BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Cezayir’de Fransız vahşeti -1-

Cezayir’de Fransız vahşeti -1-

1830 yılında Cezayir'i işgal eden Fransızlar tam 132 yıl boyunca ülkede inanılmaz katliamlar yaptı. Fransız vahşetinin izleri bugün ülkenin her yerinde görülüyor. Açılan toplu mezarlardan çıkarılan kemikler ve müzelerde sergilenen fotoğraflar, kimin soykırım yaptığını açıkça gösteriyor.



Ermeni masalı ve Cezayir gerçeği Yedi yaşlarında bir erkek çocuk... Vücudu yara bere içinde... Anasını, babasını ve kızkardeşini önce tartaklayan, sonra da öldüren Fransız askerleri, onu da tellerle sımsıkı bağlamışlar... Bir teğmen, görsün ve gördüğü şeyler hafızasından hiç silinmesin diye de çocuğun gözlerini elleriyle açık tutmaya çalışmış... Çocuk anasını, babasını ve kızkardeşinin ölümünü, daha doğrusu Fransız vahşetini zoraki seyretmiş. Fransız askerleri tarafından götürülen ve sekiz gün sonra geri gelen kadının ise, defalarca iğfal edildiğini anlamak için, onu soru yağmuruna tutmak gerekmez. Perişan hali, yırtılan elbiseleri ve gözlerinin altındaki morluk, hiçbir soruyu gerektirmeyecek kadar açık... Sokağın ortasında çocuklarıyla birlikte götürülen, onların gözü önünde soyulup işkence edilen babalar... Tutuklanan, hapse atılan kocalar... Çocuklarının açlıktan veya kurşundan ölmemeleri için dua eden analar... Ve en önemlisi gruplar halinde öldürülen yüzlerce genç... Öldürüldükleri gibi toprağa gömülen, kireç fırınlarında yakılanlar... Canlı canlı köprülerden atılanlar... İşte Fransız demokrasisinin hür dünyaya bıraktığı miras!.. ...Ve işte, Cezayir'deki Fransız katliamından, daha doğrusu Fransız vahşetinden birkaç satır. Cezayir'de 1830'un Mayıs ayında başlayan ve bağımsızlığa kadar 132 yıl süren Fransız vahşeti 1.5 milyondan fazla Müslümanın ölümüne sebep olmuştu. İnsan haklarını savunmak patronluğunu elinden kaçırmak istemeyen, işte bu Fransa... "Cezayir'de Fransız Vahşeti" konulu yazı dizisi için çilekeş ülkede yaptığımız çalışma, gerçekten de Fransız vahşetini tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriyordu. Bulduğumuz, ibret verici belgeler ve fotoğraflar, dinlediğimiz acı hatıralar, gördüğümüz toplu mezarlar, Fransız Hava Kuvvetleri tarafından bombalanan köylerdeki enkazlar ve Fransız vahşetinin günümüze kadar uzanan tanıkları... Türkler'in, Ermeniler'e karşı sözde bir soykırımı masalını, dünyaya her fırsatta yaymaya çaba gösteren ve bunu ne yazik ki "kanun" yapan Fransızlar'ın Cezayir'deki katliamları karşısında susmanın ötesinde yapacakları bir şeyleri olmasa gerek. Cezayir'in çeşitli bölgelerinde ve Atlas Dağları'nın tepelerine kadar uzanan çalışmalarımızda büyük yardımlarını gördüğümüz Cezayirliler'e, teşekkürü borç bilirken, Cezayir destanını yazan şehitlerin hatırasını da saygıyla anıyoruz. 1986’da hazırladığımız ve yayınlandığı zaman büyük yankı uyandıran seri röportajımızı, bir kez daha kamuoyuna sunmaya adeta görevli kılan Fransızlara sadece “yazıklar olsun” demekten başka elimizden ne gelir ki... Kenan Akın Her yer toplu mezar Harrata... En büyük toplu mezar burada bulundu... Yüzlerce kafatası, kol ve bacak, lime lime olmuş binlerce kemik... İşte Cezayir'deki "Fransız mirası..." Sonra, diğer toplu mezarlar Fransız vahşetini günümüze kadar getirdi... Fransızlar'ın ne kadar vahşet yaptıkları her toplu mezarın açılışında bir daha gözler önüne serildi... 8 Mayıs 1945'te başlayan direnme, bağımsızlığın kazanılmasına kadar Cezayirliler'e gerçekten de pahalıya mal olmuştu... Hürriyetin bedeli 1. 