BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Üretim ekonomisine geçilsin

Üretim ekonomisine geçilsin

SOYSAL: Ekonomik krizlerden direkt etkilenen işadamları oluyor, vatandaşa daha sonra yansıyor. Kasım ayından bu yana Türkiye farklı bir trende girdi, son ekonomik krize iş dünyası nasıl bakıyor? Bu krizin asıl sebebi sizce ne?



SOYSAL: Ekonomik krizlerden direkt etkilenen işadamları oluyor, vatandaşa daha sonra yansıyor. Kasım ayından bu yana Türkiye farklı bir trende girdi, son ekonomik krize iş dünyası nasıl bakıyor? Bu krizin asıl sebebi sizce ne? MERMER: Uzakdoğu ülkelerinin yapıları bize göre biraz farklı, oralarda yatırımlar hep üretimlere dönük. Japonya yıllarca burada egemenliğini kurdu; daha sonra Endonezya, Malezya onu takip etti. Biz aldığımız borçların geriye dönüşlerini hiç hesaplayamıyoruz! Zamanı geldiğinde de nakit para olmadığı için sıkıntıya düşüyoruz. Geri dönüş olmadığı zaman dünya para piyasaları çok hassastır ve muslukları hemen keserler. Dolayısıyla bu tür sıkıntılar yaşanır, yarım kalan işler olur, tam üretime dönük yatırımlar olmadığı için durmalar başladı. Ve son olarak IMF ile masaya oturduk. IMF ise, bütün dünya ülkelerinin oluşturduğu bir fondur. SOYSAL: Bu fonlar kâra yönelik midir? MERMER: Kâra yönelik değil ama geri ödeme esasına göre verilir SOYSAL: Tekrar ödenen paralar faiziylemi geri alınıyor? MERMER: Faiz değerleri diğerleri kadar çok olmamakla birlikte vardır. Bir de yeni kapı açıyorlar, o fonlardan siz 3 alıyorsanız 4 koymak zorundasınız. Bu borcu verirken adama nasıl ödeyeceğini soruyorlar, ödeme şekline ikna olunana borç veriliyor. Güney Kore'ye 60 milyar dolar para karşılığında sanayide bulunan şirketlerin %55'ini yabancı sermayeye devredeceksin dediler. Endonezya'ya Malezya'ya da şart getirdiler. Malezya devlet başkanı bu kadar müdahaleye karşı olduğunu söyledi, ekonomilerini kapalı ekonomiye çevirdiler, böyle de hareket edenler var, ama bu piyasalarının küçülmesine sebep oldu. SOYSAL: Uzakdoğu'da yaşanan krizin nedeni belli, peki Türkiye'deki krizin nedeni neydi? MERMER: Rusya da krizden etkilendi, ona gelir getiren petrol, doğalgaz ve madenlerdi. Bu alanlarda çok gelişme olmayınca Rusya'da borçlarını ödeyemedi, bu nedenle krize düştü. SOYSAL:Yani borçlarını ödeyemedikleri için mi krize düşüyorlar? MERMER: Borcunu ödeyemeyince alacaklı tekrar sana soruyor nasıl ödeyeceksin? Tekrar teminat istiyorlar, Türkiye'de bir birikimin sonucunda bu sıkıntılar doğuyor, depremle birlikte herkes yavaş bir döneme girdi, 99'u böyle bitirdik. 2000 yılına gelindiğinde IMF bizden programımızı istedi, son yaşanan olay, olmaması gereken bir olaydı, sıkıntıları görüp çözümlerini almaları gerekirdi. Sıkıntıların arkasında IMF'nin isteklerinin yerine gelmemesi vardı, bir miktar sıcak para diğer bi taraftan çekilmeye başlandı, o çekilmenin geri verilmesi gerekirken verilmedi, ondan sonra ters bir likiditeye döndü. SOYSAL:Türkiye'de yolsuzlukların üzerine gidildiğinde, operasyon yapıldığında dış yatırımcı parasını alıp gidiyorsa temiz eller operasyonunu istemiyorsa bu paranın sahibi neden ürküyor olabilir? MERMER: İstikrar, devamlılık önemli. Bugün bankalara para yatırıyoruz. Devletin verdiğinin dışında garantimiz var mıdır? Yoktur. Yabancı sermaye nasıl itimat etsin. SOYSAL:Türkiye 2002 yılında da krizden çıkamazsa, o zaman ne yapılacak? MERMER:Sadece IMF ödemesi değil, iç borç, özel borçlar var. Bu sene içerisinde 20 milyar dolara yakın borç 8,5 milyar dolara yakın faizi var. Bunların bir an önce ödenmesi lazım. Radikal çözümler gerekli. SOYSAL: IMF Türkiye'de başarılı olabilecek mi? MERMER:IMF, Türkiye'ye bu yardımı yaptı. Çünkü Türkiye örnek bir ülke. Bize 5 milyar dolar yeterli dediler, ama onlar 10.5 milyar dolar verdiler. IMF'nin istediği nedir? Özelleştirme, masrafların azaltılması, bütçenin denkleştirilmesi. Yapılan yolda yanlışlık var, biz bunları yaparken vergilere bindiremeyiz, hareket olmayan, kazanç olmayan yerde vergi olmaz. Vatandaşın kazanmasını sağlayarak vergi almamız lazım. Üretimimizi fazlalaştırmak gerekiyor. SOYSAL:Helmut Kohl bir kongrede 'bu bir din birliğidir' diyerek son sözü söyledi! MERMER: Bence doğru değil. AB dini bir köşeye bıraktı, artık önemli olan para ve maddi güç. Bugün bizim hasılatımız 2 trilyon dolarlık olsaydı, belki AB'ne diyecektik ki, 'Biz bu şartlarla değil, şu şartlarla girmek istiyoruz.' SOYSAL: Sizin GAD formülünüz var, güvenlik, adalet, denetim. Bu formülü Türkiye'nin bu krizine, devletin istikrarına bir reçete olarak değerlendiriyorsunuz. Bu formül nedir? MERMER:Ak sistem adı altında biz bunu kurduk. Ak derken akan, hareket eden bir sistem diye kurduk. Ana hatlarıyla vatandaşın ne istediğini düşündük. Güvenlik, adalet ve denetimi devlete bırakıyoruz, devlet bunun dışında bir işe karışmamalı. Vergileri onlara kanalize ettiğiniz zaman %10'luktan sonra kazanırsan bütün masraflarını yazacaksın. Bu sistemde toplanan paralar bugün devletin topladığı paradan fazladır. Bunu uygulayan ülkelerin başında ABD geliyor. Amerika bu sistemi eyaletlerinde kullanıyor, oran da %2,5'tur. Biz bu oranı %1'e indirdik. Neden?!. Yolsuzlukları önlemek için. %1'likten eğer kaçarsan 10 misli daha fazla vereceksin diyoruz. Bunun kontrolü de kolay. Yanlışlıklar içerisindeyiz, esas işi bırakıp hep şekilcilikle uğraşıyoruz. Devlet vatandaşı serbest bırakmalı, devlet 4 misli daha fazla maaş verdiği zaman insanlar daha çok çalışır. SOYSAL:Türkiye karanlık tünelden çıkıp aydınlığa kavuşabilecek mi? MERMER:Şüphesiz. Yabancı sermayeyi bulmamız gerekiyor. Geliri yükselttiğimiz zaman borçlarımızı ödeyip daha iyi bir Türkiye oluşturabiliriz.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT