BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > AB genişledikçe gelişecek... Türkiye ile güçlenecek!..

AB genişledikçe gelişecek... Türkiye ile güçlenecek!..

Genişlemek her zaman güçlenmek anlamına gelir mi? Pek belli değildir. Özellikle siyasette ve stratejide böyle bir değerlendirme yapmanın çok hatalı olabileceği kanısındayım.



Genişlemek her zaman güçlenmek anlamına gelir mi? Pek belli değildir. Özellikle siyasette ve stratejide böyle bir değerlendirme yapmanın çok hatalı olabileceği kanısındayım. Peki, daraldıkça yahut, küçüldükçe daha mı kolay ve hızlı güçlenirsiniz? Şimdilerde özellikle ekonomide, böyle düşünenler giderek çoğalmaktadır. Bize kalırsa, güçlenmenin sırrını, tılsımını kendi özelliklerinizi koruyarak güçlenmeye çalışmakta sayılamayacak kadar çok faydalar vardır. İstediğiniz kadar kimilerinin yanında yakınında olunuz, onların yaşam düzeyine ve tarzına özeniniz, onlar gibi olmak isteyiniz, eğer var olan kendi kimliğinizin özelliklerini koruyamazsanız amacınıza ulaşmanız asla mümkün olamaz. Avrupa Birliği genişliyor genişledikçe acaba söylendiği veya istendiği kadar da güçleniyor mu? Orası hiç belli değildir... Hem söyler misiniz. Allah aşkına Avrupa'nın sınırları nereden başlayıp nerede biter? Hangi ülkeler Avrupalı hangileri değildir? * * * Savaş sonrasında bir De Gualle çıkmış, "Atlantik'ten Urallara Kadar..!" diyerek çıkmıştı işin içinden... Aslına bakarsanız bunu harita üzerinde çizgilerle çözebilmek imkânı da pek yoktur. Avrupalılar, "Avrupa"nın o muazzam Asya kıtasının Batıya doğru azanmış bir kısmı veya parçası olduğunun bilincine varıncaya kadar bu belirsizlik devam edecek demektir... Böyle olunca işler değişir, Avrupa tanımlaması için daha karışık, çapraşık, ama alaca karanlık başka yollar, kriterler, kıstaslar aramak, kullanmak gerekir! Politikacı veya Bürokrat tüm "Avrupa Birliği" yapılanması profesyonellerinden kimsenin dili varmıyor, "Hiç heveslenmeyin burası bir Hıristiyanlar kulubüdür!.. Senin Vaftiz kağıdın nerede?" diyemiyor!.. Şimdiki halde elimize KOB (Katılım Ortaklığı Belgesi) diye bir kağıt tutuşturup bizden de (UP Ulusal Plan) bekliyorlar. Basından izliyoruz. Başbakanlık AB Genel Sekreterliğinin hazırladığı bir Plan-Program önce Koalisyonun Liderler Toplantısında, sonra da Hükümet içinde görüşülüp kabul edildikten sonra Brüksel'e verilecek... Bu arada konunun kamuoyunda ve Medyada tarışılması da devam ediyor. Bu pek de isabetli oluyor. Yazılı, sözlü, görüntülü Medyadan öğrendiğimiz kadarı ile iki bin sayfaya yakın UP taslağı LİDERLER toplantısında enine boyuna görüşülmüş bazı redaksiyonel düzeltmeler yapıldıktan sonra doğrudan Hükümetin onayına sunulacakmış. AB Genel Sekreterliğinin başta Planlama Teşkilatı olmak üzere ilgili bütün Bakanlıklar, Üniversiteler, sivil toplum kuruluşlarının katkısı ile ortaya gerçekten ciddi ve doyurucu bir çalışma planının çıkarılmış olması herkes için memnunluk vericidir. Hazırlayanları kutluyoruz. Bu arada doğru veya yanlış kamuoyunda AB'nin "Hıristiyan Kulubü" imajını silebilmek için karşı taraftan herhangi bir gayrete rastlanmıyor. Üstelik AB kodamanlarının, hevesli veya gösteriş ve teşhir meraklısı kadınlı erkekli Av. Parlamentosu üyelerinin birer Müstemleke Müfettişi edası ile ülkemize yaptıkları ziyaretler ve beyanlar bizdeki en hareretli AB yanlılarını dahi isyan ettirecek ölçülere ulaştığını AB'li dostlarımız hâlâ göremeyecekler mi? Bilemiyorum. Maastricht kuralları, Kopenhag Kriterleri, demokrasi, İnsan hakları konularında AB düzey ve uygulamaların bilincinde olarak AB'ye içtenlikle aday olduk. Üye olsak da olmasak da bunları gerçekleştirmeye azmetmişiz. Bizden! Milli birliğimizi, bütünlüğümüzü, hatta savunmamızı tehlikeye atabilecek daha başka isteklerde bulunulmasın diyoruz. Bu yapılacak olursa, eğer, Türkiye'yi üyelikten vazgeçirmek gayreti ile yapıldığına inanacağız. Tam bu sırada genişlemeden sorumlu Komiser Verhaugen'in Kıbrıs konusunda bize göz dağı vermeye yeltenen demecini TV'den hayretle izledim. Adam elindeki kağıdı Rumca metinden okuyormuş gibi geldi bana... Ya Rabbim dedim bu konuda herkesin bildiği tüm hukuki siyasi ve stratejik verilerin yanı sıra, İngiltere de bizim gibi Kıbrıs'ta GARANTÖR DEVLETTİR. Neden sesini çıkartmıyor? Neden oradan bir CHURCHİLL çıkıp 1945 YALTA KONFERANSINDA yaptığı gibi gerçekleri söylemiyor? Neden Kuzey Kıbrıs halkının hakları ve haklılığı yanında orasının aynı zamanda Türkiye'nin Akdeniz'de bir "NEFES BORUSU" niteliği taşıdığnı görmek anlamak istemiyorlar. Adalar tatlı geldi şimdi de Türklerin kendi sahillerinden denize girebilmeleri için bizden SHENGEN vizesi istemeyi mi düşünüyorlar?!.. Sonuç olarak ifade etmek istediğim şudur; Türkiye Avrupa Birliği'ne bütün şartları, karşılıklı hak ve vecibeleri ile tam üye olmak kararındadır. Bu konuda genel Konsensüs ve siyasi irade tamdır. Girelim veya giremeyelim tüm gayret ve hazırlıklarımızı bu istikamette geliştiriyoruz. Muhatap ve Ortaklarımızdan da aynı ciddiyeti, dürüstlüğü bekliyoruz. Avrupa Birliği bu yüzyılların, bin yılların tasarımıdır. İKİBİNLİ yıllarda Avrupa'nın da son şansıdır!.. Türkiyesiz bir Avrupa Birliği ise akıl mantık ve hatta hayal dışıdır!..
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT