BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Biz ne yaptık?

Biz ne yaptık?

Fransız Milli Meclisi'nin çıkardığı tek cümlelik yasa, Türkiye'de büyük infial uyandırdı. Tarih gerçeklerine aykırı, mukaatele'yi katliâm (soykırımı) olarak yutturmak isteyen bir yasa müsveddesi idi. Fransa, Türk'ü mahkûm etmek hevesine kapıldı. Tarih, hukuk, ilim, mantık, politika sahalarında kendisi küçük düştü.



Fransız Milli Meclisi'nin çıkardığı tek cümlelik yasa, Türkiye'de büyük infial uyandırdı. Tarih gerçeklerine aykırı, mukaatele'yi katliâm (soykırımı) olarak yutturmak isteyen bir yasa müsveddesi idi. Fransa, Türk'ü mahkûm etmek hevesine kapıldı. Tarih, hukuk, ilim, mantık, politika sahalarında kendisi küçük düştü. Ermeniler'e Fransız üniforması giydirip lejyon alaylarını Adana'ya, Maraş'a, Antep'e, Urfa'ya salan Fransızlar, Türk soykırımı yaptırmıştı. Başlıca şehirler, Gaziantep, Kahramanmaraş, Şanlıurfa, bu soykırıma destânî şekilde karşı koyarak isimlerinin başına getirilen unvanları kazandılar. Fransa ile derin tarihî ilişkilerimiz vardı, bunları içtenlikle unuttuk. Aynı zamanda Pierre Loti'lerin, Claude Farrere'lerin Fransası olduğunu hatırımızdan çıkarmadık. Konunun karşı tarafı böyle. Ancak bizim tarafımızı da gözden kaçırmamak gerekiyor. ASALA sorunu bitti. PKK belâsını çok uzattık. Ermeni'yi ihmal ettik. Değerli Türk vatandaşları olan İstanbul Ermenileri'ni harekete geçiremedik. 1915 olayını dünyaya anlatamadık. 1915 olayının ne olduğunu bugün de Türkiye'de çok az kişi biliyor, Batı'da çok daha az kişi... Batı'dakiler Ermeniler'den öğrenerek soykırıma inanmışlardır. Türkiye, tanıtma alanında da çağın çok gerilerindedir. Zaten meselenin temelinde, bütün dertlerimizin temelinde çağın gerisinde kalmamız yatıyor. Atatürk'ün şüphesiz en ciddi ve en millî hedef olarak gösterdiği muâsır medeniyet seviyesini bugün kullandığımız fakir dile çağdaş uygarlık düzeyi diye tercüme ederek, sadece nutuklarımıza malzeme yaptık. 30.000'e erişmiş devletlerin 3000 dolarda çakılmış yoksul ülkelere ne muamele yaptıklarını, onları nasıl dışladıklarını kavrayamadık. Hamâsî lâf yığınlarından ve dünyayı bilmezlikten kaynaklanan cahilce vehim ve egoistliklerden yakamızı kurtarıncaya kadar, aynı haksızlıklara muhâtap olacağız.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT