BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kaçak elektriğin faturasını kimler ödüyor?

Kaçak elektriğin faturasını kimler ödüyor?

Sık sık kaçak elektrik kullananlarla ilgili bilgiler geliyor. Doğru olduğuna inandıklarımı da zaman zaman yazıyorum. Yetkililer de arada bir bunlarla ilgili bilgi almak için beni ararlar. Ama doğrusu, bu işe fazla eğildikleri imajını edinemiyorum.



Sık sık kaçak elektrik kullananlarla ilgili bilgiler geliyor. Doğru olduğuna inandıklarımı da zaman zaman yazıyorum. Yetkililer de arada bir bunlarla ilgili bilgi almak için beni ararlar. Ama doğrusu, bu işe fazla eğildikleri imajını edinemiyorum. Elektrik fiyatlarına yapılan anormal zamlar da vatandaşın sabrını zorlar oldu. Bu kaçakların dürüst vatandaşa ödetildiği gün gibi ortada. Avrupa ortalaması 6.4 cent olan elektriğin kilovatsaatini 7.9 cent gibi pahalı bir fiyatla vatandaşa verdikleri yetmezmiş gibi, başka ad altında paralar da alınıyor. Bütün bu yükler de namuslu vatandaşın sırtına yükleniyor. İsminin yazılmasını istemeyen bir okuyucumuz, tipik bir kaçak elektrik olayına değiniyor. Zaten daha önce şikayette bulunulmuş, tutanaklar tutulmuş, ama her nedense sonuca gidilmemiş. Yetkililerde bunların isimleri, tutanakları bulunduğu için isimleri burada yazmayacağım. Ama isimler istenirse tabii ki ilgilisine bildiririm. Ardından da anormal fiyata ve sabit giderlere isyan eden vatandaşların mesajları... Kaçakları kim önleyecek? İşte adının yazılmasını istemeyen duyarlı vatandaşın kaçak elektrik kullananlardan bizar olmuş hali ve şikayeti: “Bakırköy, İstanbul Caddesi Y. apartmanında oturan (......) maalesef kaçak elektrik kullanıyorlar. Defalarca Elektrik Kurumunun 237 23 50 numaralı telefonundan ilgili servisi arayarak durumu bildirdim, ‘tamam zabıt tuttuk, başka yapabileceğimiz birşey yok’ deyip gittiler. Bu durum 4 yıldır devam ediyor. Elektrik idaresinin 250 78 89 numaralı direkt telefonundan Berat Hanım’ı da defalarca aradım. Yine netice aynı... Biri Zeytinburnu’ndan, diğeri de Beyoğlu’ndan geldiğini söyleyen iki yetkili ‘tamam, kontrol ettik, kaçak kullanıyorlar, tespit ettik ama bir yaptırım uygulayamıyoruz’ dediler. Kapılarını çalıp ‘bakın, apartman eski, hatlar yetersiz, her tarafta elektrikli soba kullanıyorsunuz, yangın çıkaracaksınız’ dediğimizde ‘bize birşey olmaz, bizim elektrik kurumunda tanıdıklarımız var, sizi savcılığa bildiririz, bizi rahatsız ediyorsunuz’ diyorlar. Elektrik sayacı bundan önceki kiracı A. G. adına kayıtlı. Bir keresinde gelen bir ekip bunların sayaca bir cisim taktırdıklarını, sayacın dönmediğini, dosyalarında sürekli açıldı kapandı yapıldığını, anormal bir durum olduğunu ve yardımcı olacaklarını söylediler. Fakat değişen birşey yine yok. Ev sahipleri Almanya’da hiç görmüyoruz. Bir vatandaş olarak rahatsızlık duyuyorum. Eşim ilgili kurumun Zeytinburnu’ndaki müdürüne defalarca durumu anlattı, durum yine aynı. Lütfen sesimizi duyun, neden kimse bunlara dokunamıyor?” Haksızlıkları kim düzeltecek? Malatya Esnaf ve Sanatkar Odaları Birliği Yönetim Kurulu adına mektup yazan Başkan Mehmet Acet de haksız bir şekilde alınan paralara isyan ediyor. “TEDAŞ ülke genelinde yeni bir uygulama başlatmıştır. Tüketilen elektrik miktarı ne olursa olsun, her ay meskenlerden 1 milyon, işyerlerinden 4 milyon, sanayi işyerlerinden 10 milyon TL ‘sayaç kirası-bakım ücreti’ adı altında haksız bir ücret alınmaktadır. Ayda 1569621 liralık elektrik kullanan bir işyerinden 10 milyon TL de ‘sayaç bedeli-bakım ücreti’ adı altında para alınmaktadır. Başka bir ifadeyle, ayda bir milyon beşyüz bin liralık elektrik sarfeden işyeri, yılda 18 milyon elektrik sarfiyat ücretine karşılık, 120 milyon lira da bakım ücreti ödemektedir. Uygulamanın en haksız yönü ise, hiç elektrik harcamayan bir işyeri de her ay 10 milyon TL ödüyor. Milyarlar tutarında elektrik sarfeden bir fabrika da 10 milyon TL ödüyor. Sanayimizi büyütelim, üretimi artıralım, AB’ye girelim gibi güzel düşüncelerin, bu tür uygulamalar karşısında ne derece başarılı olacağını merak ediyoruz...” Hem depremzedeyiz, hem de mevzuatzede Sayın Başbakanım; 17 Ağustos depreminde hafif hasar gören binaların tamiri için 600 milyon liralık yardımın ödenmesindeki mevzuat, biz depremzedeleri mevzuatzede durumuna düşürmüştür. Şöyle ki: Deprem sırasında ve sonrasında eve birisinin oturması hükmü vardır. Ancak, depremden sonra ne ev sahibi, ne de kiracı evde oturmamıştır. Hele hasarlı evlere kışın dahi girilmemiştir. Hasarlar tamir ettirilerek bu sene yeni yeni girilmiştir. Bu arada kiracıların %100’e yakını terk-i mekan etmiştir. Esas olanın, hasarın tamiri ile mağduriyeti gidermek ve ikametgah sayısını arttırmak ise, kimin oturduğu veya oturmadığından ziyade, esas olan husus dikkate alınarak, yardımın mülk sahibine ödenmesi kanaatimizce daha adil ve yerinde bir uygulama olurdu. Depremde evin hasar görmüş ise kiracı öğrenciler de tatil dolayısıyla evde bulunmadıkları gibi, bir daha da dönmemiş; kiracılar hâlâ bulunamadığı için, bırakın yardımı, kira almayı... SSK emeklisi ve diğer dar gelirlilerin suçu ne? Mevzuattan kaynaklanan bu tür haksızlıkların ve çarpıklıkların bir an önce giderilmesini ve mağduriyetlere son verilmesini bekliyoruz. *Cemil Kandemir - ADAPAZARI
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109330
    % -0.31
  • 3.867
    % -0.62
  • 4.5554
    % -0.6
  • 5.158
    % -1.19
  • 156.209
    % -0.25
 
 
 
 
 
KAPAT