BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > TSK ve Avrupa Birliği -3-

TSK ve Avrupa Birliği -3-

Avrupalıların, dünkü yazımda sözünü ettiğim gazete ve dergi yazılarıyla Türkiye'nin Avrupa Birliğine üyeliği, konusunda nihai hükümleri açık ve seçik: "Türkiye'de, demokrasi isteyen siviller, demokrasinin ve AB'nin yolunu tıkayan 'Paşalara' meydan okuyup, onları politikadan dışlamanın yolunu bulamazlarsa, ülkenin bugünkü askeri-sivil yapısı ile, Avrupa Birliği'ne kabul edilmesi imkansızdır"



Avrupalıların, dünkü yazımda sözünü ettiğim gazete ve dergi yazılarıyla Türkiye'nin Avrupa Birliğine üyeliği, konusunda nihai hükümleri açık ve seçik: "Türkiye'de, demokrasi isteyen siviller, demokrasinin ve AB'nin yolunu tıkayan 'Paşalara' meydan okuyup, onları politikadan dışlamanın yolunu bulamazlarsa, ülkenin bugünkü askeri-sivil yapısı ile, Avrupa Birliği'ne kabul edilmesi imkansızdır" Koalisyon liderlerinin, zirvede, Dışişleri Bakanlığı'nca hazırlanan Ulusal Program taslağını ele aldıkları şu sırada, AB'nin bu temel koşulunu: "Paşaları" illa ki de dışlamamız gerektiği koşulunu, bilmekte ve kıvırmadan, doğru değerlendirmekte yarar var. Yabancıların niyeti Ne Avrupalılar ne de bizim çoğu siyasilerimiz ve entellerimiz, Askerlerimizin, Genelkurmayımızın, AB konusunda ileri sürdükleri itiraz ve sakıncalarla hemfikir değiller. Bunları abartma, yanlış hatta lüzumsuz görüyorlar ve işin doğrusu, çoğu "Paşaların" baskısından, etkisinden kurtulmak isterler. MHP, Şevket Bülent Yahnici'nin son mektubunda ve Devlet Bahçeli'nin her fırsatta söyledikleri doğrultusunda TSK ile aynı düşünmektedir. TSK'nın, ulusal çıkarlarımızla bağlantılı siyasetten elini ayağını çekmesini, kışlasına çekilmesini, Avrupalılar, Amerikalılar, belki de kendi demokratik ilkeleri ve uygulamaları açısından isterler. Bakın, modern Düyunu Umumiyemiz IMF de, Türkiye'nin gerçek stratejik zorunluklarını düşünmeden ekonomik ve mali sebeplerle, askeri harcamaları ve dolayısıyla "askerleri kısıtlamak" istiyormuş.. Ya bizim entellerimiz? Hem, Türkiye'nin Kürtçülerden, PKK'dan gericilere, Rumlara ve Yunanlılara kadar bütün hasımlarının bu hususta sözbirliği etmelerini acaba neye hamletmeli? TSK, defalarca ifade edildiği gibi AB'ye karşı değildir. Genelkurmay'ın, Orgeneral Yaşar Büyükanıt'ın ifade ettiği gibi "Avrupa Birliğine giriş, ulu önder Atatürk'ün Türkiye'ye gösterdiği çağdaşlaşma hedefinin gerçekleşmesinde jeostratejik ve jeopolitik bir zorunluktur." Bu sözler boş laflar değil gerçek. Türkiye'nin kendi çıkarları açısından, NATO olsa da olmasa da, Avrupa'nın dışında kalmak istemediği ve bunun da en hararetli savunucularının askerler olduğu da bir gerçek. Ancak AB'ye, lütfen, kabul edilmenin haysiyet kırıcılığı bir tarafa, ileri sürülen koşullara ve kriterlere Genelkurmay ve komutanlar tarafından başından beri ileri sürülmekte olan sakıncalar da, çok gerçek ve de gerçekçi. Orgeneral Nahit Şenoğul'un ve Tuğgeneral Halil Şimşek'in son sempozyumda dile getirdikleri sakıncaları ele alalım: Avrupa Birliği'ne girersek irtica tehlikesinden, onların normlarını kabul edersek, kurtulamayız... Kıbrıs konusunda Yunanlılara ve Rumlara stratejik çıkarlarımıza rağmen tavizler vermemiz gerekecektir. Bunlar yalan mı? Fakat en köklü ve önemli konu: Avrupa Birliği'nin kriterlerinin Türkiye'nin bölünmesine hizmet edeceği hususundaki gerçek inanç; "Kürt kökenli vatandaşlarımızın azınlık olarak kabul edilmeleri, Kürt kültürel kimliğinin tanınması. Yerel dillerde eğitim ve Radyo ve TV yayınlarına imkan verilmesi, Türkiye'nin bir ulus devlet olarak üniter yapısını bozacak, sadece Kürtler için bölünmesine değil etnik parçalanmasına sebep olacak dayatmalardır". Bu temel meselede siyasiler ve bazı köşe yazarları tamamiyle aksi düşünüyorlar: Mesela Hasan Cemal, Türkiye'nin AB içinde bölünmeyeceğini, aksine, dışında kalırsa bölücü tehditlere maruz kalacağını iddia ediyor. Taha Akyol da malum bilgiç edası ile İspanya'yı misal gösteriyor. Tabii adı "üniter" devlet de olsa toplumsal Bask, Katalan vb. yerel otonomilere dayanan İspanya'nın gerçekte ne derece üniter devlet olduğu ve bunun ne kadar başarılı olduğu ayrı mesele... Kürtçe Radyo ve TV yayınları konusundaki düşünceleri de şaşılacak derecede afaki: Bu yayınların bölücüler tarafından siyasi amaçlarla, Kürtler'i tek dilde birleştirmek için kullanılacağını ve asıl "tek dil" esasına dayanan üniter yapımızı çorap söküğü gibi sökeceğini anlamıyor veya anlamak istemiyorlar. Gerçek şu ki, Türkiye'nin bölünüp bölünmemesi meselesi "üniter ulusal devlet yapımızın" dayanıklılığına ve devamına bağlı. AB ideologları ve bizim çoğu entellerimiz, milliyetçiliğe karşı oldukları milli devlete ve dolayısıyla üniter devlete ilke olarak karşılar. Bir gün, AB'nin güçlenip Avrupa Birleşik Devletlerine dönüşmesiyle, ortadan tamamiyle kalkmasını amaçlıyorlar. Biz Türkiye Cumhuriyetinin ve Türklüğün erimesine razı mıyız? Herhalde TSK ve milletin büyük çoğunluğu buna razı değildir. Temel ayrım da zaten burada. "Paşaların" AB'ye giden yolu tıkamaları iddiası da asıl bu temel sakıncadan kaynaklanıyor. Kelime oyunları Hasan Cemal, AB konusundaki ikilemimizi veya açmazımızı, THE ECONOMIST ve THE NEW YORK TIMES yazıları ile aynı paralelde ifade etmiş: Avrupa Birliği'ne girmenin AB tarafından üniter yapımız, Kürtçe Radyo ve TV yayınları, Kıbrıs ve Ege'de taviz vermeden mümkün olamayacağını, "Türkiye AB'ye üye olsun da bunlarsız olsun" denemeyeceğini iddia ediyor ve ayrıca da kategorik olarak, AB dışında kalmamızın felaket olacağını iddia ediyor. İşte yabancıların söylemelerine gerek yok: TSK ve milliyetçiler bir tarafta enteller ve bazı siyasiler öteki tarafta, fay hattı mı dersiniz, savaş hattı mı; asıl ayıraç burada. Bu durum depremsiz veya savaşsız uzlaştırılabilir mi? Hasan Cemal'in dediği gibi, kimse kimseyi, hele "ulusal program"da kelime oyunları ile, kandırmaya kalkışmasın! Son tahlilde ya "ser"den yani milli menfaatlerimizden ve şu tehlikeli bağlamda, bu konularda en duyarlı, hazırlıklı ve inançlı olan TSK'nın güvencesinden ya da "yar"dan bugünkü dayatmaları ile AB tutkumuzdan vazgeçmek seçenekleri karşısında kalacağız. Türkiye gerçekten tarihi bir yol ayrımında!
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109330
    % -0.31
  • 3.867
    % -0.62
  • 4.5554
    % -0.6
  • 5.158
    % -1.19
  • 156.209
    % -0.25
 
 
 
 
 
KAPAT