BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Rahmi Koç’tan DOBRA DOBRA

Rahmi Koç’tan DOBRA DOBRA

Asker işi biliyor "Bence askerler dünya ekonomisini ve Türkiye, Avrupa ekonomisini çok yakından takip ediyor, çok iyi eğitilmişler. İyi tetkik ediyorlar. Uzmanlaşmışlar, her konunun bir uzmanı var. Birşey olduğu zaman ona soruyorlar. Hemen rapor getiriyor." Villada hapis "Amerika'da işadamları villada hapis yatıyor. Bunun ardından toplumsal görev ifade ediyorlar. Bizimki biraz daha primitif. Bunu muhakkak değiştirmek lazım. Tanınmış kişilerin iki yanında iki polis, kelepçeler falan, götürülmesini sevmiyorum." Boykot çözmez "Boykot klasik bir şey. Kızacağız Fransızlara, 3-5 ihale vermeyeceğiz veya verdiklerimizi geri alacağız. Ondan sonra eski tas, eski hamam gideceğiz. Çünkü Türkiye gibi bir ülkenin Fransa'yı ekonomikman boykot etmesi mevzu bahis değildir"



Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Rahmi Koç, ekonomiden yolsuzluklara, Türkiye’nin Avrupa Birliği üyeliğinden sözde Ermeni soykırımı yasa tasarılarına kadar uzanan bir dizi konuda yaptığı “açık sözlü” açıklamalarla Türkiye gündemini sarstı. Türkiye’nin, kendi iç piyasasını Avrupa Birliği’ne hiç taviz almadan altın tepsi içinde sunduğunu, bu şartlar altında, sözde Ermeni soykırımı yasasını kabul ettiği için Türkiye’ye kalıcı bir ekonomik yaptırım uygulamasının çok zor olduğunu belirten Rahmi Koç, “Silahlı Kuvvetlerimiz memleket ekonomisi ile en az politikacılar, bizler kadar ilgililer” sözleriyle de dikkat çekti. İşadamı ABD’de olduğu gibi villasında hapis yatsın... Rahmi Koç, Ramstore alışveriş merkezinin açılışı dolayısıyla bulunduğu Moskova’da, Türk gazetecilerle düzenlediği sohbet toplantısında, belki de en çok tartışmaya yolaçacak konuya, adı yolsuzluğa karışmış işadamlarına karşı uygulanan sorgulama ve ceza yöntemlerine dikkat çekerek girdi. Koç bu konuda şöyle dedi: “İstanbul polis müdürüne de söyledim. Tanınmış kişilerin böyle kollarından tutularak, iki tarafında iki adam, sanki kaçacak, uçacakmış gibi, ondan sonra kelepçeler falan, götürülmesini sevmiyorum. Bunlar üçüncü dünya ülkesi intibaı uyandırıyor dış dünyada. ABD’de de vergisini ödemeyen, suiistimal yapan var. Bunlara “beyaz cürüm” diyorlar. Gayet medenice çağırıyorlar. Adamın itirazı varsa yüksek mahkemeye kadar gidiyor. Orada tersine çıkarsa hapse giriyor. Bu hapis cezalarını villalarında geçiriyorlar, hapsin ardından toplumsal görevler de yapıyorlar. Bizimki biraz daha primitif. Bunu mutlaka değiştirmek lazım. Sayın polis müdürümüz dedi ki, “Benim yaptığım bir iş değil. Kanun böyle emrediyor. Kanunun gereğini yerine getiriyorum. Tabii kanun da böyle olunca, diyecek bir şey yok.” Yolsuzluklar karşısında hayretler içindeyiz... Rahmi Koç, Türkiye gündeminin birinci sırasında yer alan yolsuzluk operasyonları ile ilgili olarak da, “Boğazda eski bir yalı alırsınız, dersiniz ki, “Damı akıyor” Bunun damını aktarırsınız. Bir de bakarsınız penceresinden su giriyor. Onu yaparsınız. Bu sefer döşemeler gıcırdıyor. Onları çıkarttırırsınız. Birbirine zincirleme olarak en nihayet binayı bitirirsiniz. Pırıl pırıl olur. Türkiye’de bir nevi taşlar yerine oturuyor. Son zamanlarda duyduklarımız hayrete düşürdü. Memlekette bunların nasıl olabileceğini biz işadamları olarak hayretler içinde dinliyorduk.” dedi. Koç, jandarmanın “Beyaz Enerji Operasyonu” ile ilgili olarak hazırladığı fezlekede adı geçtiği iddia edilen bir Koç yöneticisiyle ilişkili olarak da “Listeyi görmedim, kimden bahsettiklerini bilmiyorum. Öğreneceğiz. Bakalım kimmiş, nasıl ismi geçiyormuş” dedi. Banka dolandırmakta günah tek taraflı değildir, herkes ortak... Bir banka dolandırma suçunda kabahatin yalnız dolandıranda olmadığını vurgulayan Rahmi Koç, “Bu işin çerçevesini çizenlerde, bu işi kontrol edenlerde, bu işin anayasasını ve kanunlarını yapan ve tatbik etmeyen kişilerde de günah var. Ben tek taraflı bulmuyorum günahı. Mesela adam bankaya talip olurken sormuyorlar, “Sen kimsin, paran nereden geliyor, şimdiye kadar kaç paralık vergi ödedin, sicilin nedir?” Banka sermayesi üç yıl önce erimesine rağmen kozmetik bilançolarla üç sene ayakta tutanı, bu arada piyasanın üç misli faiz vereni, bunun reklamını yapanı çağırıp bunu sormak gerekiyordu. Bize bir gün bu krizin geleceğini yabancı bankacılar açık-seçik söylediler. Niye hükümetiniz bunlara bir şey yapmıyor diye... Çünkü finans sektöründe dominolar bir defa başladı mı devrilmeye, çok zordur onları düzeltmek. Bankacılar zaten son zamanlarda bankacılığı da unutmuşlardı. Devlet tahvili alıp üzerine oturuyorlardı ve doğru dürüst bankacılık yapan kalmamıştı” dedi. Fırtına geliyordu, geldi, geçecek, Türkiye çok daha itibarlı olacak Rahmi Koç’un mali piyasalarda yaşanılan son kriz gelişmeleriyle ilgili görüşleri ise şöyle şekillendi: “İstikrar fırtına öncesi durgunluk gibiydi. Geliyordu, geldi ve geçecek. Ben gayet iyimserim. Bir sıkıntı geçireceğiz. Bir çalkantı olacak, sarsıntı olacak ama ondan sonra gelecek dönem daha iyi olacak. Çok daha sıhhatli olacak. Çon daha itibarlı bir Türkiye ortaya çıkacak.” Biz uyarmıştık, piyasamızı tepsi üzerinde Avrupa’ya verdik “Bizim en büyük kabahatimiz, AB’ye Yunanistan 10’uncu ülke olarak gireceği zaman biz de girecektik” diyen Rahmi Koç, konuyla ilgili sözlerini şöyle sürdürdü: “Yunanistan AB’ye girdiği zaman rahmetli Vehbi Koç Ecevit’e mektup yazdı. Dedi ki, “Çok tarihi bir fırsatı kaçırıyoruz. Yunanistan bizden evvel girerse bizi dünyada sokmaz. Hep veto eder” İkincisi biz dedik ki, “Taviz almadan bir defa girilirse, girdikten sonra taviz almak zordur.” O zaman dediler ki, “Koç Gümrük Birliği’ni istemiyor...” Oysa bugün bizim durumumuz çok daha kuvvetli, bunu isteyen gruplar da. Büyüyen Türkiye piyasasını onlara tepsi üzerinde, karşılığında ne mali paket, ne müzakerelere başlama, ne içeri girme tarihi, hiçbir şey almadan verdik. Bu böyle olunca 28’inci üye olarak fotoğrafa çıktık diye seviniyoruz. Kaç sene sonra... Bence acıklı... Yazık oldu bu fırsatlara...” Güney Kıbrıs AB’ye girerse Türk zannettiklerimiz Güney’e gider... Rahmi Koç’un, bir başka tartışmaya sebep olacak açıklamaları, Türkiye-AB ilişkileri çerçevesindeki Kıbrıs sorununda odaklandı: “Güney Kıbrıs’ı almak için, Avrupalılar ilanihaye beklemeyeceklerdir. Güney, Kuzey’siz AB’ye girerse Kuzey’deki bütün Rumlar, Türk zannettiğimiz Kıbrıslılar hepsi güneye gideceklerdir ki, onlar da bu anlaşmazlıkta sızlanıyorlar. Hepsi güneye mi gideceklerdir. O zaman bizim alternatifimiz kalmıyor. Kuzey Kıbrıs’ı bir bakıma 82’inci vilayetimiz yapmaktan başka alternatifimiz kalmayacak diye korkarım. 25 senedir dış politikamızı Kıbrıs gözüyle gördük, Kıbrıs gözüyle yaptık. Bunun bir noktada artık kararının verilmesi lazım. AB 10 yıldan önce Türkiye’yi katiyen üye olarak almayacaktır.” Türkiye, Fransa’ya ekonomik boykot uygulayamaz... Rahmi Koç, sözde Ermeni soykırım yasa tasarısını kabul eden Fransa’ya boykotla ilgili olarak da şu görüşleri ileri sürdü: “Bunlar klasik şeylerdir. Kızacağız Fransızlara, 3-5 ihale vermeyeceğiz veya verdiklerimizi geri alacağız. Ondan sonra eski tas, eski hamam gideceğiz. Çünkü, Türkiye gibi bir ülkenin Fransa gibi bir ülkeyi ekonomikman boykot etmesi mevzu bahis değildir, olamaz. Hiçbir boykot işlememiştir. Irak’a 10 senedir boykot yapıyorlar. Adam hâlâ burada. Amerika’da üçüncü başkan değişecek şimdi. Bunun tedbirleri çok evvelden alınacaktı. ASALA hadisesi biter bitmez, biz, bu işin üzerine gidecektik. Sistematik bir şekilde, programlı bir strateji çizerek, kademe kademe onun önüne geçilecekti. O olmadı. Bizde klasiktir, bekleriz bekleriz, düşman kapıya geldiği zaman alevlenir, heyecanlanırız. Bu da böyle oldu.” Bu ekonomik programdan başka bir şansımız yoktur... Koç grubu olarak yatırımlarını hükümet programı çerçevesinde sürdürdüklerini hatırlatan Koç, son ekonomik uygulamalarla ilgili olarak da şu görüşleri savundu: “Üzerini çizerek söylemek istiyorum, bu ekonomik politikadan başka bir şansımız da yok. Bugünkü yeniden yapılanma programından başka bir şansımız yok. Dolayısıyla hükümeti el birliğiyle, güç birliğiyle hepimizin desteklemesi lazım. Bizde bir felsefe var: “Yapılsın, olsun, etsin ama bana dokunmasın...” Yok. Bu mümkün değil. Enflasyon düşürülecekse, bazı kemer sıkmalar yapılacaksa, hepimize ucundan, şurasından burasından dokunacak. Ev hanımından tutun da en büyük sanayicisine kadar olacak. Hükümeti, programı ne kadar desteklersek o kadar çabuk neticeye varabiliriz kanısındayım.” Silahlı Kuvvetlerimiz ekonomiyle ilgili ve iyi biliyorlar... Rahmi Koç, son dönemlerde sivil-asker gerginliğinin yaşandığına ilişkin görüşlerin ortaya çıktığının hatırlatılması üzerine de şöyle dedi: “Silahlı Kuvvetlerimiz, Atatürk ilkelerini korumak için bulunuyor. Bizdeki silahlı kuvvetler, başka memleketlerdeki gibi değil. Bizdekiler hiçbir şeye karışmamak için uğraşıyorlar. Bizdeki silahlı kuvvetler ne zaman idareyi ele alsa, en kısa zamanda devretmek için uğraşıyor. Ekonomik görüşlerine gelince, bence Silahlı Kuvvetlerimiz, dünya ekonomisini ve Türkiye-Avrupa ekonomisini çok yakından takip ediyor, çok iyi eğitilmişler. İyi tetkik ediyorlar. Uzmanlaşmışlar, her konunun bir uzmanı var. Bir şey olduğu zaman ona soruyorlar. Hemen rapor getiriyor. Bu bakımdan onlar da memleketin ekonomisiyle en az politikacılar, bizler kadar ilgililer.” Koç, “siyasilerden daha mı iyi biliyorlar ekonomiyi?” sorusu üzerine de, “Öyle bir sual ki, ne evet denir ne hayır denir. Ama askerler bir işe girmeden evvel çok iyi hazırlıklık yapıyorlar” dedi. MGK artık daha şeffaf bir kurumdur... Rahmi Koç, ordunun eskiye nazaran çok daha fazla görüş belirtmesine ilişkin de şunları söyledi: “Eskiden görüşlerini yalnız, MGK’da belli ederlerdi. Orada, üç bakan bulunurdu. Dışişleri, içişleri ve adalet... Cumhurbaşkanı ve Başbakan bulunurdu. Şimdi daha çok bakan geliyor. Daha şeffaf oldu. İlgili kişi, asker veya sivil raporunu okur, toplantıyı bırakırdı derler... Şimdi bu değişti... Daha şeffaf, daha çok kişi oraya giriyor. Herhalde daha çok görüş eldivensiz olarak belki orada belirtiliyor...”
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 110248
    % 0.84
  • 3.8277
    % -0.93
  • 4.5278
    % -0.49
  • 5.1355
    % -0.16
  • 155.463
    % -0.28
 
 
 
 
 
KAPAT