BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kışkırtmaya dikkat

Kışkırtmaya dikkat

28 Şubat post modern darbe mi, daha açıkçası darbe mi değil mi? Mahiyeti hakkında aktörleri arasında dahi görüş birliği yok.



28 Şubat post modern darbe mi, daha açıkçası darbe mi değil mi? Mahiyeti hakkında aktörleri arasında dahi görüş birliği yok. Hatta 28 Şubat'ın post modern bir darbe olduğunu açıklayan emekli Tümgeneral Erol Özkasnak bile bugün kınanmakta; eski Genelkurmay Genel Sekreteri'ne katılmayanlar, diğer tezin sahibi emekli Oramiral Salim Dervişoğlu'na destek veriyorlar. "28 Şubat bir darbe değildir" diyenler, reddi çok da kolay olmayan bir gerekçeye sahipler. Onlara göre, Erbakan Hükûmeti'nin MGK'da kararı bizzat imzalaması darbe yargısına engeldir. Öyle ya; bir iktidar bir güç unsuru ile işbirliği yaparak kendi kendisini devirir mi? Dünyadır bu, hayattır... Bazı gariplikler de pekâlâ olabilir ama buna rağmen soruya olumlu cevap vermek çok zor. Devirmemesi gerekir. Lütfen dikkat... Bu son cümle üzerinde biraz durmalı. Meselenin püf noktası burası. Her şey önceden öylesine post modern planlarla hazırlanmış ki, Millî Güvenlik Kurulu'nda Başbakanla bakanlar dahi seslerini çıkaramadan hatta belki canu gönülden bir istekle şeklen MGK çalışması; esasta ise askerin isteği olan kararları imzalamışlardı. O gün red cesareti veya basireti gösteremeyenlerin daha sonra bir şey demeye hakları yoktur. Bu itibarla 28 Şubat zahiren darbe gibi görünmese de ruhen kesinlikle darbedir. Bakınız "28 Şubat... " diye yazmaktayız. Peki "28 Şubat... " neyi? Türkçenin cümle yapısı icabı noktalı yerlerin dolması zaruridir. O zaman isim ortaya çıkmakta. Şu var ki bu darbe gayet kurmayca ve kurnazca olmuştur; Özkasnak'ın benzetmesi ile "tereyağından kıl çekercesine." Aylar sonrasında post modern isimlendirilmesi de bundandır. Üstelik muvafıklar, yani taraftarlar değil muhalifler yani 28 Şubat'a karşı olanlar ona bu ismi vermişlerdir. 27 Mayıs'a "kanlı darbe" ismi kondu. Artık kimse değiştiremez. 28 Şubat'a ise ileri, modern ötesi, yumuşak veya taktik...gibi anlamlarla "post modern darbe" dendi. Bundan böyle onu da kimse değiştiremez. Halka malolmuş, anonim şuurun benimsedikleri yanlış dahi olsa öylece yaşar. Ne olursa olsun. 1997'nin 28 Şubat'ında şiddetli bir rüzgâr esmiş ve çok çatılar uçmuştur. Mühim olan buna meydan vermemekti. Tankla veya kalemle olsa da sonuç fark etmez; darbeler yıkar da. Yıkıntıların imarı ise vakit ister. Henüz sahiplerinin çoğu hayatta olan bir darbenin objektif bir zemine oturtulması bugün itibariyle mümkün değildir. Kendi aralarında da görüş birliği yok. Bunun biraz kızışması kendi evlatlarını yeme realitesini bile davet edebilir. Zamana ihtiyaç var. Bu tip sahneler esas gündemi gözden kaçırıyor. Esas gündem fakirliktir. Türkiye, sür'atle fakirleşip gerilemekte. Fakirleşip geriledikçe de sözü geçmez duruma düşüyor. Tüccarın mal satamadığı, esnafın günlerce siftah etmediği, çalışanın maaş alamadığı, işçinin-memurun sokaklarda yürüdüğü, üniversite hocalarının hallerinden şikâyet ettiği bir memlekette asker odaklı tartışmanın günü değildir. Asker tahrik edildikçe 28 Şubat'ı sahiplenecektir. 28 Şubat artık ilmi çevrelerde tartışılmalı. Türkiye'ye yapılan en büyük kötülük askeri kışkırtmaktır. Bir kışkırtma öncesindeyiz gibi... "Düğmeye kim bastı?" Suallerinden, post moderndi değildi münakaşalarına kadar izahsız gelişmeler içindeyiz. Başbakan Ecevit'in dünkü açıklamasını ihmal etmemeli. 28 Şubat'la iktidar olan bir isim bile "bazı çevreler askere oynuyor" diye dikkat çekmekte. Askeri sivili ile herkes uyanık olmalı. Kavga, münakaşa zamanı değil. Siyaset askere yaramıyor; darbeler de Türkiye'ye. Türkiye, bu noktaya vardıktan sonra isim darbe olsa ne olur, olmasa ne fark eder? Her iş neticesi ile ölçülür.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109156
    % 1.14
  • 3.8206
    % -0.38
  • 4.5076
    % 0.05
  • 5.1028
    % -0.67
  • 153.399
    % -0.43
 
 
 
 
 
KAPAT