5 milyondan fazla şehitti... Ve, "Fransız mirası" şimdi bütün Cezayir'de daha iyi anlaşılıyor, daha lânetle anılıyor... Dahası, abidelerle sembolleştiriliyor. Başkent'in en yüksek tepesine dikilen "Meçhul Asker" anıtı ise bağımsızlığın bedelini pahalı ödeyen Cezayirliler'in hür dünyaya betondan seslenişi sanki!.. Burada, gece gündüz yanan meşale Fransızlar'a karşı kazanılan bağımsızlığın sönmeyen ateşi... Toplu mezarlar Tizi-Ouzoui'nin çeşitli köylerinde; Adrar'da... Haynel-Madi'de... Galisane'de... Tipaza'da... El-Asnan'da... Bouji'de... Tebassa'da... Mouasker'de... Batna'da... Ve, ülkenin çeşitli yerlerinde bulunan toplu mezarlara gün geçtikçe yenileri ekleniyor. Bulunan her yeni toplu mezar başşehirdeki anıtı daha çok anıtlaştırıyor sanki. Cezayirli'nin Fransızlar'a duyduğu fakat haykıramadığı kini, için için alevlendiriyor... Daha birkaç ay öne başşehrin çevresinde yapılan bir kazı esnasında tesadüfen bulunan ufak çaptaki bir toplu mezardan şühedanın kemikleri çıkarılırken, Cezayirli gençler sadece için için ağladılar... Toplu mezarlar, Fransız mezalimini aktüel hale getirirken, Cezayirliler özellikle 1945'ten bu yana olan bağımsızlık tarihlerine yeni bir gözle bakmak mecburiyetini hissettiler. Bir Cezayirli mücahidin hayatta kalan babası Abdülrezzak bin Kadir, Fransız mezalimini kendince şöyle özetliyordu: "Radyodan dinledim iki-üç Fransız, bir Cezayirli çocuğu trenden atarak öldürmüşler. Bu doğruysa yıllar önce şehit edilen evlâtlarımıza revâ görülen işkenceler her halde doğrudur." Abdülrezzak bin Kadir'in anlattığı olay ne yazık ki doğruydu... Gerçekten de üç Fransız bir olup, zavallı Cezayirli çocuğu, kendilerine hizmet eden bir işçinin çocuğunu, hem de birkaç Fransız yolculunun gözü önünde trenden atmış ve ölümüne sebep olmuşlardı... Olay, Fransa'da geçmiş ve Fransızlar'ın ikisi de müebbet hapse mahkûm olmuşlardı. Eğer, 1985'lerin, 1986'ların Fransa'sında bu olay cereyan edebiliyorsa, Fransız zulmü ile inim inim inleyen 1945 Cezayir'inde neler olmazdı ki!.. Tarihte Fransızlar'a karşı Cezayir'de ilk direniş bayrağını açan Abdülkadir'in başşehirdeki anlamlı anıtının altında karşılaştığımız bir Cezayirli daha, haykırmak istiyor fakat yaşlılıktan olacak sesi titrek titrek çıkıyordu: "Fransızlar bize çok eziyet etti. Kurtulanlar da büyük bir bunalım içinde. Ya çocuklarını, ya babalarını, ya kardeşlerini kaybetmenin acısını hiçbir zaman unutmadılar. Yıllar acıları küflendirirse de her bir hatırlamada yürekler kan ağlar. Fransızlar'ın mezalimini ben nasıl anlatayım ki... Bunu görmeyen anlayamaz. Çoluk çocuk, kadın yaşlı ayrımı gözetmeyen, sopaya karşı bomba kullanan bir vahşet nasıl tam anlamıyla anlatılabilir ki?" "Bir dokun, bin ah dinle..." Bugün Cezayir'de kime Fransız mezalimi sorulursa buna benzer cevaplar alınıyor. Zaten Fransız mezaliminin fotoğraflanmış, belgelenmiş örnekleri müzede biraraya getirilmiş... Cezayirliler'in genci yaşlısı, çoluk çocuğu, "Fransız mezalimi"ni "bugün" gibi yaşarcasına nefretle öğreniyor. 8 Mayıs 1945 Styaf vilâyetinde Fransızlar'ın yönetimini protesto eden ilk nümayişten bağımsızlığın elde edilişine kadar Fransızlar tarafından öldürülen 1.5 milyondan fazla Müslümanın acı hikâyeleri aslında "Cezayir Destanı"nı oluşturuyor... Cezayir destanı ise Fransız mezaliminin hür dünyaya sunduğu düşündürücü mesaj... Yarın: Vahşet, eski tarihlerden başlar
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT