BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Hayretle göz gezdirdi eve...

Hayretle göz gezdirdi eve...

Saadet uykulu bir şekilde açtı kapıyı. Zehra çekingen bir ifade ile gülümsedi kapı eşiğinden: - Ben geldim abla...



Saadet uykulu bir şekilde açtı kapıyı. Zehra çekingen bir ifade ile gülümsedi kapı eşiğinden: - Ben geldim abla... Kadın gözlerini kıstı. Sonra toparlanıp yana çekildi: - Haa... Hoş geldin, gel... unutmuşum geleceğini. Gece geç yattım. Bayağı da yorgundum. Gel bakalım. Kolay gelebildin mi? Başını salladı Zehra: - Döndü ablaya geldim yine. Onunla birlikte bindik geldik buraya. Adı Bostanlı mıymış neymiş buranın. Giderken yalnız gideceğim, öğrenirim. Saadet ayaklarını sürüyerek mutfağa girdi. Zehra hayretle göz gezdirdi eve. O kadar güzeldi ki. Hayatında hiç böyle yer görmemişti. Mutfağa girince hayranlığını dudaklarından kaçıveren bir çığlıkla belirtmişti bile: - Uyyy! Çok güzelmiş evin abla, sağlıkla otur. - Beğendin mi? Başını salladı aşağı yukarı: - Çok... Çok güzel. Bizim Yakup görse burayı delirir. Saadet kendisine bir bardak neskafe yapmıştı. Şekerini karıştırırken sordu gülümseyerek: - Yakup kocan mı? - He ya.. Benim adam. İyi adamdır... Sonra böbürlenerek ekledi: - O da iş buldu. Bir inşaatta çalışıyor şimdilik. Saadet hanım bu sohbetten hoşlanmıştı. Keyifle oturdu mutfaktaki sandalyelerden birine. Bir yudum aldı kahvesinden: - Kahvaltı ettin mi sen? - Ettim abla. Biz erken kalkıyoruz. Hem Yakup da erken gidiyor artık. Sofrada beni de ister yanında. İmkanı yok yalnız yemez benim adam. - O zaman sana kahve yapayım. Bir bardak iç. Ayağa kalkıp az önce kaynattığı sıcak sudan bir fincana doldurdu. İçine kahve koydu bir kaşık: - Süt ister misin? Hayretle baktı Zehra. İlk defa içecekti böyle bir şeyi, bilmediğini belli ederek omuzlarını kaldırdı: - Koyayım süt, sütlü güzel olur neskafe. İki de şeker, al bakalım. Bir yudum aldı Zehra. Ağzındaki lezzeti duyabilmek için dudaklarını açıp kapadı. Çok hoş bir tat gelmişti diline. Gülümsedi. - Bir keresinde muhtarın kızının düğününde çikolata yemiştim. Ona benziyor. Saadet karışık bir duyguyla tebessüm etti. Acı mı yoksa memnunluk mu duyduğunu tahlil edemedi bir anda. - Çocuklar nasıl? - İyidir herhalde... Oğlana bıraktım. O da okula gitmeli ama daha bakamadık. Haylaz oluverecek diye aklım çıkıyor. Asiye bakıyor kardeşine. O da küçük ama... Beş yaşında daha.. - Beş yaşında mı? Diye hayretle bağırdı Saadet."O yaşta çocuğa nasıl emanet ediyorsun?" Gururla kaldırdı kafasını Zehra. Kahvesinden bir yudum daha aldı. - Bakar o... Bizim köyde altı yedi yaşındayken her işi yapar kızlar. Yoksa ayıplarlar... Ben sekiz yaşındayken evin bütün yemeklerini yapardım. Hayretle gülümsedi Saadet. Bu saf ve temiz kalpli köylü kadınını sevmişti. - İyi ya... Sen bilirsin. Sen o sorumluluğu verebildikten sonra çocuğuna... * DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT