BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Buhranını yenememiş bir ülke

Buhranını yenememiş bir ülke

Osmanlı'nın son yüz senelik devresinde ve Cumhuriyet tarihi boyunca, buhranlar içinde yaşayan ve bu buhranını bir türlü yenemeyip, kendi ayakları üzerinde durup rahatça nefes alamayan bir ülkeyiz.



Osmanlı'nın son yüz senelik devresinde ve Cumhuriyet tarihi boyunca, buhranlar içinde yaşayan ve bu buhranını bir türlü yenemeyip, kendi ayakları üzerinde durup rahatça nefes alamayan bir ülkeyiz. Bunda, iç dinamiklerden çok dış etkenlerin amil olduğu bedihi bir hakikattir! Ta Sultan 2. Mahmud'dan beri, kurtuluşu Batı'da gördük ve yönümüzü o tarafa teksif ettik. Bugün bile, hâlâ Batı Batı dememize rağmen, Batı'nın ne olduğunu, Batı'dan neler beklediğimizi ve Batı'nın bize karşı tavrını tam manasıyla anlayabilmiş değiliz! Bizim neremiz eksik, Batı'nın neresi fazla; bu eksikliklerimizi giderebilmenin yolu ve yöntemi ne? Biz, Müslümanız, Batı Hiristiyan.. Biz, onlara din gayretiyle bakmasak dahi, onların bize bu gözle baktığı bir gerçek! Batı'da hâlâ Avrupa Birliği'ni bir Hıristiyan kulübü olarak görenler var! Bunlardan bir kısmı, Müslüman olmamızdan ötürü, Türkiye'nin bu birlik içinde yeri yok diyebiliyor! Batı, bizi hâlâ asrın başlarında gördüğü gibi; 'hasta adam' muamelesine tabi tutuyor ve birliğine dahil etmek için olmayacak işleri dayatıyor! Buradaki kasdı, bizi birliğe almamak mı, yoksa; asimile edip almak mı? Bir millet, 200 sene buhran yaşar mı? Demek ki, ne kendimizi ve ne de Batı'yı mercek altına alıp, gereği gibi tahlil edebilmiş değiliz! Kanunlarımızın hepsini Batı'dan devşirdik. Medeni Kanun, Ceza Kanunu, Ticaret Kanunu vb... Batı, bütün bu kanunlarını güncelleştirdi ve; önce insan diyerek, günümüz insanının ihtiyaçlarını karşılamak ve onu mutlu edebilmek için çalışıyor. Biz ise, aldığımız günkü şekliyle kanunlarımızı dondurduk. Şark kurnazlığımızla, kanunlarımızı delmenin yolunu bulduk ancak, onları insanımızın istifadesine sunacak güncelleşmeyi yapamadık. Mesela; kendimizden örnek verelim: Batı'da gazeteler promosyon veremezler. Kanunen yasaktır bu. Biz de onlara benzemek için bu kanunu çıkardık. Sen misin böyle bir kanun çıkaran? Bu kanunu iptal ve saf dışı bırakabilmek için, bu kez; promosyonun yanında gazete verir olduk! Basın hürriyetini, insanların şeref ve haysiyetleri ile oynamanın aracı kılan bizden başka hangi ülke var? Televizyonlarda ve gazetelerde, her Allah'ın günü görüyoruz. Elleri kelepçeli yığınla insan, güvenlik güçlerinin kontrolünde, karakollara veya adliyelere sürükleniyor. Bu insanları, bu halleriyle teşhir etmek, hangi insan hakkına sığar? Zira, birçoğunun suçsuzluğu anlaşılıyor ve serbest bırakılıyor. Batı'yı bekliyoruz; onlar, bu tür teşhirleri yasaklayınca, biz de o yola girmek için kanunlarımızda değişikliğe gidiyoruz! Dedik ya, kendimizi ve Batı'yı tanımaktan ve bunların gerçek muhasebesini yapmaktan mahrumuz. Nerede dünya çapında hukukçularımız, devlet ve siyaset adamlarımız?
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT