BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Gözleri dehşet içinde açılmıştı...

Gözleri dehşet içinde açılmıştı...

Çavuş iki tarafına bakındı. Kimsenin olmadığını görünce tedirgin bir ifade kapladı yüzünü: - Bela mısın be, git başımdan!..



Çavuş iki tarafına bakındı. Kimsenin olmadığını görünce tedirgin bir ifade kapladı yüzünü: - Bela mısın be, git başımdan!.. - Paramı ver gideyim, yoksa alırım zorla! Adam sigarasını yere atıp ayağıyla ezdi izmariti. Sen anlaşılan dert arıyorsun. Elini cebine atıp parlak bir şey çıkarttı. Yakup adamın elindekinin bıçak olduğunu görünce duraklamıştı. Çavuş öteki elini de hafifçe kaldırarak iki adım attı ona doğru: - Gel bakalım, nasıl alabileceksen al! Haydi, haydi... Yakup korkuyla geriledi. Böyle bir şey beklemediği bir anda düştüğü tuhaf durumdan belliydi. Hemen yan tarafta dayalı duran küreği kaptı. Şimdi ikisi de eşit durumdaydı. Adam bıçağı olanca gücüyle savurdu bir saniye içinde. Atik davranarak geri kaçtı Yakup. Küreği de kaldırıp adam doğru uzatmıştı. Şimdi karşılıklı, dikkat içinde dolanıyorlardı bir yuvarlak hat üzerinde. - Gel bakalım, haydi gel de al, nasıl alırmışsın... Yakup gözlerini kapatıp olanca gücüyle savurdu küreği. Tok bir ses duyuldu. Adama çarpmıştı kürek. Çavuşun elindeki bıçak savrulup gitmişti. Hemen küreğin keskin ucunu yere düşen adamın boynuna diklemesine dayadı. Çakır gözlerinden öfke saçılıyordu. - Haydi, çabuk ver paramı, yoksa bastırırım, kafanı kopartırım. Çabuk ver. Adam güçlükle elini cebine attı yattığı yerden. Gözleri dehşet içinde açılmıştı. Kısık bir sesle zorla konuşuyordu: - Tamam, tamam, çek şunu, vereceğim, çek şunu haydi.. Yakup dişlerini sıkarak çekti küreği. Çavuş hemen ellerini boğazına götürdü. Kıpkırmızı bir çizgi olmuştu boğazında. Kinle baktı Yakup'a. Dişlerini sıkarak cebinden bir tomar para çıkartıp içinden üç tane on bin liralık, bir de beş bin liralık çekti, uzattı: - Al, işte dört günlük paran bu. Haftalık yüz elliden hesap et. Yakup'un çakır gözleri durulmuştu. Banknotları saydı, cebine koydu. - Tamamdır. Bir daha sakın kimseye yapma bunu. Benim gibi iyisine çatmazsın bir gün... Geri dönerek ağır adımlarla uzaklaştı. Çavuş arkasından öfkeyle bakıyordu, elleri hâlâ boğazındaydı. Sararmış, pis dişlerinin arasından fısıldadı: - Bittiğini sanma, elbet bu işin hesabı görülecek... Yakup parasını almanın rahatlığı ile geri döndü. Şimdi huzur içinde gidebilirdi evine. İşini kaybettiği için üzgündü... Hava kararmıştı. "Zehra merak etmiştir şimdi..." diye düşündü. Adımlarını hızlandırdı. Yarın sabah erkenden çıkıp yeniden bir iş aramak zorundaydı. İnsanların böyle haksız davranışlara yönelmesini hayatı boyunca anlayamamıştı. Öyle bedavadan, başkasının emeğinin üzerinden para kazanmak olur muydu? O paranın hayrını görür müydü hiç insan? Evinin kapısını çaldığında içeriden iki küçük çocuğun ayak sesleri duyuldu. Asiye ve Ümit koşup açmışlardı kapıyı. Gülümsedi, Oğlunu kucakladı, kızının başını okşadı: - Ne yapıyorsunuz bakayım... Anneniz nerede? Oda kapısından Zehra'nın başı göründü. Gözlerinin altı kararmıştı yorgunluktan. Mis gibi kuru fasulye kokuyordu... Acıktığını yeniden hissetti o anda Yakup. Sabahtan beri bir şey yememişti. - Nerede kaldın Yakup! Hava karardı. Neredeyse yatsı okunacak... - Geldim işte. Bir iş çıktı... Yemek öncesi olanları söyleyip can sıkmak istememişti. Ellerini yıkayıp sofraya oturdu. Çocuklar neşe içinde bağrışıyorlardı. Bir düzen kuruluvermişti işte. Sadece Zehra kocasının üzerinde bir tuhaflık olduğunu o kadınlara has önsezisiyle anlamıştı bile... * DEVAMI YARIN
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109572
    % -0.09
  • 3.8684
    % -0.58
  • 4.562
    % -0.46
  • 5.1465
    % -1.41
  • 156.68
    % 0.05
 
 
 
 
 
KAPAT