BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bir çayır kuşu havalandı... Gördünüz mü?

Bir çayır kuşu havalandı... Gördünüz mü?

Ortalık toz duman... Her gün yeni yeni, yenisi bulunamazsa eskileri tekrar tekrar verilen yolsuzluk haberleri, rüşvetler, hayalî ihracatlar, naylon faturalar...



Ortalık toz duman... Her gün yeni yeni, yenisi bulunamazsa eskileri tekrar tekrar verilen yolsuzluk haberleri, rüşvetler, hayalî ihracatlar, naylon faturalar... Operasyonlar, soruşturmalar, protestolar, yürüyüşler... Sonra kazalar, kavgalar, cinayetler, hıçkıranlar, dövünenler... Sonra, imza attıkları başarılı çalışmalarla değil de, aşkları, meşkleri, kaçamakları, dedikoduları ile haber saatlerinde bile boy gösteren şarkıcılar, mankenler, artistler... Bu hengâmede Necati Cumalı hayata gözlerini yumdu. Televizyonda bir anma programı aradım. Nafile! Bizim burada her kanal yok, yayın saatleri de Amerika saatine (Türkiye-Amerika arasında 7 saat zaman farkı var) göre ayarlanmadığı için belki ben kaçırdım. Ama bazı programlar kaçırmamıza fırsat tanınmayacak şekilde defalarca gözümüze sokuluyor ya. Necati Cumalı 1940 neslinin en mühim kalemlerinden biriydi. Hayatından kesitlerle şiirlerinin, romanlarından pasajların okunduğu bir program yakışmaz mıydı? Susuz Yaz filmini yahut Mine'yi, Dul Bir Kadın'ı, kaydedilmiş tiyatrolarını seyretseydik bari bugünlerde. "Karakolda" şiirini dramatize etselerdi... Tahsilli gençlerimiz "Necati Cumalı da kim?" diye sormaktan belki kurtulurdu. Kurtulur muydu? Yoksa onlar daima "kim kimi kandırdı, kim kiminle çıkıyor?" hikâyelerini mi okuyor olacaklar? Bugünlerde liselerimizin edebiyat derslerinde öğretmenlerin ondan bahsettiklerini umuyorum. Necati Cumalı'nın son dönem şiirlerinden birinin başlığı Tufandan Önce. Tam da yaşadığımız devri anlatıyor gibi: Sabah gazeteleriyle çalıyor kapımızı / Radyo ile TV ile giriyorlar odalarımıza Sokağa çıksak rahat bir merhaba / Dediğimiz yok birbirimize. Eve girsek karı koca çoluk çocuk / Karşılıklı ne dediğimizi duyamıyoruz. Önümüzde ardımızda karaltılar, gölgeler / Kulaklarımızda sesleri, gürültüleri. Hanidir ses hızını aştılar, /Dünyanın dört bir ucundan çıkıyor yola Üstümüze üstümüze geliyor / Buluyor bizi yerleşiyorlar. Beyinlerimizin içi pazar yerleri / Baş yastıklarımızın altı hanları, otelleri Not defterlerimizin yapraklarına uzanmışlar / Sayfayı çevirsek kalkıp doğruluyorlar Telefonu açtık mı alıcıda sesleri / İşaret parmakları gözlerimizin içinde Nedense kaşları her zaman çatık / Söyledikleri her söz azar. Şair, günümüzün keşmekeşini, kargaşasını, huzursuzluğunu anlatmış. Teknolojinin kıskacı. Öyle bir kıskaç ki artık kurtulmamız da mümkün değil, zaten kurtulmaya niyetimiz de yok! Gönüllü bir esaret. Bu şiir 1983 tarihli, Cumalı'nın 50'li yıllarda yazdıkları hayata iyimser gözlerle bakan, yaşama sevinci dolu mısralar: Akan suyu severim ben / Işıldayan karı severim. Bir yeşil yaprak/ Bir telli böcek / Yeşeren tohum Güneşte görsem / Sevinç doldurur içime. Bir günü/ Güzel bir günü/ Güneşli bir günü / Hiçbir şeye değişmem. Onun için savaşı sevmem/ Onun için zulmü sevmem / Onun için yalanı sevmem. Bilirim yaşamaz güneşte / Bilirim yaşamaz yanyana aşkla Ne haksızlık / Ne korku/ Ne açlık. * (Güneş Delisi) "Şiirin özünde ekonomi bence baş ilkedir" demişti Cumalı. Ve bol sıfatlı, gösterişli, dil oyunları ile süslü şiirler yazmayı değil; Yunus'u örnek alıp sade, duru, kısa mısralardan örülü şiirleri tercih etmişti. Güzellik ve sağlamlık bu sadelik içindedir: Demin bir çayır kuşu havalandı/Kimse dikkat etmedi ama ben gördüm. Necati Cumalı hayata gözlerini yumdu. Çayır kuşuna dikkat edecek kaç kişi kaldı? Ortalık toz duman... Hayatın operasyonları, soruşturmaları, protestoları, kavgaları, kazaları devam ediyor. Kendisine Allah'tan rahmet diliyorum.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 110589
    % 1.15
  • 3.834
    % -0.77
  • 4.5217
    % -0.62
  • 5.1257
    % -0.35
  • 155.245
    % -0.42
 
 
 
 
 
KAPAT