BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Maç kaç kaç?

Maç kaç kaç?

Günlerce formanın kalitesini tartıştılar... En pahalı ve zor bulunan iki tercih arasında yırtındılar... Renk tesbiti için uzmanlar getirildi..."Hangi rengin yanına hangi renk daha estetik durur?" diye...



Günlerce formanın kalitesini tartıştılar... En pahalı ve zor bulunan iki tercih arasında yırtındılar... Renk tesbiti için uzmanlar getirildi..."Hangi rengin yanına hangi renk daha estetik durur?" diye... Çorabından şortuna, ilk yardım çantasından topuna kadar, gerekli avadanlıklar için titiz hazırlıklar yapıldı... En pahalı... En lüks... En kaliteli... Ne varsa başına "en" konulmadan tarif edilemeyecek, hepsi temin edildi... Takım maça hazırlanıyordu... Takım önemli takımdı... ( "önemli"nin altını çizin) Hazırlıkları bile önemliydi... Ve ne kadar önemli olduklarını herkes anlıyordu... Bu telaş ve tantana karşısında anlamamak imkansızdı zaten... * * * Diğer tarafta aynı heyecana sevdalı başkaları da vardı... Bir kısmı ilk şutlarını konserve kutusuna çekmişti belki... Veya patladığı için terkedilmiş topları sahiplenip tek kale maçlar yapmışlardı... Bayram harçlıklarıyla kavuştukları işporta malı formalarını senelerce kullanmışlardı... Veya kale direkleri yerine, iki taş parçasının arasına gol atıyorlardı... Onlar da takımdılar... Ve rakip arıyorladı... Hiçbir zaman önemli olmadılar... * * * Önemli takımın sahaya çıkışı da muhteşemdi... Diğer takım ise ilk defa adam gibi bir topla oynayacak olmanın heyecanını yaşıyordu... * * * İkinci hikaye... Aslında hikaye değil, gerçek... Balık tutmaya meraklı olduğum zamanlar, "tam teşekküllü" olmak çok önemliydi benim için... Çeşit çeşit oltalar, olta malzemeleri, çeşitli çap ve markalarda misine, iğne, fırdöndü, şamandıra ıvır- zıvır... Büyük bir zevkle konuşlandığım mendireğin müdavimi çocuklar vardı... Karıştığı için kesilip atılmış misine parçalarını birleştirirler, rastgele iğnelere, rastgele yemler uydurup balık tutarlardı... Ve ben hiç bir zaman onlar kadar çok ve güzel balık tutamadım... * * * Önemli olmakla, değerli olmak arasındaki farkı, "netice" tayin eder... Maçın sonucu yani... Veya kaç balık tuttuğun... Avadanlıkların kalitesi ise ayrıntıdan ibarettir... Maçı forma değil, takım ruhu kazanır... Balığı ise olta değil, oltayı sallamasını bilen tutar...
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT