sokuyoruz. Piyasaya çıkan mallar, modalar, şarkılar, filimler... Fakat nedense bazı şeyleri ısrarla görmezden geliyoruz. Görmezden geldiğimiz o bazı şeyler aslında en ziyade dikkat etmemiz gerekenler.



Amerika'dan hemen her şeyi hiç vakit kaybetmeden ülkemize sokuyoruz. Piyasaya çıkan mallar, modalar, şarkılar, filimler... Fakat nedense bazı şeyleri ısrarla görmezden geliyoruz. Görmezden geldiğimiz o bazı şeyler aslında en ziyade dikkat etmemiz gerekenler. Televizyon yapımcılarımızın bir ayağı burada. Bilgi ve görgü arttırmaya, incelemeye, araştırmaya, röportaja, şuna, buna durmadan geliyorlar. Hiçbirisi buradaki televizyon kanallarının ana haber bültenlerinin nasıl olduğunu görmüyor mu, diye merak ediyorum. Mahallî kanalları ve paraya tâbi kablolu kanalları bir yana bırakalım, ABD çapında yayın yapan CBS, NBC, ABC gibi kanalların haber programlarını ele alalım. Haber olarak şehir olayları, yangınlar, cinayetler, âfetler, siyaset dünyası, ekonomik hayat, sağlık ve eğitim meseleleri, milletlerarası olup bitenler... verilir. Yalnız haberi veriş teknikleri daha önemlidir. Bir kaza veya cinayet söz konusu ise, kanlı cesetler ve ağlayanlar, bağıranlar uzun uzun, tekrar tekrar verilmez. Sanırsınız ki, müteveffanın arkasından hiç ağlayanı yoktur! Bir kavga sahnesinde atılan iki yumruk, film defalarca üstüste monte edilerek 12 yumruk haline getirilmez. Ana haber bülteninden sonra birçok kanalda magazin programları başlar. Evlenenler, boşananlar, hangi şarkıcının yeni sevgilisi kim, nerede hangi partiler var, kim ne giydi, nereye gitti? Vatandaş hangisini seyretmek istiyorsa onu seyreder, isterse her ikisini de seyreder. Ama bilir ki, "haber" diye oturduğunda haber değeri olan konuları bulacaktır ekranda. Ayrıca sağlık gibi, bilim teknik gibi çeşitli konularda daha geniş bilgi ve haberler veren programlar da var. Bizim televizyonlarımız haber programlarının haber değeri taşıyan olayları ihtiva etmesine dikkat etmiyor. Biz "haber" deyince ne anlıyoruz? Bazı kanallarımızın haber bültenlerindeki haber konularının bir kısmı ancak magazin konusu. Kim boşanıyor, kim kocasından dayak yedi, kim nerede iftar daveti verdi, kimin nikâhı nerede kıyıldı, hangi şarkıcı nerede sahneye çıktı, hangi şarkıcı mahkemeye gitti, kim nereye geziye gidiyor?.. Bunlar ancak magazin programlarının konusudur. Her kanalda bir sürü magazin programı var, bu tür haberleri neden orada vermiyorsunuz? "Ana haber bülteni" diye ekran başına oturan insanları haber değeri olmayan konularla neden meşgul ediyorsunuz? Bazı kanallarımızın ana haber bültenleri adeta "show" programı. Önce çarpıcı görüntü ve ses oyunları ile felâket haberleri..... Kolsuz, bacaksız insanların dramı, hastalar, işsizler, terkedilenler, yardım kuyruklarında kavga edenler.... Kimseye faydası olmayan ayrıntılar. Aynı sahneler tekrar tekrar, tekrar tekrar... "Seyircinin anlayışı kıttır, ancak tekrar edersek anlar" der gibi. Eğer kameramanlar hakikî film yetiştiremediyse kurgu filmler, hatta Amerikan gerilim filmlerinden alınıp haberin çeşnisi olarak monte edilmiş kareler... Seyircinin tüylerinin diken diken olması için bütün imkânlar seferber edilmiş. Ardından şu kadar milyon dolara düğün yapanların haberi.... Sefaletten, dehşetten sefâhata geçiş... Bunların hiçbiri "haber" değildir. Dünyanın her yerinde her dakika benzeri bir hayat var. Amerika'da da böyle. New York'ta aynı caddede, sokakta yatıp kalkan evsizler var, köşedeki otelde de milyon dolarlarla ifade edilen düğün törenleri. Ama bunlar "haber bülteni" konusu olmuyor. Reyting dediğiniz şeyi yapmak için ya sefalet ya da sefâhat haberi mi vermek lâzım? Dört çocuğu ile sokağa düşen annenin, üç çocuğuyla işsiz kalan kötürüm babanın, idrar yollarına takılı torba ile yaşayan hastanın, zor doğum yapan kadının, şişmanlıktan kıpırdayamaz hale gelmiş vatandaşımızın hikâyesinin uzun uzadıya -en önemli nokta bu, uzun uzadıya- mahremiyet sınırları da ihlâl edilerek anlatılması kime ne fayda sağlayacaktır? Yardım derneklerinin yahut hayır sahibi zenginlerimizin, doktorların dikkatlerini çekmenin usulü herhalde bu değildir. Öyleyse ekran başındaki insanları ağlatmak, lokmaları boğazlara dizmek mi gaye? Memleketimizin yüzde 90'ını oluşturan orta ve dar gelirli vatandaşlarımızın bu hikâyeler karşısında üzülmekten başka yapacağı bir şey yoktur. Yoksa onlara "başınızın üzerinde bir dam ve içecek çorbanız varsa ve eliniz ayağınız tutuyorsa kesin sesinizi, oturun, şükredin" mesajı mıdır bu? Ardından atılan göbekleri, savrulan dolarları, yenilen ıstakozları gösterip "Bunlarla da sebeplenin!" Her iki gruba ait olayları ekranlara taşıyabilirsiniz ama ana haber bültenlerinde değil. Yetkilileri "haber"in ne olduğu üzerinde bir kere daha düşünmeye davet ediyorum.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT