BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Keyifle evine doğru yöneldi...

Keyifle evine doğru yöneldi...

Zehra kahve fincanını usulca bıraktı masanın üzerine. Ağzını elinin tersiyle sildi. Merakla açtı siyah gözlerini: - Senin çocuğun neden yok abla?



Zehra kahve fincanını usulca bıraktı masanın üzerine. Ağzını elinin tersiyle sildi. Merakla açtı siyah gözlerini: - Senin çocuğun neden yok abla? İrkildi Saadet. Kaşları çatıldı. Ama kendi duygularına yenilerek sıkıntılarının acısını başkasından çıkartacak kadar çiğ bir insan olmadığı için başını iki yana salladı acı bir şekilde gülümseyerek: - Yok işte... Olmuyor benim çocuğum. - Vah yazık... Bizim orada bir türbe vardı. Gidip dua ediyorlar usulünce... Allah’ın izniyle çok kimse evlat sahibi oldu... Bu da bir sebep işte... Başını eğdi Saadet. Yüzünde beliren geniş tebessüm biraz önceki gerginliğinin yok olduğunu açıklıyordu sanki. - Ben de duydum öylelerini... Hayırlısı böyleymiş demek ki... Haydi bakalım. Gel sana neler yapacağını göstereyim. Kadının peşinden ilerledi Zehra. Yerdeki uzun tüylü halıya basmaya çekinir gibiydi. Salona girdiği zaman az önce hayran kaldığı mutfağın buranın yanında hiç kaldığını düşündü. Birkaç kere köyde, ihtiyar heyetinin toplandığı odada köy kadınları televizyon izlemişlerdi. Orada görmüştü böyle evleri. Hayranlıkla bakındı duvarlara. Asılı tablolardan bir şey anlamadı ama üzerlerindeki renk cümbüşü ilgisini çekmişti. Saadet hanım eliyle camları işaret etti: - İki haftada bir cam silelim. Ayda bir kez de halıyı sileriz. Ondan sonrası normal toz alma, süpürme falan... Güzel yemek pişiriyormuşsun madem yemek de yapıver bakalım. Önder değişik tatları sever. Sizin oranın yemeklerinden... Bir kağıt uzattı: - Bunu sakla. Burada telefon numaram, buranın adresi ve Önder’in telefon numarası var. Olur ha, gerekir bakarsın. Haydi kolay gelsin sana. İhtiyacın olan her şey küçük tuvalette. Eliyle mutfağın karşısında, sokak kapısının hemen yanındaki kapıyı göstermişti. Zehra hareketlendi. Bir saat sonra salonun camlarını bitirmişti bile. Ev beşinci kattaydı. Camları silerken içi bulanmıştı ama zamanla alıştı. Akşama kadar sürdü işi. Saadet hanım da hep evde, odasında oturmuştu. Bir ara salona gelip yanında durmuştu. Mis gibi yaptı her tarafı. Bayağı yorulmuştu. Ev işini bitirince mutfağa yöneldi. Saadet seslendi: - Şimdi ne yapıyorsun Zehra hanım? - Yemek işine gireceğim abla... Güldü kadın: - Yok canım, ben hani yorgun olmadığın günlerde, özel olarak sizin oranın yemeklerinden tattır bize diye söyledim. Yoksa yemek yapman için değil. Şimdi gidebilirsin. Bayağı yoruldun bugün. Ellerine sağlık. - Beğendiysen memnun olurum abla... - Beğendim, çok beğendim. Eline sağlık. Pazartesi günü görüşürüz. Al bakalım, bu da gündeliğin. Bu da benim içimden geldi. Fazladan bir yirmi lira daha uzatmıştı kadın. Sevinçle aldı Zehra. - Allah razı olsun... - Ha, aklımdayken. Haftaya geldiğinde benim giymediğim bazı giysilerim var. Kocanın cüssesini bilmiyorum ama Önder’in de bazı şeyleri var. Al götür onları. Giyebildiğinizi giyersiniz. Biraz da meyve var dolapta. Bir torbaya koyayım da çocuklara götür. Yesinler. İki de çikolata onlara benden armağan.. Sevincinden düşüp bayılacaktı Zehra. Bin bir duayla teşekkür etti kadına. Böylesine bonkör, böylesine eli açık insan az görülmüştü. Keyifle çıktı dışarıya. Yorgunluğunu unutmuş gibiydi. İçindeki umutların yeniden yeşerdiğini fark ederek yürüdü cadde boyunca. Karşı tarafta deniz vardı ve mis gibi iyot kokusu doluyordu insanların ciğerlerine. Durağa kadar keyifle geldi. Okuması yazması olmadığı için Döndü’nün tembih ettiği gibi sordu bineceği otobüsü. Az sonra evine doğru yol alıyordu... * DEVAMI YARIN
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 108153
    % -0.82
  • 3.8325
    % -0.13
  • 4.5073
    % 0.05
  • 5.1169
    % -0.13
  • 153.903
    % 0.01
 
 
 
 
 
KAPAT