BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Toplumsal ahlâk

Toplumsal ahlâk

"Siyasal etik ile genel etiği birbirinden ayırmakta çok zorluk çekerim. Yani, toplumda eğer genel anlamda etik yeterince yerleşmemişse, kökleşmemişse, siz siyasal yollardan, kanunlar yoluyla birtakım etik süreçleri gerçekleştiremezsiniz"



"Siyasal etik ile genel etiği birbirinden ayırmakta çok zorluk çekerim. Yani, toplumda eğer genel anlamda etik yeterince yerleşmemişse, kökleşmemişse, siz siyasal yollardan, kanunlar yoluyla birtakım etik süreçleri gerçekleştiremezsiniz. Siyasetin etik kuralları için gerekli yasal düzenlemeler mutlaka yapılmalı. Ama bunun yetmeyeceğini anlatmak istiyorum. Yani, etik kavramının genelde yerleşmiş olması gerekir." *** Bu sözler, milletvekillerinin tabi olacakları etik kuralları düzenleyen siyasi etik tasarısının akıbeti hususunda araştırma yapan gazeteci Sedat Ergin'e görüşlerini bildiren Başbakan Ecevit'e ait. *** Etik, malumunuz, "ahlak" kelimesinin entelcesi. Ama biz yine de sabah sabah entel takılmayalım, herkesin şıp diye anladığı ahlak kelimesini kullanalım. Yukardaki sözleriyle Ecevit, ahlak kurallarına uymayı yalnız siyasilerden değil, toplumun bütün bireylerinden ayrı ayrı beklemek gerektiğini ima ediyor. Bu, galiba yalnız bizim değil, dünyanın sorunu. Öyle olmasaydı Fransa Devlet Başkanı Jacques Chirac, Birleşmiş Milletlerin Milenyum Toplantısında 21. Yüzyılda yeni bir ahlak anlayışı geliştirmeyi teklif eder miydi? *** Bir ülkede yokladığınız her taşın altından bir kirli el çıkıyorsa, banka soyanların, fesad karışmış ihalelerde inanılmaz vurgunlar vuranların, yetim hakkı yiyenlerin, görevini kötüye kullananların ardı arkası kesilmiyorsa; pespayeler, şarlatanlar, psikopatlar, tecavüzcüler, dayakçılar, inançları sömürenler, ilkesizler sık sık TV programlarına çıkıp uzun uzun konuşuyorlar ve ilgi görüyorlarsa toplumun bir yerde durup kendi kendisiyle yüzleşmesi, ahlaki sorumluluklar üstünde düşünmesi, topluca bir ahlaki hamle yapması zorunludur. *** 20. yüzyıl, maddeci dünya görüşü, özgürlüklerin yanlış kullanımına yol açan modaları ve vahşi kapitalizm dayatmasıyla insanlığı büyük zaaflara düşürerek geçip gitti. Onca bilimsel ve teknolojik gelişmeye rağmen arkasında bıraktığı insan, meçhul bir geleceğe karşı umutsuz, içsiz ve mutsuz... Bir yanda yakıp yıkan, kırıp döken egemenler, bir yanda çaresiz ve güçsüz mazlumlar... Bir yanda vurgun vurup semirenler, bir yanda açlığa ve sefalete mahkum edilen yığınlar... *** 21. yüzyılda böylesi bir insanlık manzarasına ne dünya ne ülkemiz artık tahammül edemez. Genetik şifreyi çözen, uzaya her gün biraz daha hakim olan insan, artık asıl mücadeleyi kendisine karşı vermeli. İnsanı insan yapan bütün değerleri atıp savurduğu yerlerden toplamalı. 21. yüzyılda insan, gerçek insan olmalı. Ahlaklı olmak, işte bunun gereğini yapmaktır.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT