BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > İşte “Öteki Türkiye”den birkaç ses

İşte “Öteki Türkiye”den birkaç ses

Halkın büyük bir kesimi gerçekten zor durumda. Dar gelirli olan bu kesim, tüpe, elektriğe gelen zamları nasıl karşılayacağını da kara kara düşünür oldu.



Halkın büyük bir kesimi gerçekten zor durumda. Dar gelirli olan bu kesim, tüpe, elektriğe gelen zamları nasıl karşılayacağını da kara kara düşünür oldu. Bütçe açıklarını kapatmak için sık sık bu yollara tevessül edenler bu sesleri duymak zorunda. Koskoca kara delikler kapanmadan açıkların bu şekilde karşılanmasının mümkün olmadığı bilinmeli. İşte Kütahya’dan yazan lokanta işletmecisi Mehmet Düzayak’ın dile getirdiği mutfak yangını: “Mutfaktaki yangına örnek olması açısından size bir örnek vermek; milletin dikkatini çekmek istiyorum. Lokantacı olmamız nedeniyle en az 2 günde bir tüp alıyoruz. Bu kadar sık tüp aldığımız için de, tüpe gelen zamları gayet iyi öğrenmek durumunda kalıyoruz. Maalesef, ayda bir tüp alan ev hanımları bunu bilmezler, ama inanın tüpe 3 günde bir zam geliyor. Haftada 3 kere zam geldiğini biliyorum. İnanır mısınız, tüpçünün dediğine göre 1.5 ayda tüpe tam 18 kere zam gelmiş. Ancak TV’de tüpe zam haberi en fazla 3 kere çıkmıştır. Milleti başka konularla uyuturken, zammı da yapıyorlar. Ve yine tüpçünün dediğine göre önümüzdeki 1.5 ay içerisinde tüp fiyatlarını 9 milyona çekmeyi hedefliyorlarmış. (Şu anda 12 kg’lık tüp 5.650.000 TL.) Bu zamları yapan özel sektör değil, devlet. Özel sektör, bırakın zam yapmayı, ürünlerini satamadığı için fiyatları aşağıya indirerek, en azından varlığını koruma peşinde. Enflasyonu düşürdük diyorlar; inanın şu anki enflasyonun müsebbibi de onlar. Zira elektriğe, suya zammı özel sektör yapmıyor.” Ne olacak işçi emeklisinin hali? Emekli aileleri adına yazdığını belirten işçi emeklisi eşi Nezahat Özkara da Safranbolu’dan sesleniyor: “Bizler 25-30 yıl alınteri akıtarak bedenen en ağır şartlarda çalışan, her zaman ikinci sınıf insan muamelesi gören işçi emeklileri ve aileleriyiz. Bu durum bizleri çok üzmektedir. Aldığımız emekli aylıklarımız, insanca yaşamamıza imkan vermiyor. Bizler hayat şartları altında eziliyoruz. Şimdi de memur emeklisi, işçi emeklisi diye ikiye ayrıldık. Memur emeklisi 15 milyon lira zam aldığı zaman, bunu her ay alıyor. İşçi emeklisi ise böyle bir zammı ancak bir yılda alabiliyor. Bu para bize milyon milyon veriliyor. Bu durum insan haklarına aykırı değil mi? Memur emeklisinin hayat şartları daha mı ağır? Çarşıya pazara çıktıkları zaman sebzeye, meyveye aynı ücreti ödemiyorlar mı? Fakirlik sınırının 600 milyona çıktığı bu zamanda 150-160 milyon aylık komik değil mi? Bu parayla ne alıp alamayacağımıza siz cevap verin. Bu bizim insanca yaşama hakkımızı gasp etmek değil mi? Artık bu utanç verici durumlardan bizleri kurtarın. Emeklileri de işçi memur diye ayırmayın. İnsanca yaşamak istiyoruz... Ege-Doğu Ekspresi istiyoruz Sayın Ulaştırma Bakanı Enis Öksüz’ün dikkatine; Ben 1967’den beri İzmir ili ve beş kasabasında öğretmenlik yapmış emekli bir öğretmenim. Aslında Kayseriliyim. 33 seneden beri memleketim Kayseri’ye yaz-kış otobüslerle gidip geliyorum. 14 saat otobüs yolculuğu yapmanın ne demek olduğunu, ancak o yolculuğu yapanlar bilir. Her gidiş gelişimde, acaba nerede bir kaza ile karşılaşacağım; kış aylarında yollar karla kapandığında, nerede mahsur kalacağım korkusu içinde yolculuk yapmaktayım. Bu hususları yalnız şahsım için değil; İzmir’de ikamet eden binlerce Kayserili, Sıvaslı, Erzurumlu, Karslı ve Ağrılı vatandaşımızı da düşünerek yazıyorum. Bu insanlar, her yaptıkları otobüs yolculuğunda kaza korkusunu ve yolda kalma endişesini yaşıyorlar. Sizden ricam, bugüne kadar hiç akıl edilmemiş, düşünülmemiş bu hususa el atmanızdır. Haftada iki gün ( Ege-Doğu Ekspresi) adı ile Ankara üzerinden pulman koltuklu tren seferleri başlatmanızı ve bir ilke imza atmanızı bekliyoruz. * Mustafa Develioğlu - İZMİR Çaresizim Bursa BUSKİ Genel Müdürlüğü abonesiyim. Kiracım, su parasını verdiğim halde yatırmıyor. İstememe rağmen su parasını vermiyor. 46 milyon su parası borcum olmuş, gelip suyu kestiler, mühürlediler. Onlar gittikten sonra kiracım mührü söküp, suyu kullanmaya devam etti. Ertesi gün gidip mührün söküldüğünü, suyun kullanılmakta olduğunu, mümkünse suyun kesilmesini istedim. Birşey yapamayacaklarını, suyun akacağını ve benim de bunun parasını ödemek zorunda olduğumu söylediler. Sayaç Müdürlüğü’ne gittim, kiracı sayaç zaptı tutun dedim, elli milyon için zabıt tutulamayacağını belirttiler. Dilekçe verdim, “150 milyona kadar borcun biriksin, sokaktan, şebekeden o zaman keseriz” dediler. Kiracım kullanıyor, su parası da yazılmaya devam ediyor, artmaya devam ediyor, çaresizim... * Niyazi Köseoğulları - BURSA
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT