BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Çağdaş insanda vefa

Çağdaş insanda vefa

Evvela şu suale cevap aramalıyız: -İnsanı çağdaş olan ve olmayan diye ikiye ayırmak doğru mu?



Türk Edebiyatı Vakfı'ndaki konuşma Evvela şu suale cevap aramalıyız: -İnsanı çağdaş olan ve olmayan diye ikiye ayırmak doğru mu? İnsan, kendine birçok övüneceği sıfatı yakıştırdığı gibi, çağdaşlığı da layık görüyor... Sanki bugün otomobil kullanan, masada yemek yiyen insan çağdaş, fakat dün at binen, yer sofrasına bağdaş kuran başka bir varlık. İnsan, hep aynı insan; değişen, yazının hattat eliyle yazılması veya matbaada dizilmesi. Yani; teknoloji... İnsan, beyni, duyguları ve kalbi ile aynı. Çevre şartlarının değişmesi insanın değişmesi kabul ediliyor. Halbuki; bunlar, izafi değerler. O şartları değiştiren insandır. Kendi değiştirdiğinin tesirinde kaldığı, yükünü çektiği, hatta bazen altında ezildiği de bir gerçek. Belki gerçekten de öte sonuç. İnsanın trajedisi işte bu sonuçta. Vefa, "sözünde durma"; ahde vefa o işte. Kelimelerimizi kaybettiğimiz gibi, mefhumlar da bizden uzaklaştılar. Vefanın lugat mânâsı sözünde durmak ise de hayatın derinliğinde kazandığı daha zengin, daha şümullü bir anlam... Vefa, bu bakımdan sadakattir, himayedir, emanettir, dostluktur, sabırdır. Şimdi şöyle bir sıralayalım... Ahde vefa, Sadakat, Himaye, Emanet, Dostluk....sabır. İnsanlığın varoluşundan beri, tâ ilâhi kaynaklardan süzülerek türlü kültürlerden, bilhassa kendi mazimizin irfan imbiklerinden geçerek insanı insanlaştıran, yontan, incelten, ona zarafet ve üstünlük katan bu müşterek değerler bugün ne kadar mevcuttur? Evet, bunlar mevcuttur; ama olması gereken kadar değil. Varlıkları arşiv malzemesi olmak üzere.. Hatta şu kadarını bile iddia edebiliriz. Bilgisayarın erken yaş gençlerine sorulduğunda çoğu bu mefhumları anlayamayacak; belki de ilk defa işittiklerini itiraf edeceklerdir. Onlar öyle de kâmil yaştakiler daha mı farklı? Bunlardan bazıları için de saydıklarımız birer kelimedir; fakat içleri boşalmıştır. Bunu bir felaket sayabiliriz. Zaten manzara da onun habercisi. -Çağdaş insan kim? Böyle bir soruşturma yapılsa herhalde şöyle bir portre çıkar: Bir yabancı dil bilen, iyi konuşan, dünyayı gezen, bilgisayar kullanabilen, cep telefonu, kışlığı, yazlığı, hatırlı bir aylığı olan... İyi de... Bu sayılanlarla çizilen resme teknolojik insan denebilir. Afaki tarafı alabildiğine gelişmiş; enfusi, iç derinliği ise sığ veya hiç olmayan tüketim toplumunun eşyalaştırdığı, ezdiği, şahsiyetini zedelediği, belki de modernizmin şahsiyetinin gelişmesine dahi izin vermediği dıştan mes'ud, bahtiyar, mütebessim, içten, ruhtan, kalptense müteessir varlık... Bu varlık, bu kişi, bu kimse bir denge mağdurudur. İki yüzyıldır dengeler mağduruyuz. Ya yalnızca medrese veya yalnızca teknik... Bir buçuk asırdır bizim dünyamızda tekniğin, teknolojinin bayrağı dalgalanmakta...veya ona çalışılmakta Teknolojinin insanı "ben" merkezlidir. Önce "ben" sonra yine "ben". Böyle bir hayatta vefa olur mu? O vefa ki; sadakat, himaye, emanet, dostluk ve sabrın mücevher kutularda saklandığı altından sandıktır... Bugün, büyük çığlık ve şamatalarla girilen milenyumda ve onun yeni asrında cemiyetimiz sosyal çalkantılar içinde... Neden? Çünkü, demin o tarifini yaptığımız insanda; elinde cep telefonu, ağzında yabancı kelimeler, gözü bileşik endeksteki bu teknolojik insanın veya diğer adı ile denge mağdurunun bir tek meselesi vardır; biraz daha fazla kazanmak... Onun vefa diye bir meselesi olamaz. Var olduğunu sanır, fakat yoktur. Vefa da bir terbiyeyle, bir eğitimle elde edilir. Beşeri hasletler, bunun üzerine gelir. Bugün artık aile, mahalle ve okulun böyle bir alışverişi yoktur. Onun için artan bir hızla ailede, arkadaşlıkta, sosyal hayatta, ekonomik şartlarda ve millet mevcudiyetinde vefasızlık kendini hissettirmektedir. Onun için... Sizin zaruretiniz size aittir. En yakınınızdaki bile alakadar olmaz. Olsa bile döviz üzerinden olur. Onun için sözünüze ".... ama ben" diye başlayarak kendinizi harap etmeyiniz. Bunun yerine, yaptığınız iyilikleri unutmayı tercih ediniz. Lokman Hakim Hazretlerinin meşhur nasihatidir. İki şeyi unut, iki şeyi unutma; yaptığın iyilikleri unut, sana yapılan kötülükleri unut, ölümü ve Allah'ı unutma... "Çağdaş insanda vefa hissi!" Bütün mesele, bu kelimeleri bir terkip içinde barıştırmakta! Sentezin kimyevî formülünü yerli yerince oturtmakta. Çağdaşlık, insan ve vefa hissi... Çağdaş da olmalı, insan da olmalı, vefalı da olmalı. "Ah vefasız!" kınamasından daha büyük talihsizlik az yaşanır.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT