BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Seyyid Emir Gilal “rahmetullahi aleyh” -2-

Seyyid Emir Gilal “rahmetullahi aleyh” -2-

“Mevlânâ Celaleddin” adında alim bir zat, Sohbet ediyordu ve dinliyordu cemaat. Tasavvuf ehli olan velilerden, erlerden, Onlarda hasıl olan fevkalade hallerden..



Kavuştu muradına... “Mevlânâ Celaleddin” adında alim bir zat, Sohbet ediyordu ve dinliyordu cemaat. Tasavvuf ehli olan velilerden, erlerden, Onlarda hasıl olan fevkalade hallerden, Bahsedip, en sonunda dedi ki; (Ey cemaat, Böyle veli kişiler bulunmaz şimdi fakat. Keşke böyle evliya bulunsaydı da şu an, Huzurunda diz çöküp, ayrılmasaydık ondan.) Cemaatin içinde, “Seyyid Emir Gilal”in, Talebesi vardı ki, söz için aldı izin. Dedi; (Var ki şu anda, böyle büyük bir veli, Sarmıştır bu cihanı feyz ve bereketleri.) Mevlânâ Celaleddin dedi ki; (Nerde bu zat? Gidip de ayağına yüz süreyim ben bizzat.) Dedi; (Benim üstadım, Seyyid Emir Gilal’dir Aradığınız gibi veli ve ehl-i haldir. Lüzum yok hem de sizin oraya gitmenize, Çok arzu ederseniz, o gelir bizzat size. Eğer canü gönülden isterseniz görmeyi, O ister sizden fazla, yanınıza gelmeyi. Yeter ki, kalbinizden geçiriniz, bir anda, Teşrif eder üstadım, göz kırpacak zamanda.) Mevlana Celaleddin, kapadı gözlerini, Kalbinden isteyince teşrif etmelerini, O anda hep ayağa kalktı bütün cemaat, Zira girdi içeri nur yüzlü veli bir zat. Mevlana Celaleddin hayret etti bu hale, O anda âşık oldu “Seyyid Emir Gilal”e. Allahın dostu olan, Esseyyid Emir Gilal, Buyurdu ki; (Kardeşim, size ait iş bu hal. Zira içinizdeki bu muhabbet bu arzu, Bizi çekip buraya getirmiştir doğrusu. Bir mü’min, tam ihlasla ister ise bir şeyi, Kavuşturur o şeye, Allah da o kimseyi.) Mevlana Celaleddin dedi ki, (Ey efendim, Talebeniz olmayı candan arzu ederim.) Buyurdu (Evlatlığa kabul ettim seni ben) Peşinden bir teveccüh, bir nazar etti hemen. Tasavvufta ne kadar makam varsa, hepsini, Bir anda geçirterek, tamam etti işini. Dediler ki; (Efendim, Mevlana bunca sene, Çalıştı, varamadı yine de gayesine. Hiç kâfi gelmedi de gayretleri o kadar, Yetti şimdi bir anlık teveccühle bir nazar.) Buyurdu ki; (Bu işler böyle olur esasen, Hem de onun herşeyi, hazırdı önce zaten. Bir “Teveccüh” ve “Nazar” lazımdı yalnız ona, O da hasıl olunca, kavuştu muradına.)
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT