BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Takıların dili

Takıların dili

Yaklaşık 40 yıldır takılar üzerine yoğunlaştırdığı çalışmalarını muhteşem bir eserle zirveye taşıyan Yıldız Akyay Meriçboyu, Akbank Kültür Sanat Yayınları arasında çıkan "Antikçağ'da Anadolu Takıları" isimli kitabıyla yeniden gündemde...



Yaklaşık 40 yıldır takılar üzerine yoğunlaştırdığı çalışmalarını muhteşem bir eserle zirveye taşıyan Yıldız Akyay Meriçboyu, Akbank Kültür Sanat Yayınları arasında çıkan "Antikçağ'da Anadolu Takıları" isimli kitabıyla yeniden gündemde.. 256 sayfalık eser altı bölümden oluşuyor. İlk iki bölümde takı gereçleri ile yapım ve süsleme tekniklerinin anlatıldığı kuyumculuk konuları; üçüncü bölümden itibaren, Ion/Lydia, Anadolu/Pers, Hellenistik ve Roma dönemlerine ait takı örnekleri işleniyor. Çeşitli müzelerin koleksiyonlarından seçilen ve bu kültüre ait yaklaşık 250 eserin tanıtıldığı takılar, dönemlerinin ekonomik ve siyasi olayları ekseninde inceleniyor. İnanç ve gelenek Daha önce, Meriçboyu'nun yaptığı araştırma tarzında bu konuyu işleyen geniş oylumlu bir çalışma yayımlanmamıştı. Birkaç katalog dışında herhangi bir yayının olmaması, bin ile 2 bin yıllık bir zaman dilimini, bütünlük gösteren kültürlerin örneklerini kronolojik sıraya göre ele alan eserin bulunmaması, "Eskiçağ'da Anadolu Takıları"nın önemini bir kat daha artırıyor. İstanbul Arkeoloji Müzeleri'nin zengin koleksiyonlarından yararlanarak eserini oluşturduğunu belirten Yıldız Akyay Meriçboyu, "Konumuz olan takılar, çok farklı bir ürün grubu gibi gözükmekte ise de diğer sanat dallarına paralel gelişme göstermektedir. Ayrıca, inanç ve gelenekler arasındaki farklılıklar da takılarda etken olmuştur" diyor. Tarihe katkı İnsanlık tarihinin önemli dönüm noktalarını, takıların izini takip ederek ortaya çıkarmanın mümkün olduğu düşüncesinden hareketle, sadece görsel malzemeler değil, takılarla birlikte katedilen yol üzerindeki siyasi, ekonomik ve toplumsal olayları da inceleyen yazar, Türkiye'nin, dünya coğrafyası üzerinde neden hâlâ önemli bir konumda olduğunu ortaya koymaya çalışıyor. Anadolu'da, adı geçen dönemde yaşayan, değişik özellik ve iklim şartları ile kaynaşan halkların inanç ve kültürlerini, Türkiye coğrafyasının başka bir penceresinden seyretmek isteyenler için ideal bir eserle karşı karşıya olduğumuzu belirtmek isterim... Çağlar boyu İstanbul Yıldız Akyay Meriçboyu, 1961 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü'nü bitirdi ve aynı yıl İstanbul Arkeoloji Müzeleri Sikke Kabinesi'nde göreve başladı. Üç yıl bu bölümde çalıştıktan sonra Klasik Eserler Seksiyonu'na geçti. 1971-1974 yılları arasında Ankara Etnoğrafya Müzesi'nde görev yaptı ve 1974'te yeniden İstanbul Arkeoloji Müzeleri'ndeki görevine döndü. 1982-1992 yılları arasında Klasik Eserler Bölümü şefliği yapan Meriçboyu, müzenin yeni teşhirinde "Çağlarboyu İstanbul" sergilemesini gerçekleştirdi. "Tarihöncesi Çağlardan Osmanlı Devri'ne Kadar İstanbul'un Tarihsel Gelişimi ve Bizans'ın Temel Yapıları", "İstanbul Arkeoloji Müzesi'ndeki Belgelerle İstanbul'un Tarihsel Gelişiminden Kesitler", "Anadolu Takı Mirası ve Urart", "Takının İlk Dörtbin Yılı" isimli eserleri bulunuyor. GÜL FİKİR Sanat karşısında utanmak Genç Macar sanatçı Arpad Sebesy, multimilyoner Elmer Kelen'in portresini yapmak için anlaşmıştı. Görev zordu, çünkü Kelen, sadece üç kısa poz vermeye razı olmuştu. Sonuçta, ressam portrenin çoğunu ezberden yapmak zorunda kalmıştı. Kısıtlamalara rağmen, genç sanatçı bitirdiği portrenin Kelen'e yeterince benzediğini düşünüyordu. Ancak, Kelen aynı fikirde değildi. Kibirli milyoner, resmin kendisine benzemediğini öne sürerek, portrenin parasını ödemeyi reddetti. Genç ressam, resmini yapabilmek için uzun zaman titizlikle çalışmıştı. Milyoner stüdyodan ayrılırken, sanatçı bir ricada bulundu. "Portreyi size benzemediği için reddettiğinizi belirten bir not yazabilir misiniz?" Güzel bir tuzak Kelen, bu kadar kolay kurtulduğuna sevinerek razı oldu. Aylar sonra, Macar Sanatçıları Derneği, Budapeşte Güzel Sanatlar Galerisi'nde sergi açtı. Kelen'in telefonu çalmaya başladı. Sergiye giden bütün tanıdıkları onu arıyorlardı. Biraz sonra galeriye geldiğinde Sebesy'nin yaptığı portresinin, üzerinde "Bir Hırsızın Portresi" etiketiyle teşhir edildiğini gördü. Mağrur milyoner, resmin indirilmesini istedi. Müdür buna karşı çıkınca, Kelen, resim kendisini topluma alay konusu edeceği için dava açmakla tehdit etti. Bunun üzerine müdür, Kelen'in resmin kendisine benzemediği için almayı reddettiğini belirten imzalı yazısını çıkardı. Milyoner artık resmin parasını ödeyip almaktan başka çare kalmadığını anlamıştı. Genç sanatçı sadece son gülen olmakla kalmamış, aynı zamanda zor bir durumu kârlı bir alışverişe döndürmüştü. Çünkü milyoner resmi almaya kalktığında, fiyatın eskisinin on katı olduğunu görmüştü... YORDAM Nerde görsen gönlü kırık, merhem ol sen; öyle mazlum yolda kalsa, hemdem ol sen... * Hoca Ahmed Yesevî EZBER Kış Meditation'ları Ürkek ayak sesiyle kış Geyikler çizen sesimdir Her kelime bir resimdir Sanki bakmaya asılmış Beyaz deriz ama neden Duyduğumuz karlı tarla Görüntü çeken atlarla Aşılmaz yollar kapanmış Kuşlarımı koymak için Bir gök resmi bulamadım İlkel bir dil benim adım Onunla gül çizmek varmış * Hilmi YAVUZ
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 110389
    % 0.97
  • 3.8376
    % -0.68
  • 4.5307
    % -0.43
  • 5.1459
    % 0.04
  • 155.563
    % -0.21
 
 
 
 
 
KAPAT