BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bunca inada değer mi?

Bunca inada değer mi?

Yıllardır üniversitelerimizde bir sıkıntı yaşanmakta. Herkesi huzursuz eden, toplumsal barışı zedeleyen, gençlerimizi hayal kırıklığına düşüren ve gittikçe kangrenleşen bir sıkıntı.



Yıllardır üniversitelerimizde bir sıkıntı yaşanmakta. Herkesi huzursuz eden, toplumsal barışı zedeleyen, gençlerimizi hayal kırıklığına düşüren ve gittikçe kangrenleşen bir sıkıntı. Üzerini örtmekle meseleyi çözdüklerini zanneden yetkililer, yolaçtıkları dramı ve sonuçlarını görmezden geliyorlar. Tahmin ettiğiniz gibi "başörtüsü"nden bahsediyorum. Akademik kimliği haiz bazıları kafaların içiyle uğraşacaklarına, kafayı "örtü"ye takınca ortaya böylesine komik ve hazin bir problem çıkıyor. Bu mağdur öğrencilerden çığlıklar gelmekte, zaman zaman bunlara yer veriyoruz. Her ne kadar yetkililer bu tür problemlere kulaklarını tıkamış görünseler de, mağdur öğrenciler bu defa güvendikleri bir makama ve şahsiyete, Cumhurbaşkanımız Sayın Ahmet Necdet Sezer'e seslerini duyurmak istiyorlar. Kendilerine aracılık yaparak mesajlarını veriyorum; işte Aslı Arslan'ın haykırışı: Yarım kalmasın "Sayın büyüğüm, bendeniz Kocaeli Üniversitesi Mühendislik Fakültesi 3. sınıf öğrencisi idim. Sizin ne kadar adaletli, Türk Milleti'nin değer yargılarına önem veren ve tarafsız bir tutum içerisinde olduğunuzu yakinen gördük. Bu özelliklerinizden cesaret alarak bir üzüntümü dile getirmek istiyorum. Umarım sesime kulak verirsiniz. Bendeniz 3 yıl üniversitede başörtüsüyle eğitimimi yaptıktan sonra, kılık-kıyafet gerekçe gösterilerek okuluma alınmadım. Anlayamadığım, 3 yıl kılık-kıyafetim sorun değildi de şimdi mi sorun oldu. Okuluma, başörtümle rahat bir şekilde gidip gelmiştim. Üstelik hocalarım tarafından takdir edilen, arkadaşlarım arasında sevilen, başarılı bir öğrenci idim. Lütfen, sizden rica ediyorum, sadece inancım gereği örtündüğüm bu başörtüsünden dolayı, eğitimimin yarıda kalmasını istemiyorum; bu haksızlığı, yardımcı olacağınız inancıyla size iletiyorum." Bu da Hanife Sarı'nın feryadı: "Sizlere sesleniyorum! Biliyorum, sesimize kulak tıkıyorsunuz. Ama yine de şu satırları yazarken haykırmak istiyorum. Neden, neden? Bu ülkede katiller, soyguncular, hırsızlar kadar değerimiz yok! Onların seslerine kulak verip, onlar için bir düzenleme yapıyorsunuz da, neden başörtüsü ile okumak isteyen bizlerin bu durumuna bir çare bulamıyorsunuz? Yüzlerce arkadaşımın eğitimi yarıda kaldı. Ailelerimiz üzüntü içerisinde. Ülkemize, milletimize yüksek tahsilli fertler olarak hizmet etmemiz engelleniyor, neden? Bizler de bu ülkenin vatandaşlarıyız ve herkes gibi eşit haklara sahibiz. Ama bu haklardan eğitim-öğretim hakkı maalesef bizlere tanınmıyor. İnsan hak ve özgürlüklerine son derece aykırı olan bu tutumu kınıyor ve gerekli düzenlemelerle haksızlığın bir an önce giderilmesini bekliyoruz." Çağdaşlık bu mu? Dr. Alpaslan A. da Marmara İlahiyat'ta çağdaşlık adına yapılanlara değinmiş: "Sayın Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekan Yardımcısı Hocam, geçenlerde yaptığınız bir açıklama üzerine bunları yazma ihtiyacını hissettim. Fakültenizde başörtülü öğrencilerin başlarını açmasıyla, bütün dünyaya Marmara Üniversitesi'nin ne kadar çağdaş olduğunu göstermeleri gerektiğini ifade ettiniz. Kız öğrencilerin başlarına örttükleri örtü ile çağdaşlığın ne alakası var, anlayamadım. Çağdaşlık ne zamandan beri kılık-kıyafetle sınırlandırılıyor, buna cevap vermenizi istiyorum. Gerçek çağdaşlık, düşünce ve fikir özgürlüğüne gösterilen saygıdır. Bilimsel çalışmalarla, kaliteli eğitimle bütün dünyaya kanıtlanması gereken üstünlüğü, sadece başörtüsü ile sınırlayarak, başörtülü öğrencilere gösterdiğiniz bu haksız tutumdan bir an önce vazgeçmenizi temenni ederim." Vicdanınız kabul ediyor mu? Enerji Bakanlığı'na; Sayın Bakanım, Aralık 2000 tarihinde ödediğim faturalarda ev için 500 bin, işyeri için de 5 milyon TL. "Güç bedeli" adı altında ücret aldınız. Bu para elektriğin gücünü gösteriyorsa, iyi ki 140 volt gücü var, 220 olsa nasıl öderdik? 2 defa dolap motoru yandı, ne yapmalıyız? Ocak 2001 faturasında bu ücret 2 ile çarpıldı. Buna ek olarak 12 günde 2 defa da zam yaptınız. Dürüst ve iyi niyetli olduğunuzdan hiç şüphem yoktur. İki aylık güç bedeli yine bizden olsun. Ama ne olur, şu ek parayı kaldırın, çok gücüme gidiyor. Yoksa şu "Beyaz Enerji Operasyonu" bize mi yapılıyor? Elinizi vicdanınıza koyun, Allah'tan korkun! * Abdullah Korkmaz-İSTANBUL Yerleştirmeler ne zaman yapılacak? Devlet Personel Dairesi Başkanlığı'na; Devlet Ekim ayında İşçilik Sınavı açtı (DİS). Sınavı kazandım. Yerleştirmelerin ne zaman yapılacağını öğrenmek istiyorum. Ayrıca memurluk sınavını kazananların yerleştirme işlemleri bitince bizi yerleştirecekleri söyleniyor. Bu doğru mu? Benim gibi bu işi merak eden binlerce kişi beklenti içindedir. Yetkililer bir an önce bir açıklama yapsalar da bizi bu beklentide bırakmasalar... * Serap Tekin-TEKİRDAĞ
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT