BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kokudan bayılacak hale geldik

Kokudan bayılacak hale geldik

Savcı bey pür dikkat elindeki krokiye bakarak durum tespiti yaptı. İşte birinde selvi ağacı yükselen iki mezarın yanında durmuştuk. Ondan sonra krokide ne söyleniyorsa yaptık. Bizimle beraber jandarma da bulunuyordu. Az sonra savcının sesi duyuldu: İşte çarpı işareti halindeki tahta. Burayı kazacağız!..



O heyecanla köye vardığımızda herkes meraklı bir bekleyiş içersindeydi. Savcının emriyle köyden on onbeş tane adam toplandı. Hepsi heyecanlıydı. Aralarındaki konuşma ise hayret vericiydi: “Yahu bizim köyümüzden kimse noksan değil. İyi de, öldürülen kim?” Bu konuşmalarla mezarlığa vardık. Savcı bey pür dikkat elindeki krokiye bakarak durum tespiti yaptı. İşte birinde selvi ağacı yükselen iki mezarın yanında durmuştuk. Ondan sonra krokide ne söyleniyorsa yaptık. Bizimle beraber jandarma da bulunuyordu. Az sonra Savcının sesi duyuldu: -İşte çarpı işareti halindeki tahta. Burayı kazacağız. Toprak kazılmaya başlandı. Aslında mezara benzer bir hali yoktu. Daha doğrusu mezar yerine bir çukura atılmıştı ceset. Zaten sonradan anladığımıza göre, burayı ihbar eden adam da oranın bir çukur olduğu halde neden toprakla kapalı olduğundan şüpheye düşmüş olmasıydı. Eyvaah. Biraz sonra ortalığı öyle bir koku sardı ki dayanabilene aşk olsun. Hepimiz ağzımızı burnumuzu kapattık ama nafile... Hele çukuru kazanların halini düşünmek bile istemiyordum... Biraz sonra kocaman bir çuval içinde iri bir insan cesedi çıkartıldı. Allahım kokudan bayılacak dereceye geldik. Hele ki kış mevsimi. Bir de yaz olsa ne yapardık? Köylerde “gecgere” dedikleri iki kişinin taşıdığı tahtadan yapılmış gerece koyulan torba mezarlıktan taşınmaya başlamıştı. Öyle ki, en çok dayanan köylü on adım dayanabiliyordu. On adım sonra midesi bulanıp öğüren kendini kenara atıyordu. Altı ay önce işlenmiş bir cinayetti. Yapılan soruşturmada katiller de yakayı ele vermişti. Köyden iki kardeş işlemişti cinayeti. Öldürülen adam o köyden değildi. Konya taraflarından gelme hayvan satıcılığı yapan, celep denilen bir adamdı. Sordu Savcı bey cinayetin sebebini. Katiller de anlattılar: -Bu adam köyümüze celep olarak gelip giderdi. Köydeki falanca ağanın evinde de misafir kalırdı. Zengindi. Boylu bosluydu ama ahlaksız biriydi. -Nerden anladınız ahlaksız olduğunu? -Ağanın kızı, kardeşimin sözlüsüydü. Bu adam köye gelip gittikçe, kardeşimin sözlüsüne kötü gözle bakmaya başlamıştı. Bunun haberini alıyorduk. Zaten zaman içinde köye sık sık gelmeye başlamıştı. Bir de geldiğinde ağanın evinde yatıyor olması bizi iyiden iyiye çileden çıkartıyordu. -Peki cinayeti nasıl işlediniz? -Ona bir yemek vaad ettik. Bizim canına kast edeceğimizden endişesi yoktu. Zaten kardeşimin, kızın sözlüsü olduğunu falan da bilmiyordu. Dolayısıyla dostluk kurduktan sonra yemek davetimizi reddetmedi. -Sonra? -Yemeğe götürdük. Bir akşam üzeriydi. Birimiz bir tarafına birimiz bir tarafına geçtik. Birden ikimiz iki tarafından bıçaklamaya başladık. Çok geçmeden cansız bedeni ayaklarımızın arasına yığılıp kaldı. -Sonra? -Cesedi torbaya koyup gece yarısından sonra mezarlığa götürüp o çukura gömdük. İyi ki mezar kazmayı akıl etmemişlerdi. Eğer mezar kazmış olsalardı kimsenin haberi olmazdı. Bunu Savcı bey söylüyordu. Bu arada celep de, ahlaksızlığının cezasını canıyla ödemiş oluyordu...
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT