BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Sömürgeciliğin yeni kılıfı; küreselleşme

Sömürgeciliğin yeni kılıfı; küreselleşme

Küreselleşme, geçmiş asırlardaki Hıristiyan Batı emperyalizminde görülen, sömürgecilik ve dominyon sömürüsünün zaman ve zemine uygun yeni kılıfıdır.



Küreselleşme, geçmiş asırlardaki Hıristiyan Batı emperyalizminde görülen, sömürgecilik ve dominyon sömürüsünün zaman ve zemine uygun yeni kılıfıdır. 1945-1990 arasında, komünizm ve Rusya tehlikesi bahane edilerek milli menfaatler, süper güçlerin menfaatlerinin gerisinde bırakılmış, hatta hatta çok uluslu şirketler ve süper devletlere hizmet edilmiştir. Ve farkına varılmadan bu işler yürümüştür. 200 yıl önce 1800'lü yıllarda dünyadaki zenginler ile fakirler arasındaki fark sadece 1.5 (bir buçuk) idi. 1960 yılında fark 1'e 20, 1980'de fark 1'e karşı 46, 1990 yılında fark 60'a ve 1997'de 74'e ve 2000 yılında fark 100 misline yaklaşmıştır. En yoksul ülkeler 1978'de dünya gelirinin % 5.6'sına sahipken; bu oran 20 yıl sonra 1998'de % 4.56'ya gerilemiştir. Dünyanın beşte bir nüfusuna sahip sanayileşmiş ülkeler dünya kaynaklarının % 80'ini kullanmaktadır. Yoksul ülkeler her gün 38 trilyon TL. dış borç ödemektedir. 1987'de dünya nüfusunun beşte birinden az olan OECD ülkelerindeki 170 milyona yakın insan, kişi başına 6573 kilo petrole eşit enerji tüketirken, buna mukabil çok düşük gelirli 2 milyar 824 milyon insan, 297 kilo petrole eşit enerji tüketmektedir. Sıradan bir Amerikalı bir Bangladeşliden 440 kat, Etiyopyalıdan 600 kat fazla enerji tüketmektedir. Enerji tüketimi zenginlik ölçüsüdür. Dünya nüfusunun % 30'u yoksulluk içindedir. 1887'de dünyada mülteci sayısı 2.5 milyon civarındaydı. 1995 yılında mülteci sayısı 45, bugün ise 50 milyona ulaşmıştır. Bu insanlar kamplarda yaşamaktadır. Yeni dünya düzeni ve küreselleşme bu sömürünün devamı niteliğinde olup, adeta politikasıdır. DÜNYADAKİ EN ZENGİN 3 KİŞİNİN SEVRETİ 48 ÜLKENİN (GSMH) GELİRİNE EŞİTTİR. Liberal küreselleşmenin adına emperyalizm denmektedir. Serbest pazar ekonomisi ise bu emperyalizmi gerçekleştirmek için bir vasıtadır. Batı Avrupa 17. asırdan itibaren teknoloji ve askeri üstünlüğüne dayanarak diğer ülkeleri sömürgeleştirmişlerdir. Batı ülkeleri zaman zaman bilhassa Birinci ve İkinci Dünya savaşında birbiriyle savaşmışlardır? Bu savaşların sebebi, dünyayı kimin sömüreceğini belirlemek içindir! İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra sömürgecilik sona erince, bunun yerine küreselleşme kılıfı ile sömürü devam ettirilmiştir. Çok uluslu şirketler bu işin faal unsurlarıdır. Sermayenin milliyeti yoktur. Sadece menfaatleri vardır. Yeni dünya düzeninin bir ayağı küreselleşme, diğer ayağı ise serbest pazar ekonomisidir. Darbeler, ihtilâller, iktidar değişmelirinin arkasında bu güçler vardır. Zengin ülkeler silah satıyor, yoksullar savaşıyor. 1990-2000 arasında 5 milyon kişi savaşta öldü. "Yoksulluk ve çatışma birbirini destekleyen iki faktördür." Devletlerin kendi içinde ve arasında çatışmaların çıkmasında en önemli sebep yoksulluktur. Savaşlar ise ülkeleri zayıflatmakta ve yoksulluğa sürüklemektedir. Şu anda dünyadaki askeri harcama 1 milyar dolar olup, dünya mal ve hizmet üretiminin % 3'üne yakındır. Küreselleşmenin vasıtası olan çok uluslu şirketlerin en büyük silahı rüşvettir. Bu amaçla bürokrat ve politikacılar en büyük hedefleridir. Dünya nüfusunun % 15'ine sahip gelişmiş ülkeler dünya petrollerinin % 59 ve dünya doğalgazının % 74'ünü tüketmektedirler. Bu ülkelerin enerji rezervleri ise ancak % 11'dir. Dünya petrol rezervlerinin % 75'i, nüfusun % 75'i ve GSMH'nın % 65'ine sahip Avrasya ve bunun kilit ülkesi Türkiye'yi bölmek ve güçlü olmasını önlemek, gelişmiş 7 ülkenin G- 7 ve G- 8'in bir numaralı hedefidir. Birleşmiş Milletlerin kurucu üyesi 22'dir. Kurulduğunda 52 üyesi vardı. 1997'de üye devlet 185, 2000 yılında 189'a çıktı. 2025 yılında 245 olması beklenmektedir. Gelişmiş 7 ülke yani bir nevi ABD ve AB, sömürülerinin devamı için ülkelerin bölünmesini teşvik, destek ve organize etmektedirler. Sovyetler Birliği 1991'de dağıldığında ekonomisi % 50, nüfusu % 59, toprağı % 30 azaldı. Gelişmiş 7 ülke, kendilerinden başka güçlü ülke görmek istemiyorlar. Başta Türkiye olmak üzere, engel gördükleri bütün ülkelerin bölünmesini istiyorlar. Evet Avrupa Birliği'nin hedefi Türkiye'yi bölmektir. Gelişmiş ülkeler başta Türkiye olmak üzere Arap Dünyasını, İslâm Dünyasını, Türk Dünyasını ve gelişmekte olan ülkeleri bölerek sömürüye devam etmek istemektedir. Küreselleşme (Globalleşme) Serbest Pazar Ekonomisi, bu sömürüde sadece ve sadece bir vasıtadır.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT