BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > İkiyüzbin hain...

İkiyüzbin hain...

Yargıtay Başsavcısı Vural Savaş’ın Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in kendisini tekrar atamaması üzerine emekliye ayrılması ile, Türk Yargısından sağlam bir kilit taşı koptu. Bu sözüm, onun yerine atanan Sayın Sabih Kanadoğlu’nun da çok değerli ve Atatürkçü bir hukuk adamı olduğunu ve görevini vukufla, Atatürk ilkeleri istikametinde yapacağı umudumu asla nakzetmez.



Yargıtay Başsavcısı Vural Savaş’ın Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in kendisini tekrar atamaması üzerine emekliye ayrılması ile, Türk Yargısından sağlam bir kilit taşı koptu. Bu sözüm, onun yerine atanan Sayın Sabih Kanadoğlu’nun da çok değerli ve Atatürkçü bir hukuk adamı olduğunu ve görevini vukufla, Atatürk ilkeleri istikametinde yapacağı umudumu asla nakzetmez. “Mahkeme kadıya mülk olmaz.” Savaş, Başsavcılıkta ilelebet kalmayacaktı. Ancak, Cumhurbaşkanı’nın, Vural Savaş’ı tekrar atmamakla, O’nun bölücülere ve gericililere karşı verdiği ve vereceği inançlı mücadeleyi, bilinçli ve manidar bir şekilde kesmiş olduğu da, maalesef, bir gerçek. Enteller memnun Sezer’in, son zamanlardaki bazı karar ve davranışları gibi, bu kararı da, İlk Yılbaşı resepsiyonuna, anlamlı bir şekilde ağırlıklı olarak, davet ettiği entel-liboş yazar, çizer, oynar takımını ve de takkeli liboşları memnun ve mutlu etmiştir. Bu da anlamlıdır. Ancak, bu marjinal azınlığa karşı Vural Savaş’ı sevenler ve onun düşüncelerine inananlar sesleri pek yüksek çıkmasa da çoğunluktadır. Bu vesile ile söyleyeyim: Sezer’in, Çankaya’da Atatürk’le başlayan bütün gelenekleri de, Cumhurbaşkanlığı forsunu, askeri törenleri, yavaş yavaş ortadan kaldırması veya asgariye indirmesi de, entellerimizi hoşnud etse de, doğrusu, bana çok manidar görünmektedir. Hainler çok Vural Savaş şimdi, bölücülerle, gericilerle ve Cumhuriyet’in tüm düşmanları ile, Atatürk ilkeleri istikametindeki mücadelesine, serbest bir vatandaş olarak, belki de çok daha rahat ve özgürce devam edecektir. Ve bunun da ilk işaretini Hulki Cevizoğlu’nun CEVİZ KABUĞU programındaki sözleri ile vermiştir. Savaş konuşmasında, Kamrân İnan’a atfen: “Bugün Türkiye’de, Cumhuriyetin her kurumuna, medyaya, bilim alemine, hukukçulara sızmış 200 hain var” demiş. Bu sayı tam mıdır, bilemiyeceğim ama, yaralarından gocundukları için, muhakkak, şimdi, Savaş’ın bu sözlerine karşı tepkileri ile kendilerini, hemen, belli edeceklerdir. Gafiller Önce düpedüz gafilleri, kısaca ele alayım: Mesela Kürtçe Radyo ve TV yayınları konusunda, bunu, hâlâ bir çanak anten özgürlüğü ve anadili konusunda bireysel haklar meyanında görüp Cumhuriyet’in üniter ve ulusal yapısını nasıl deleceğini ve Kürtçü yayınlarda açıkça söylendiği gibi Kürtleri tek dilde birleştirecek önemli bir unsur olduğunu, askerlerin gerçekçi olarak anladıkları gibi anlıyamıyorlar. Bir Kürt yazar açıkça “Türkçe susuyor, Kürtçe sürecek” diye övünüyor. Bu gafillerimiz, Avrupalıların bütün bu dayatmalarıyla Üniter Devletin ve Türkiye’nin gücünü kesmeye çalıştığını da, Kürtçülerin gördükleri ve umdukları kadar göremiyorlar. Bu adamlar, şimdi Türkiye’nin bütünlüğü pahasına, bir Kürt Devletinin alt yapısını “derinden”, ama pek de sessizce değil, hazırlamaktalar: Bakın, gelecek Kürt devletinin Ekonomik alt yapısını kurmak için, Mustafa Kemal’in İzmir İktisat Kongresine özenti, olarak Hollanda’da 1. Kürt Ekonomi Kongresini topladılar ve Türkiye’dekiler dahil (ki çoğu vatanperver kişilerdir) “Tüm Kürt işadamlarının” çatısı altında toplayacak KARSAZ diye bir dernek kuruyorlar... Ertuğrul Özkök kardeşim de, “Kürtçe yasağı (herhalde Kürtçe eğitim ve yayın yasağı demek istiyor) kalkarsa ne olur?” diye başlayıp, “tabu” dediği, fakat herbirinin arkasında tarihi ve reel gerçekler bulunan yargı değerleri kaldırılsa “ne olur?” diye soruyor. Bu önerisi aklıma iki fıkrayı getiriyor: Biri, üzerine saldırıldığında “Dur bakalım n’olacak?” diyen Arap bacının öyküsü. Diğeri de düşman donanmasına karşı, Boğazları kapatmak için Padişahın emrini bekleyen, Sadrazama, “efendimizi uyandıramam” deyip, haritada Boğazın girişine parmağını basan “Kapattım işte!” diye, aklınca sorunu hallediveren harem ağasının öyküsünü... Yarabbi bu gibilerin aklını bir gecelik bize de ver, rahat uyuyalım! Ya hainler? Bunlar gafiller, ya hainler? Onlar “Türkiye’nin asıl düşmanı milliyetçiliktir” diyen sicilli sacayak mensubundan başlayarak, saya saya bitmez!.. Ama yeri geldikçe ben bunları da sayacağım! Tarihe bir dipnotu Özkök, yazısında Özal’ın, ellili yıllarda BM’de Cezayir’in bağımsızlığına karşı çıktığımız için, Cezayir’den özür dilediğini ve böylelikle bir “tabuyu” yıktığını söylemiş. İnşaallah bununla, Ermeni soykırımı iddiasına karşı da devletin özür dileyerek, o “tabuyu”da yıkmasını telmih etmemiştir. Rahmetli Özal belki de bilmiyordu ama, devletin resmi kayıtlarında vardır. Gerçi Türkiye belki hatalı olarak, NATO dayanışması içinde BM’deki müzakerlerde Fransa’nın tarafını tutmuştu ama, aynı devlet Cezayir milli mücadelesi esnasında mücahitlere gizlice bir hayli silah, cephane göndermişti... Ama ilan da etmemişti.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109330
    % -0.31
  • 3.867
    % -0.62
  • 4.5554
    % -0.6
  • 5.158
    % -1.19
  • 156.209
    % -0.25
 
 
 
 
 
KAPAT