BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Tartışma

Tartışma

28 Şubat 2001'e yaklaşırken 28 Şubat 1997 hakkında neler konuşulacağını merak ediyorduk. Münakaşa erken başladı. Sanki tesadüfen oldu. Ve iki koldan birden gelişti.



28 Şubat 2001'e yaklaşırken 28 Şubat 1997 hakkında neler konuşulacağını merak ediyorduk. Münakaşa erken başladı. Sanki tesadüfen oldu. Ve iki koldan birden gelişti. "Mor kuvvetler" diye bir yandan gündeme girdi. Bir de "28 Şubat post modern darbedir, hayır değil anayasal bir haktır" diye. Ve bunlar yine iki yönden birden havalandı. Gazetelerle, televizyonlarla... Şüpheciliğin bu kadarını fazla bulabilirsiniz. Lakin demeden edemeyeceğiz. Acaba; köşe yazıları ve televizyonlarda enteresan bir rastlantı ile eş zamanlı olarak dikkatlere getirilen her iki konu, 28 Şubat için bir hazırlık mı, yoksa 28 Şubat da tıpkı 12 eylül ve öbürleri gibi arşiv malzemesi oldu da bazılarına mahsus nostaljik bir iç geçirme mi? Veya tam aksine 28 Şubat'ın yıldönümünde onu takviye arayış ve planı mı? Mor kuvvetler meselesi: 28 Şubat öncesinde zamanın Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Güven Erkaya, bir sohbette yanındaki gazeteciye rahatsızlığını dile getirdikten sonra "bunu da silahsız kuvvetler halletsin" der. Söz hemen manşet olur. Söyleniş amacı gerçekleşir. Bunun üzerine devrin genelkurmay genel sekreteri Orgeneral Erol Özkasnak haberin kaynağını öğrenmek ister. Hürriyet'in Ankara temsilcisi Sedat Ergin, telefonun diğer ucundaki Paşanın "beyazlı mı, mavili mi?" sorusuna kaçamak bir karşılık verir, "morlu". Hadise kısaca bu. Şu günlerde tekrar konuşuluyor. Konuşulması bir şey değil. Bir devir elbette tartışılacaktır. Bundan kaçmak mümkün de değil. Düşünülmesi gereken 28 Şubat 2001 yaklaşırken olup bitenlerin tesadüf olup olmadığı. Hüküm vermek, bir sebebe bağlamak zor. O bir yana, asıl üzerinde durulması gereken medya mensuplarının olağanüstü şartlardaki halleridir. O gün sözcü gibi davrananlar, bugün zordalar. İbret alınması gereken budur. Erol Özkasnak, Sedat Ergin'in malûm espriyi yapmaya cesaret edemeyeceğini iddia ettikten sonra gazetecilik açısından çok manidar olan şu sözleri söylüyor: "O dönemde Genelkurmay karargâhıyla çalışabilmek için askeri kaynaklı haber kırıntılarını bile manşet yaparak komutanlara yaranmaya çalışan, karargâh bir şey söylemeden haber kaynaklarını ihbar eden kalemler, bugün benim kaynak soruşturması yaptığımı iddia eden kalemlerdir." Hakikaten Sedat Ergin'in ifade ettiği gibi iş yoğunluğundan dolayı Erol Özkasnak'ın unutması söz konusu olabilir. Böyle bir izah, mantıklı da geliyor ama ne fark eder. Bu izah, bu mantık sonucu mor renge çıkan böyle bir cevaba engel değil ki. Her meslek mensubunun mesleğini icra ederken dikkat etmesi gerek kurallar vardır. Eğer zamanında mesafe koymayı bilmezseniz gün gelir böylesi ağır ithamlar size ödenmesi gereken bir fatura olarak uzatılır... Sanırız bugün 28 Şubat'ın gözde gazetecileri o devirde susturulan sütun ve program sahipleri ile yer değiştirmeyi çok isterler. Ne olursa olsun. 28 Şubat tarihe mal olmuştur. Rol alanlar hayattadır. Konuşmaları iyi olmaktadır. İletişim fakülteleri, derslerde tartışacakları bir malzeme kazandılar.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT