BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Millî Mücadelede Fransız-Ermeni işbirliği

Millî Mücadelede Fransız-Ermeni işbirliği

Fransız Senatosu'ndan geçen sözde Ermeni Soykırımı Tasarısı'nın 18 Ocak 2001 günü Fransız Parlamentosu'nun diğer kanadı olan Ulusal Meclis'ten de geçirilerek kanunlaştırılmak istendiği herkesin malumudur.



Fransız Senatosu'ndan geçen sözde Ermeni Soykırımı Tasarısı'nın 18 Ocak 2001 günü Fransız Parlamentosu'nun diğer kanadı olan Ulusal Meclis'ten de geçirilerek kanunlaştırılmak istendiği herkesin malumudur. Bilindiği ve Amerikalı tarihçi Profesör Justin McCartty'in 14 Eylül 2000 günü, ABD Temsilciler Meclisi'nin bir komitesinde yaptığı uzun bir konuşmada vurguladığı üzere; "1912-1922 arasındaki korkunç savaşlardan sonra Türkiye, büyük bir harabeye dönmüş, nüfusun 1/4'ü ölmüş, şehirler yıkılmış, çiftlik hayvanları öldürülmüş, ağaçlar ve ekimler yakılmıştır. Türkler'e ait topraklar düşmanların elinde kalmış, savaşlarda her şeyini kaybedenlerin akıllarında intikam duygusu yer etmiştir. Yeni Türkiye Cumhuriyetini bu duyguların yönetmesi halinde daha fazla ölümler yaşanacağı idraki içinde Mustafa Kemal ve Hükümeti, geçmişteki kayıpları görmezlikten gelen ve eski düşmanlar ile barış imzalayan bir politika ortaya koymuştur." Gerçekten, işgalci devletlerin Mondros Mütarekesi'nin 7. maddesine dayanarak Güney bölgelerimizi önce İngilizler işgal etmiş daha sonra da Adana, Maraş, Antep ve Urfa Fransızlar'a bırakılınca, İngilizler'in yerini önce Fransız askeri elbisesi giymiş, Ermeni taburları almış, daha sonra da Fransız gemileri ile ABD, Mısır, Suriye ve Fransa'dan getirilen Ermeni göçmenler Türk köylerine yerleştirilince, bölgedeki direnme bölge halkından gelmiş bir Ermeni İntikam Alayı oluşturan ve Ermeni fedailerini kullanan Fransız işgaline karşı ilk direnme Dörtyol'da olmuş, Fransızlar'ın Ermeni Çeteleri ile işbirliği yaptığı Maraş'ta, Antep'de ve Urfa'da, kahramanlık destanları yazan yöre halkının bu direnişi yüzünden ve Sakarya Meydan Savaşı'nın da tarafımızdan kazanılması üzerine, Fransa Güneyde tutunamayacağını anlayarak, TBMM Hükümeti ile 20 Ekim 1921 Ankara İtilafnamesini imzalayarak Anadolu'dan çekilince, yöre halkının şanlı direniş ve kahramanlığı yüzünden Antep, Maraş ve Urfa'nın adları Gaziantep, Kahramanmaraş ve Şanlıurfa 'ya dönüştürülmüştür. Diğer taraftan, Çarlık Rusyası'nın yıkılması üzerine Ermenistan'da Taşnaklar'ın yönetiminde Devlet kuran Ermeniler'in, Yunanistan 1919'da memleketimizi Batı'dan işgale girişince, Doğu bölgelerimize saldırmaya başladığını ve bunun üzerine Doğu Cephesi Komutanı Kâzım Karabekir komutasındaki TBMM Ordusu'nun kısa zamanda Sarıkamış bölgesini ve Kars'ı kurtararak, Ermeniler'in barış istemesi üzerine 2-3 Aralık 1920'de Gümrük Andlaşması'nın imzalandığını biliyoruz. Bu andlaşma daha sonra 13 Ekim 1921 Kars Andlaşması ile ve yeni Ermeni Yönetimi ile teyid edilmiş ve bu suretle Ermenistan Misak-ı Milli sınırlarımızı kabul ederek Doğu Anadolu topraklarımızdaki iddialardan vazgeçmiştir. Nitekim TBMM Başkanı Mustafa Kemal'in 11 Mart 1922 günkü TBMM'nin 3. Toplanma Yılı Açış Konuşmasında; "Ermeni Meselesi denilen ve Ermeni milletinin gerçek çıkarlarından ziyade, Dünya kapitalistlerinin ekonomik çıkarlarına göre halledilmek istenen mesele Kars Andlaşması ile en doğru çözüm şeklini buldu" demiştir. Öte yandan Türkiye'nin, Fransa'nın bize yaptığı bütün ayıpları sineye çekerek, bu devlet ile ittifak kurduğunu ve dostluk ilişkilerini sürdürdüğünü biliyoruz. Bütün bunlara rağmen, Fransız Parlamentosu'nun, tek taraflı bir iddiadan ibaret olan Sözde Ermeni Soykırımı'nın Nürenberg karazi ile kesinlik kazanmış olan Almanlar'ın Yahudi Soykırımı ile âdeta eşdeğerde görmeye kalkışması, çok küçük ve iğrenç bir politika oyunudur.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT