BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Uykusuz geceler

Uykusuz geceler

Fransa’dan sonra sürprizler zincirine bir halka daha eklemeye karar veren İngiltere içimi sıktı doğrusu. Birdenbire Ermeni aşığı olan bu ülkelerin aslında niyetleri nedir, merak ediyorum. Bu olaylara iki ayrı açıdan bakmamız lazım.



Fransa’dan sonra sürprizler zincirine bir halka daha eklemeye karar veren İngiltere içimi sıktı doğrusu. Birdenbire Ermeni aşığı olan bu ülkelerin aslında niyetleri nedir, merak ediyorum. Bu olaylara iki ayrı açıdan bakmamız lazım. Birincisi, tarih söz konusu olduğunda samimi davranmalıyız. Bir soykırım hadisesi var mı, yoksa bu duman nereden çıkıyor, kendimize karşı dürüst davranmamızda fayda var. Bir soykırımı yoksa bile yaşanmış bir şeyler olması gerekir diye düşünüyorum. Tamamen asılsız olsa işi bu raddeye getirmeye cesaret edemezlerdi. İşte bu noktada bizim hep yaptığımız bir hata çıkıyor gün ışığına. Biz, sürekli övülmekten hoşlanan bir milletiz. Tarihimizi altın harflerle yazmak konusunda fazlasıyla iddialıyız. Hal böyle olunca bazı zafiyetlerimiz meydana çıkıyor. Geçmişte olanlar her neyse sahip çıkmak yerine allayıp pullamak yanlış. Olanın mutlaka olma sebebi vardır. Bahsettiğimiz yıllar, savaş yılları. Bir soykırımı yapılmadığı muhakkak. Ama topraklarımızda hiç Ermeni ölmediğini de söyleyemeyiz. Buna karşılık muhakkak öldürülme nedenleri vardı. İşte burada dürüst olmak ve sebep sonuç ilişkilerinin altını çizmek gerekiyor. Ancak bu yolla dünya karşısında söz hakkı elde edebiliriz. Diğer açı ise tamamen bugünün politik dengeleriyle alakalı. Bunca yıl sonra Avrupa’nın Ermeni halkı için bu denli hassaslaşması inanılacak gibi değil. Eğer bu kadar insancıl davranacaklarsa önce Almanya’yı malum tarihi sebebiyle harita dışı bırakmaları gerekir. Halbuki mesele insanlık suçu, insanlık onuru falan değil. Yine her zaman ve her yerde olduğu gibi ekonomik. Gelecek on yıl için fazla şanslı olmadığımız halde Avrupa Birliği için tedbir alıyorlar. Avrupa’lılar, bizden farklı olarak yumurta kapıya gelmeden önce harekete geçmeyi biliyorlar. Türkiye’yi, kendilerine göre pek çok sebepten ötürü burunlarının dibinde istemiyorlar. Bunun en belirgin nedeni din farklılığı. Gerçi Hıristiyan alemi kendi arasında da geçinemeyen bir topluluk ama kol kırılıyor, yen içinde kalıyor. Kendi meselelerini kendi aralarında tartışırken İslam alemine karşı tek yumruk olabiliyorlar. Geldiğimiz noktada işler gittikçe karışıyor. Amerika yeni ve bana göre hafif kıro başkanına ayak uydurmaya gayret ediyor. İkinci Bush’un bize bayıldığı söylenemez. En azından Clinton kadar yumuşak olmayacağı şimdiden belli. Avrupa Topluluğu muhakkak kendisinden yüz bulacaktır. Bu arada kullanacakları yol Türkiye’yi yalnız bırakmak. Dünya üzerinde bu anlamda bir yalnızlık sefalet getirir. İşte Arnavutluk örneği orada duruyor. Üstelik coğrafi konum itibariyle Türkiye buna müsait değil. Bir yandan onların da bize ihtiyaçları var. Ama buna karşılık bizim yapayalnız kalmaya tahammülümüz yok. Bu, önceden itinayla hazırlanmış bir plan gibi görünüyor. Sağlam durmamız, akılcı davranmamız ve kozlarımızı başarıyla oynamamız lazım. Dışişleri Bakanını yine uykusuz geceler bekliyor gibi görünüyor.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109330
    % -0.31
  • 3.867
    % -0.62
  • 4.5554
    % -0.6
  • 5.158
    % -1.19
  • 156.209
    % -0.25
 
 
 
 
 
KAPAT