BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Çocuk özlemiyle yanıp tutuşuyordu...

Çocuk özlemiyle yanıp tutuşuyordu...

Saadet hanım kahvesinden bir yudum daha alıp kapının pervazına dayanarak başını hiç kaldırmadan salonun tozlarını alan Zehra'ya baktı.



Saadet hanım kahvesinden bir yudum daha alıp kapının pervazına dayanarak başını hiç kaldırmadan salonun tozlarını alan Zehra'ya baktı. Gül kurusu renkli, ipek bir sabahlık vardı üzerinde. Saçlarını gelişigüzel toplamış, yüzüne her sabah kalktığında yaptığı gibi yağlı krem sürmüştü. Pırıl pırıl parlıyordu yüzü. - Senin canın sıkkın Zehra hanım... Kadın irkilerek kaldırdı başını. Hanımının orada olduğunu fark etmemiş gibiydi. - Hı?!. Şey... Biraz sıkıldım abla... - Hayırdır, ne oldu? Çocuklar mı? Başını kaldırdı "hayır" anlamında. Elindeki bezi tozları dökülmesin diye güzelce katlayıp masanın üzerindeki temizlik deterjanlı suyun içine bastırdı: - Yakup'a sıkıldım abla, işten çıkmış. Bir yudum kahve daha aldı Saadet hanım. Salonun ortasına geldi: - Neden? Sebep neymiş? - Saçma sapan bir sebep abla. İnşaat çavuşu haftalığından pay istemiş. Adetmiş burada. Hafifçe gülümsedi kadın. Kendi kendine konuşur gibi mırıldandı: - Herkes kolay para kazanmanın yolunu ne güzel bulmuş... - Bizim adam da haksızlığa gelemez... diye devam etti Zehra. Kavga etmiş, dövmüş! Hayretle büyüdü gözleri Saadet'in: - Ne, dövmüş mü? - Dövmüş ya!. Al başına belayı. Asabı bozulmuş, gelmiş, dün söylendi durdu, herkes işin kolayına kaçıp saygı duymuyor, ben de onlar gibi yapacağım diye bağırdı durdu. Korktum be abla. Biz köylüyüz, namusumuzla geldik bugüne kadar. Kıllı kışlı iş bilmeyiz hiç. Bu adamın huyu suyu değişecek burada diye korkuyorum. Başını derde sokar bir de hapislere falan düşerse nice olur halimiz? Beceremez benimkisi öyle dalavereli işleri... Hem olur mu hiç? Gülümsedi Saadet hanım: - Merak etme sen! Eğer içinde yoksa yapamaz. Bakma, sinirle söylenmiş biraz. Ben Önder'e söyleyeyim de bir şeyler baksın senin kocana. Onun tanıdıkları çoktur. - Allah razı olsun abla... Kolay değil, dört çocuk. Bakım ister. Geldiğimizden beri dördü de sarardı inan ki. Bir şey söylemedi kadın. Gül kurusu sabahlığını savurarak çıktı odadan. Çocuk lafı duyduğu zaman yüzünün şekli değişiyor, yüreğinde büyük bir mücadele başlıyordu. Yıllarca bir çocuk özlemiyle yanıp tutuşmuştu. Oysa o hayatının en karanlık günü olarak kabul ettiği gün doktorun odasında acı gerçek yüzüne söylendiği anda bütün umutları, beklentileri bir anda yok olmuş dünyadaki bütün çocuklardan, bütün annelerden nefret etmişti. Kendisini suçlu görüyor, bu kompleksin etkisiyle tutarsız düşünceleri yüzünden evliliğinde dayanılması güç kaprisleri oluyordu. Allah'tan Önder karısına son derece bağlı ve onun içinde bulunduğu ruh durumunu anlayabilecek kapasitesi, birikimi olan bir adamdı ve eşinin yaşadıklarının analiz ve sentezini son derece doğru bir biçimde yapabiliyordu da evlilikleri sürüp gidiyordu. Saadet hanım yüzü bembeyaz bir şekilde girdi yatak odasına. Son derece pahalı olduğu belli olan beyaz tuvalet masasının karşısına geçip kenarları yaldızlı aynaya baktı dikkatle. Gözlerini kısarak söylendi kendi kendine: - Hale bak! Hiçbir şeyin eksik değil ama şu köylü karısı kadar olamadın. Onun bile dört tane çocuğu var! Bir düğüm gelip çöreklendi boğazına. Az kalsın bağırarak ağlayacaktı. Tuttu kendini. Yutkundu. Hemen gardırobunu açıp bir kıyafet seçti. Bunalmıştı, dışarı çıkıp hava almak istiyordu. * DEVAMI YARIN
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109330
    % -0.31
  • 3.867
    % -0.62
  • 4.5554
    % -0.6
  • 5.158
    % -1.19
  • 156.209
    % -0.25
 
 
 
 
 
KAPAT