BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Stratejisizlik

Stratejisizlik

Üzülerek ifade etmeliyiz ki Türkiye PKK konusunda olduğu gibi Ermeni mes'elesinde de günlük politika izliyor. 1985'te taarruza geçen Ermeni diasporasına karşı Türkiye'nin belirlediği bir strateji yok. Öyle olunca da her gelişmede yeni bir durumla karşı karşıya kalınıyor ve paniğe giriliyor..



Üzülerek ifade etmeliyiz ki Türkiye tıpkı PKK konusunda olduğu gibi Ermeni mes'elesinde de günlük politika izliyor. Maalesef 1985'ten beri taarruzda olan Ermeni diasporasına karşı Türkiye'nin bir stratejisi yok. Öyle olunca da her gelişmede yeni bir durumla karşı karşıya kalınıyor ve paniğe giriliyor. Hücum takvimi Diaspora, ASALA terörü metodunun hemen sonrasında yeni bir strateji ile harekete geçti. Buna göre hedef, sözde soykırımın bütün dünyaya tanıtılması ve bunun devletlerce kabulüydü. İlk olarak 1985'te BM İnsan Hakları Alt Komisyonu, Ermeni Soykırımı iddialarını benimsedi. Bu girişim aslında alarmdı ama Türkiye tınmadı. Ardından 1987'de Avrupa Parlamentosu bu konuda bir karar tasarısını kabul etti. Türkiye bundan da bir sonuç çıkarmadı. Derken 1995'te Rusya'da, Yunanistan'da ve Belçika'da benzer oylamalar bu ülkelerin Parlamentolarında yapıldı ve teklifler kabul edildi. Son dönem Ermeni diasporası geride bıraktığımız yıl içinde de ataktaydı. Önce İtalya ve ardından Vatikan bu çirkin iddiayı kabul etti. Kısa bir süre sonrasında ise Avrupa Parlamentosu benzer bir teklifi oyladı ve vize verdi. Hemen sonrasında sırayı ABD aldı. Bu ülkede alt komisyonda benimsenen teklif, devletin devreye girmesi ile son anda şimdilik önlendi. Son olarak da Fransa'daki çirkinlik gözlendi. Ferai Tınç'ın da belirttiği gibi Fransa'daki gelişme akşamdan sabaha olmuş bir şey değil. Ermeni diasporasının 16 yıla dayanan gayretleri ortada. Hal bu iken yukarıda belirttiğimiz gibi Türkiye maalesef sorunun tamamen rafa kaldırılması noktasında stratejik hiçbir açılıma girmedi. Kuşkusuz bu ihmal ya da ufuksuzluğun öncelikli sorumlusu devlet ve onu taşıyan hükümetlerdir. Türkiye'nin en iyi kurumlarından biri olması ile övündüğümüz dışişlerimiz yeterli olamamıştır. Belki dışişleri gerekli planları hazırladı da siyasi irade ona izin vermedi. Ermeni konusu, hükümetlerden ziyade MGK'nın konusu. Dolayısı ile gelinen noktada kusurun öncelikli adresi 85'ten bugüne var olan MGK'lardır. Devletimiz sonucu tazminat ve toprak talebi olacağı kesin olan bu rezil teşebbüse baştan tedbir alabilir ya da belli bir stratejiyi uygulamaya koyabilirdi. Yapılmadı, yapılamadı. Öyle olunca da bugünlere gelindi. Tabii eksik olan sadece devlet de değil. Maalesef ülkemizde Batı'dakine benzer politika üreten Think-Thank kurumları yok. Sermaye çevreleri de bu tür girişimlere soğuk ve finans desteği vermiyor. Üniversiteler Aynı şekilde gelinen noktada Üniversitelerimiz de fevkalade kabahatli. Yüksek Öğrenim Kurumlarımız maalesef çok çok haklı olduğumuz bu konuda yeterli bilimsel katkıyı veremedi. Üniversitelerimiz hadiseyi bırakın uluslararası bilim çevrelerine taşımayı, konu ile ilgili olarak dört başı mamur ciddi çalışmaları bile yapmadı. Var olan tablo Konu her meselede olduğu gibi devlete bırakıldı ve devlet de art niyeti olmaksızın sorunların altında ezilerek hadiseye günlük yaklaştı ve bugünlere gelindi. Evet var olan tablo açık-seçik stratejisizlik ve küçük ülke görünümü tablosudur. Çok değil 150-200 yıl önce dünyanın en büyüklerinden olan bir ülke böylesine küçük davranmaya hakkı olmasa gerektir. Bundan sonra mı? Çok şey kaybedilmiştir ama hâlâ her şey bitmiş değildir. Yapılması gereken ilk şey hemen strateji ve politika belirlemek ve bunları uygulamak olmalıdır. Bunda acele edilmezse korkarım yakın bir gelecekte çok daha çirkin ve rezil taleplerle yüzyüze geleceğiz...
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109330
    % -0.31
  • 3.867
    % -0.62
  • 4.5554
    % -0.6
  • 5.158
    % -1.19
  • 156.209
    % -0.25
 
 
 
 
 
KAPAT